Tüm Versiyonu Göster : Gulse Birsel
Gulse Birsel hem Avrupa Yakasi'nin senaristcisi hemde Asli karakterini oynuyor.
Bence cok basarili bir yazar ve oyuncu.Cok kulturlu bir insan ve hayal dunyasi birsuru fikirlerle dolu.Cok basarili. :img-grin2
melis_krmcm 16-09-06, 20:55 süper biri ya..
avrupa yakasının senaryosunu öyle bi güzel yazmış ve hala yazıyo ki hayran kalmamak elde değil..
ayrıca kitapları da harika.okumanızı tavsiye ederim..gayet ciddiyim:)
forever_bim 16-09-06, 21:35 Gayet Ciddiyim ve Hala Ciddiyim adlı kitaplarını okudum. Begendim...Senaryosunu yazdıgı avrupa yakası zaten tartışılmaz sitcomların en iyisi...Yazıları da gayet eglendirici. Başarılı bir insan. Oyunculugu da oldukca iyi.
Turkiyede simdiye kadar en guzel senaryo yazanlardan biri.Avrupa Yakasini hep hayranlikla izliyorum cok super komik yaziyor.Insallah onu Avrupa Yakasin'dan sonra diger projelerde goruruz onu.
Çok güzell replikler yazıyor ve çok güzell tiplemeler yaratıyor bi dizi de hem snaryo yazıp hemde o dizinin başrolünü oynamak biraz zor olsa gerek ama Gülse Hanım bunun altından kalkabiliyor Avrupa Yakası en iyi sit-com bencede..
Gülse çok iyi bi senarist ya avrupa yakası bugüne kadar izlediğm en iyi sit_com çok başarılı bi kadın bencede Gülse Birsel
Bence çok zeki biri ve zeki olduğu kadar da sempatik...Gazetedeki köşesini sürekli takip ediyorum.Böyle güzel bir senaryo yazmak hiç te kolay değildir diye düşünüyorum.
gülse birsel i ilk g.a.g ı sunarken tanımıştım. program içinde neşeli oluşuna ve yaptığı esprilere bayılırdım.:happy0064 şimdi bakıyorum, bulunduğu yeri hakettiğini düşünüyorum ve çok seviniyorum. Türkiye de bu alanın en iyisi olduğunu düşünüyorum. avrupa yakasını da çok seviyorum. özellikle son bölümü de izledikten sonra bu dizinin çok uzun süre devam etmesini istiyorum. ;)
parlakz güneş 24-09-06, 11:12 Gerçekten çok ayrıntılı bir senaryosu var avrupa yakasında o kadar oyuncu kaybına rağmen süper bi senaryo yazmış.koyduğu yeni karakterler süper.çok başarılı bir senarist bence:)
hiç kaçırmadan bayılarak izlediim tek dizi avrupa yakasıı süper yazıyo senaryoyu....süper de oynuooo
tanrıverdi 06-11-06, 16:08 hayatm boyunca gördüğüm en güzel en tatlı en yetenekli en komik en şık en zeki en mükemmel insan...bayılıyorum ona...alkışlamak istiorummm:happy0064 :happy0064 :happy0064 :happy0064 :img-ok:
<<*TILSIM*>> 06-11-06, 17:14 bır aralar g.a.g diye bir programı vardı ee çokcuktuk ozamanlar fazla bişey anlamıyoduk tabi ama şimdi izleyince güzel :img-elvis
AVRUPALI GÜLSE IMZASINI ASYADA ATTI.
ATV nin sevilen dizisi "Avrupa Yakasi" nin senarist ve oyuncusu baþarýlarýyla gönüllerde taht kuran Gülse Birsel 28 baski yapan "Hala Ciddiyim" kitabi için düzenlenen imza gününde sevenleri ile bulustu.
Erenköy Bagdat Caddesi D&R da ki imza gününde kitaplarini imzalatmak için olduðu kadar sanatçiyi yakindan görmek isteyen merakli kitlesi arasinda isme yazili imzalanan kitaplarýna kavusanlar, mutlaka sanatçiyla beraber fotograf çektirmeyi de ihmal etmediler.
Hafta sonu olmasi nedeniyle genç hayranlarýn büyük ilgi gösterdikleri imza gününde Gülse Birsel'in senaryosunu yazip oynadigi ve konusu Istanbul'un Avrupa yakasinda Nisantasin da geçen "Avrupa Yakasi" dizinden sonra Asya yakasi için bir proje olup olmadigi ise merak konusu oldu!
Fýstýk yeþili kadife ceketi, bol yakali kazagi ile þýklýk ve zarafet örnegi veren sanatçidan imza almak için D&R dan Bagdat Caddesine tasan kalabalik arasinda, çocugu ile beraber fotograf çektirmek isteyen sabirsiz annelere de rastlandi. Gülse Birsel' kitabini, Sihirlitur okuyuculari adina da imzaladi.
http://www.sihirlitur.com/gazete/images/sayfa1/26_1.jpg
ellerine sağlık onun
ne diyim ki müthiş bir insan
türkiyenin en komik kadın yazarı
hatta en komik yazar arasında bile hatırı sayılır bir sırada bence
4 senedir bi diziyi izlerken insanların suratından gülümsemenin hiç eksik olmamasını
kahkahalara boğulmasını,tabiki oyuncularında katkılarıyla,sağlıyan insan...
kitabını okurken bile gülmekten kırıldım
ve serviste falan çok berbat bi durum oluyo böle sırıtmak
ancak gazete yazılarından artık eski tadı alamamaktayım
umarım biraz daha komik yazar
seviyorum yaw.........
çok iyi bir senarist avrupa yakası gelmiş geçmiş en iyi komedi ve eklenen oyuncularda mükemmeller yetenekliler BAŞARILARININ DEVAMINI DİLİYORUM
bence şu ana kadar ki en iyi kadın senarist müthiş bir beyin müthiş bir zeka ve müthiş bir kalem daha ne diyebilirimki
Gerçekten çok iyi bi senarist, bence oyunculuğu da hiç fena diyil, başarılarının devamını diliyorum...
hırsızpolis 26-11-06, 11:08 Mizah aşırı hassasiyet durumudur
Gülse Birsel komedi dizisi oyuncusu olarak, bir gazeteciden daha çok görünür olduğunu söylüyor.
Gülse Birsel, geçtiğimiz sezon sonunda Avrupa Yakası'nın en dikkat çekici oyuncuları birer birer ayrılacaklarını söylediklerinde, güveninin sarsıldığını ve kendini yalnız hissettiğini itiraf ediyor. Ama o yıkım hırsa dönüşmüş: "Gitsinler kardeşim, yine yaparız, daha iyisini yaparız."
Nişantaşı maskesi bir yere kadar...
Avrupa Yakası'nın başarılı senaristi Gülse Birsel, mesafeli kişiliği, sterilize sürprizleri, A plus mizah tutkusuyla televizyon dünyasının vazgeçilmeyenleri arasına girdi.
Mümtaz insan Gülse Birsel tanık olduğumuz kadarıyla tam bir 'kontrol manyağı'. Röportajda soruları cevaplarken bir yandan da her şey kontrolü altında mı, sinsi sinsi bunu ölçtü tarttı biçti...
- Avrupa Yakası'ndaki İfot dahil, Aslı dışındaki bütün kadınlar daha yaşayan karakterler. Aslı'yı da siz canlandırıyorsunuz. Bir yazar olarak bu savunma mekanizması mı?
- Aslı seyirci tarafından çok sevilen bir karakter. Onun özendiği hayatla, ailesinin alışkanlıkları arasında kalışını seviyorlar. Etraf Aslı dolu çünkü! Amerika'da okursun, yıllarca yalnız yaşarsın, ülkene dönersin, ailen gece çıkmana izin vermez mesela! Ama Aslı'yla ilgili şu var: Senaryoya ilk başladığımda bütün karakterlerin üç sayfa dökümünü yapmıştım. Her karakterin kompleksleri, zaafları, aşk tarihçelerini çok detaylı çıkarıyorum. Aslı için öyle bir şey yapmamışım. Ben oynayacağım ya. Kıvırırım gibi gelmiş. Şu anda oturup tekrardan Aslı'nın dökümünü çıkarmayı düşünüyorum. Oyuncu olarak bana faydası olsun diye. Aslı o yüzden bazen daha az kusurlu, düzgün ve biraz iki boyutlu bir karakter olarak kaldı ötekilerin yanında.
ASLI NORMAL, SAĞDUYU SAHİBİ
- Ama adı Aslı.
- O isimde özel bir mana falan yok. Yani "Aslı Gülse" gibi bir durum, otobiyografik esintiler söz konusu değil. Son ana kadar isme karar veremeyince, en yakın birkaç arkadaşımın isimleri hep Aslı diye, öyle olsun istedim.
- Nedir asıl profili o zaman?
- Normal, aklıbaşında, durumlara genellikle doğru taraftan bakan bir karakter. Aslı'nın görevi diğer karakterlerin arızalarını ortaya çıkarmaktır büyük ölçüde. Aslı-Volkan çatışmasında, Volkan'ın özelliklerini ortaya çıkarmak için Aslı pas atardı genellikle. Seyircinin normali Aslı'dır. Aslı doğru, genelgeçer bir şey söyler, ne bileyim Burhan abi bunun üzerine öyle saçma, ters köşe bir yorum yapar ki, deliliği ikiyle çarpılır.
CEM COOL BAŞLADI AMA...
- Gerçek sürprizi Aslı taşıyor o zaman. Dizinin tıkandığı yerde Aslı delirebilir ve fışkırabilir mi dersiniz?
- Zaten oyuncu olarak, Aslı'nın değiştiği bölümlerde delirip fışkıran tiplemeler yapmak daha kolay geliyor. Aile parasız kalır, Aslı'yla Volkan dilenirler örneğin. Veya Aslı pavyon kadını olur. Ya da asla beceremeyeceği bir işe soyunur: Çikolata reklamında 1.80 boyla 30 yaşında bir ponpon kız olmak gibi. Bunlar hem oyuncu olarak, hem yazar olarak tadından yenmiyor! Yoksa Aslı'nın komedisini Burhan gibi, Gaffur gibi, karakter özellikleri değil, içine düştüğü durumlar çıkardı.
- Peki kocanız Cem, neden sizinle evlendikten sonra karakteri pasifize edildi, tarafınızdan hem de, çünkü kalem sizde?
- Cem ilk başta cool, akıllı, mükemmel jön olarak başladı. Ofiste böyle bir adamın önce şu faydası oldu, diğerlerinin komiği çıktı. Hatta Cem o kadar mükemmeldi ki, Aslı'yı beğenir mi diye düşündük. Oradan bir merak ve çatışma doğdu. Ama Aslı ve Cem çift olduktan sonra, sıra Cem'i daha yakından tanımaya ve arızalarını keşfetmeye geldi. Meğer birisi kaşınınca bağırma tiki varmış örneğin. Hassas bir tipmiş meğerse.
ŞEBNEM AKSON
hırsızpolis 26-11-06, 11:10 'Angut mizahçı olmaz. Neşeli görünseler de içe kapanıktırlar'
- Kimsenin içindeki itici güç steril bir dünyadan ya da ruh halinden çıkmaz. Çizgisi olan düzgün kız, yeteneğinizi açıklamıyor gibi...
- Mizah yapabilen birinin gerçek hayatta görünüş itibariyle mesafeli ve kibar olmasını bağdaştıramıyorsun. Eğer belli bir uzaklıktan senin dediğin gibi "A plus" ama sürprizi olmayan biri gibi görünüyorsam, bu ilk başta bakanın önyargısıyla ilgili bir şey. Bir de tabii, hepimizin hayatta maskeleri var. Ben de ailemin, belki aldığım eğitimin, arkadaşlarımın etkisiyle, yıllardır o yaşam tarzına göre giyinip davranıyorum. Sürprizlerimi, arızalarımı da yakın arkadaşlarım veya yazdıklarımı okuyup seyredenler bilsin. Aslında bu yüzden röportaj vermeyi de sevmiyorum ben. Röportajı yapan haklı olarak, bir eksik, zaaf, arıza bulmaya çalışıyor, ruhumu ortaya çıkarmaya çalışıyor ki hikâye ilginç olsun. Aynı benim dizideki karakterlere yaptığım gibi aslında! Ben de "Kime ne canım" diyorum. Benim ruhumdan kime ne yani. Ama ipucu vereceksem illa, bence mizah yapan insan zaten kafadan kontaktır biraz! Benim teorim, aşırı hassasiyetle ilgili bir durum olduğu. Acıya üzüntüye tahammülün olmadığı, bunlar seni herkesten çok yaraladığı için, işi komediye vuruyorsun. En ağır durumları anlatırken bile mizaha sarılıyorsun. Angut mizahçı var mı? Yok. Genellikle çok hassas, kafası çalışan, neşeli görünseler de içine kapanık, her şeyi çok fazla kafada kuran tipler. Mizahçının ruhuna indiğinde, en azından kişisel olarak benim, sanki bu geçerli bir teoriymiş gibi geliyor.
hırsızpolis 26-11-06, 11:11 'Gittiler, yine yaptık daha iyisini yaptık'
- Siz bu dizide 'taş fırın erkekleri'nin ekmeğine yağ sürmüyorsunuz. Hatta tersi bir yaklaşımdan söz edebiliriz. Henüz ne kadarının farkında erkekler bilemeyeceğim, ama sizi erkek düşmanı ilan edecekleri bir potansiyel de var dizide.
- Onun farkında değilim. Ne açıdan öyle diyorsun?
- Mesela Fatoş'un çapkınlıklarını uluorta yaşayabilmesi, ya da kendinden on yıllarca genç Tanrıverdi ile olan aşkını destekleyen kaleminiz...
- Gelen e-maillerde en çok bu aşk destekleniyor oysa. Ben seyircinin tepkilerine tamamen kulağımı kapatmak istemiyorum diziyi yazarken. Eğer seyirciyi çok rahatsız etseydi mesela, belki yakın bir arkadaşlığa dönüştürürdüm, veya platonik bırakırdım. Ama insanlar çok sevdiler o aşkı. Ki aslında 20 yaş fark var aralarında. Üstelik statü farkı da var... Ya resim olarak çok şık oldular, ya kimya olarak çok yakıştırdı onları seyirci.
- Gerçekten sıkıştığınız ve canınızın acıdığı bir yer var mı bu işte?
- Özel hayatımda da çok büyük acılar yaşamadım. Kahır diye bir şeyi çok şükür şimdilik bilmiyorum. Ama yaşıyorsun bir şeyler tabii. İşle ilgili soruyorsan, geçen sezonun sonları ağır geçti. Zaten gergin geçen çekimler sırasında, "Tamam, Ata gidiyor ama biz devam ediyoruz," dedik, karar verildi. El sıkışıldı. Birkaç hafta sonra Evrim "Ben de seneye olmak istemiyorum," diye sürpriz yaptı. İlk bölüm çekiminden bir gün önce de Bülent "Ben vazgeçtim," dedi! Hakikaten benim için zor günlerdi. Bir karar verilmiş, ama insanlar sözlerini tutmuyor. Kendini yalnız hissediyorsun. Arkadaşların seni dımdızlak bırakmış gibi hissediyorsun. Öte yandan söz verdiğin başka oyuncular var, ekip ekmek yiyecek, yapım şirketiyle, kanalla anlaşılmış. Herkes senin gözüne bakıyor. Bu arada "En güzeli bitirsinler, baksana herkes gitmiş," yorumları var etraftan. Çok ağır sorumluluk hissettim üstümde. İnsanlara güvenin sarsılıyor. Canım acıdı hakikaten. Sonra o yıkım, öfkeyle hırs karışımı bir şeye dönüştü. "Gitsinler kardeşim, yine yaparız, daha iyisini yaparız," haline geldi. Bence bu sene geçen yıllardan daha iyi yazıyorum. Gerçekten bir işi büyük hırs ve enerjiyle yapmak için bazen de ruhuna bir çizik atılması gerekiyor galiba. Kamçılıyor mu ne yapıyor!
- Şöyle bir havanız var, bu kız sevgilisiyle ya da kocasıyla münakaşaya girmez, girmişse de yürür, işine devam eder. Gerçekten böyle mi?
- Münakaşaya girmem hakikaten. Yine hassasiyetle ilgili birşey belki. Ama insanın mutlaka hayatında üzüntü oluyor, kaçamıyorsun ki. Mesela geçen sene babam bir trafik kazası geçirdi ve bacağını kırdı. 10 gün sonra annem evde merdivenden yuvarlandı, o da bacağını kırdı. Bir tanesi hastanede yoğun bakımda, öteki evde yatıyor. Darmadağın olduk. Öyle günlerde anlıyorsun ki, sağlık dışında herhangi bir şeye üzülmek gerzekliktir! Ama o durumda da oturup her hafta yazdım ve oynadım. Zaten onu yapamayacak insan, yazmak oynamak için ilham bekleyen, güneşin açmasını, kuşların ötmesini bekleyen insan bu işe girmesin bence.
hırsızpolis 26-11-06, 11:12 'Mesafeli olmayı seviyorum'
- Konforunuzu mesafenizle mi sağlıyorsunuz.
- Sosyal hayattaki "tavır"ların amacı budur zaten. Hele bu işe girdikten sonra bir maskeye gerçekten ihtiyacın oluyor. Kendini korumak için. Örneğin o "mesafelilik" hikâyesini öyle çok seviyorum ki. Aslında değilimdir de o kadar. Kimisi en yakınına bile ser verip sır vermez, havadan sudan konuşur ya. Bana bir gün önce ne olsa, ertesi gün yakın arkadaşlarım, hatta iş arkadaşlarım öğrenir. Bağıra çağıra anlatırım, ne hissettiğime kadar. O mesafeli, şık "Nişantaşı maskesi" oraya kadar yani.
- Niye kocanıza hep zarif eşim diyorsunuz?
- O bir espri. Magazin jargonunda vardır ya "Bilmemkim ve zarif eşi". "Murat" desem, herkes Murat Birsel'le evli olduğumu bilmek zorunda değil, "Murat kim diyebilirler". "Kocam" lafını sevmiyorum. "Eşim" desem, mizah yazısının içinde resmi duracak. "Zarif eşim" lafı hoşuma gidiyor.
- Peki ama Murat Birsel'in yıldızı parlakken evlendiniz, siz daha ön plana çıktınız. Türkiye'de bunun çok tersi bir durum vardır. Hanımlar evlenir ve yıldızları söner. Siz ise biraz öne geçtiniz..
- Hâlâ dergi çıkarıyor olsaydım, isterse Türkiye'nin gördüğü en şahane editör olayım, yine geri planda, Murat Birsel'in eşi olarak kalırdım. Ama ben televizyonda komedi yapıyorum. Tutmuş bir komedinin oyuncusuysan en başarılı bir haberciden daha çok tanınıyorsun. Komedi dizisi oyuncusu olarak, tabii ki bir gazeteciden daha çok görünür oluyorsun.
tanrıverdi 27-11-06, 13:45 çok ii bir yazar ve senarist..ee zaten ne kadar süper bir senarist olduu zaten avrupa yakasından bellii:)glseciiime kocamn bir alkışş:happy0064 :happy0064 :happy0064 :happy0064
Öncelikle cok iyi bir Yazar ve Senarist..Simdiye kadar gördügüm en komik Dizi ''Avrupa Yakasi''nin Senaristi ve Oyuncusu..Cok basarili,basarilarinin devami diliyorum..
muhteşem bir senarist ve muhteşem bir oyuncu ama ön planda olamıyor sürekli diğer karakterlere pas atıyor
bayıılıyorum bu kadına... türk mizahı şuan onun ve cem yılmazın elinde... valla süper avrupa yakası kaç bölümdür oynuour ve ben her bölüm gülüyorum.. hiiiç kendni tekrarlamıo süpersin gülse.. ouyunculuğuda ii... bakışları bitirio beni.. öle gözlerini ayırıo fln.. üstelik ağlamasıda çook komik
çok zeki,başarılı bi kadın g.a.g. programını izlerdim ondan sonra gazetedeki yazılarını takip ederdim onun dışında iki kitabını okudum "hala ciddiyim" ve "yolculuk nereye hemşerim" ikisinide tekrar tekrar okudum ayrıca avrupa yakası gibi bi dizinin senaryosu çok güzel dört dörtlük bi kadın olağanüstü beğeniyorum kendisini
tanrıverdi 09-01-07, 17:14 türkiyenn en ii senaristi ben bunu bilir bunu konuşurumm...bi kadın ve hiçte medyatik değill...tekrar tekrar tebrk ediorumm..ve hiçbir zamnda bıkmıycam onu tebrik etmekten...:happy0064 :happy0064 :happy0064 :happy0064 :happy0064 :happy0064
erenalp_18 14-01-07, 19:10 evet duygucum sana kesinlikle katılıyorum yani
şu andan bence Türkiye'nin en iyi komedi yazarı hem de tartışmasız bu diziyi kült yapana kadar ne badireler atlattı ama sonunda başarı ya helal olsun
gülse nereye ben oraya benim hayat felsefem budur...
4 yıldır hiç sıkılmadan avrupa yakasının tekrarlarını ve yeni bölümlerini zevkle izliyorum çok çok iyi bir senarist.
sevimli.girl 10-02-07, 10:59 ya kadın acayip bişey aynı anda müthiş senaryo yazıp, kitap yazan ve haftada 1 gün gazeteye yazı yazan ve bu kadın yemek yemiyo uyumuyo diye düşündüğüm tek insan tabi bu daha öncelerde olan bişey ve kitaplarını çok merek ediyorum.
Gülse Birsel yaa kelimeler yetmez onu anlatmaya...İnanılmaz bir varlık... Bu kadar mı iyi senaryo yazılır,bu kadar mı zeki olunur,böyle bir espri yeteneği olur mu,bu kadar mı iyi mimik kullanılır,bu kadar mı güzel ve zarif olunur...ne diyim yaa yaz yaz bitmez onun özellikleri...Müthişş ötesi biri o ! Kendisine çoookkkk hayranıımmm...Avrupa Yakasını her izlediğimde bu kadın bu replikleri nasıl yazabiliyor diye şok oluyorum...Herşeyiyle harika bir insan...[/B]
hulyafan_88 04-03-07, 01:49 http://img228.imageshack.us/img228/9164/bscap0001qf9io9.jpg
summer___17 04-03-07, 07:44 Özel hayatıyla değil işleriyle gündeme geliyor Mimiklerini çok güzel kullanıyor Çok güzel seneryo yazıyo her nekadar biraz esinlenme olsada başka dizilerden :D
melis_krmcm 04-03-07, 10:56 G.A.G. da süperdi, avrupa yakası da süper gerçekten..
gazete yazılarını da keyifle okuyorum..harika bi kadın ya!
seviyorum bu kadının kalemini yaa g.a.g programındada , avrupa yakasındada harika işler başardı
_AŞkım_FB_1907_ 13-03-07, 13:06 kalemi süper ben bir dizinin tekrarlarını izlediğimi bilmem a. ynin tekrarlarını bile islediimm harika bir oyncu harika b,ir seneraist..........
Yagmur_ask 18-03-07, 15:58 Mükemmel bir senarist, bayan olması ayrı bir gurur kaynağı. ;)
http://img254.imageshack.us/img254/2076/gulse2rq3.png (http://imageshack.us)
http://img441.imageshack.us/img441/2629/gulseqs1.png (http://imageshack.us)
yaw gülse birsele bayılıyorum ya olağanüstü yazıyo şu avrupa yakasını:img-blush her izlediğimde gülmekten yerlere yatıyorum resmen:img-hyste tebrik ediyorum kendisini:good:
merve_burcu 21-03-07, 11:30 söyleye bilirmiyim gökhan özenin yakışıklı oldugunu kaç sene den beri hayranıyım ama bi kere bile konserine gidemedim
Yagmur_ask 28-03-07, 12:50 http://img253.imageshack.us/img253/2048/gulsebirselrr3.jpg (http://imageshack.us)
Kaynak: foto ajans
bi kadın olarak gurur duyulası ınsan
bi kadının kalemınin bu kadar güçlü olması ayakta alkışlamak istiyorum
iyiki varsın gülse birsel
ornek aldigim nadir kisilerden cok iyi bir senarist arti oyuncu mimiklerini cok iyi kullaniyo ayrica super kesifleri var gagta malesef fazla takip edemiyodum ama tekrar yayinlarini izledim baya guzeldi ordaki konusmalarida kendisi yaziyomus sanirim ayrica cok iyi bir yazar butun kitaplarini okudum son kitabi haric turkiye gittigim zaman almayi istedigim kitaplardan
ve avrupa yakasinda her hafta bizleri guldurdugu icin ve boyle yetenekli oyunculari onun sayesinde tanidigimiz icin cok tskr ederim
ayrica yagmurun dedigi gibi kadin olmasi ayri bir gurur veriyo[/B]
:good: :good:
http://img487.imageshack.us/img487/7826/hfghfgvyjcr8.jpg
http://img135.imageshack.us/img135/1981/glse3ww8qd6ev0cd8.jpg
http://img135.imageshack.us/img135/3787/glsebi9nd9ob3dv6.jpg
http://img46.imageshack.us/img46/4215/img14lfu1sc8.jpg
http://img98.imageshack.us/img98/7329/img5lew4sd5.jpg
http://img98.imageshack.us/img98/2684/resim9uz0.jpg
Senaristlik konusunda çok başarılı olduğu kesin...İnsanları gülmekten yerlere yatırmayı çok iyi biliyor.Kitapları da çok eğlenceli :)
dişi-kartal 08-05-07, 20:07 Herkese selamler arkadaşlar;
Gülse Birsel çok başarılı bi senarist komedi konusunda insanları güldürmek'in zor iş olduğunu düşünüyorum ama Gülse Birsel bunun altından çok kolay bi şekilde kalkıyor onu çeşitli projelerde görmek isterim başarılarının devamını dilerim..:img-yes:
tanrıverdi 16-05-07, 21:52 hayatimdaki Tek Ve En Büyük Idolüm..her Gün Birgün Onun Gbi Olabilmenin Hayalini Kuruyorumm!!!!![/b]
MoOnDaNcE-11 26-05-07, 12:42 Harika bir senarist . Bu isi inanilmaz iyi yapiyor . Hakkini sonuna kadar vermek lazim :good:
Ancak kotu oyuncu . Bence hic oynayamiyor . AY'de bu kadar kurdun arasinda sivrilmesini beklemiyorum,ama cok goze carpiyor.Ozellikle o mimikleri filan hic veremiyor,cok yapmacik oldugu hemen goze carpiyor.
Bir de gerek kamera arkalarindan ,gerekse de roportajlarindan buyuk boyutlarda simariklik kokusu aliyorum.Kendine guvenmekle simariklik arasinda ince bir cizgi vardir ve gulse birsel bunu coktan gecmis...
zeynepppppp 02-06-07, 12:13 gülse birsel işinde çok iyi mükemmel bende kendi çapımda senaryolar falan yazıyorum inş. günün birinde onun kadar iyi olabilmek istiyorum:img-yes:
bence çok başarılı,zeki bir senarist.ayrıca bence de çok güzel rol yapıyor.oynadığı karakterle,mimikleri,davranışları çok özleşiyor.çok seviyorum gülse birseli:happy0064ah bir de şu izzet ve makbuleden vazgeçse.burhana daha fazla çektirmese ve uzatsa süper olacak:img-pilot
---gamze--- 08-06-07, 17:43 gag programını avrupa yakasını izledim kitaplarını okudum çok yetenekli b iinsan
onun gibi olmak isterdim:good:
KeReMcEmİm 09-06-07, 08:13 süper bi senarist yani avrupa yakasın 127 bölümdür yazıo ve her hafta o kadar güzel konular ve akıllıcaki süper yani gülmekten ölüorum zaten :img-hyste harika şeyler gelio aklına
dizici_manyak 23-06-07, 15:19 yaa aklım almıyo kadın 4 yıldır süper senaryo yazıyo hem de hiç sıkmadan bravo yaa:)
hem sıkılmıyor hemde sıkmıyor harika inanılmaz bi kadın bide komedi yazıyor dram değil çok beğeniyorum ya takdir edilecek kadın
alpenur_watson 23-06-07, 21:22 basıları sıkmaya başladı fln diolar ama 128 bölümün seneryosunu yasmk kolay diil hem avrupa yakasında hemde kitaplarında çok başarılı "gayet ciddiyim" isimli kitap hariç dierlerini hep okudum ve hayatta yaşanan olayları çok komik ve eğlenceli bir biçimde yasım okuduuum her satırda ona olan hayranlıım 1 kat daha artıyo:happy0064
tanrıverdi 28-06-07, 19:32 ahhh ahh allahım acaba bigün karşılaşırmıyım ona çok merak ediorumm:)ama işalah bigün karşılaşırım ve ilk diceim şey bi sinema filmnde tekrar gömek istiorum ayrıca noluur yeni bi kitapp:)bayılıorum ona yaaaaa:)
İdolüm yaa.....Çok çok ama çokk seviyorumm....Hem zeki, hem güsel, hem başarılı, hem de esprili..Harika biri...... GÜLSE BİRSEL!!:happy0064[/B]
HulyaGoker 01-07-07, 22:19 evet kitapları çok güzeldi ama yenisini hala bekliyorum. hep düşünüyorum 4 senedir nasıl yazıyor nereden buluyor bunca fikri diye. Yaratıcılık ve zeka budur.:good: :good: :good: :good:
ceren durul 07-07-07, 18:36 evet kitapları çok güzeldi ama yenisini hala bekliyorum. hep düşünüyorum 4 senedir nasıl yazıyor nereden buluyor bunca fikri diye. Yaratıcılık ve zeka budur.:good: :good: :good: :good:
Aynen bende öyle düsünüyorum :icon_whis ...
Nasil yapiyor, ve yaptigi komedi .. bunca fikiri nerden buluyor
Bir anlasam ...
Kitaplarini´da cok okumak istiyorum; ama malesef almanyada türk kitaplarini Satan bir kitapci yok ... Artik gelecek seneye ... :sad53:
Ve ayrica oyunculugu´da cok güzel yapiyor ... basarili ... :good: [/B]
bugün pazar sabahtaki röportajı...oyuncular kısmındakine ekledim,buraya da ekleyeyim dedim:img-wink: aile imzası yapılırsa,beni de eklerseniz sevinirim...bu sayfasına pek girmiyorum ama oyuncular kısmındaki sayfasından pek çıktığım söylenemez:img-blush
'Dram kolay iş, zor olan komedi yapabilmek'
Çarşamba günlerinin en büyük eğlencesi Avrupa Yakası tatile girdi. Yıl boyunca aralıksız çalıştıklarını söyleyen dizinin senaristi ve oyuncusu Gülse Birsel ise şimdi tatilin ve başarısının keyfini sürüyor. Birsel'le senaryoları nasıl yazdığını, dizide bundan sonra neler olacağını ve yeni projelerini konuştuk
- İnanılmaz yoğun bir sezon geçirdiğinizi biliyorum. Sabah başlayıp ertesi gün biten çekimler, SABAH'a köşe yazınızı yetiştirmek için "Yazımı göndermek için kaç dakikam kaldı?" telaşları... Tatile girmek nasıl bir duygu?
- Tam 40 hafta, hafta sonu tatili bile yapmadım, öyle söyleyeyim... Sadece dizi yerine maç yayını olduğu bir hafta, beş gün Londra'ya gittim. Aralıksız çalışmak çok ağır bir şey. İnsan hiç tatil yapamadığı zaman, sokaktaki herkesi kıskanmaya başlıyor bir süre sonra. Alışveriş yapanlar, kafelerde oturanlar, herkes senden şanslı gibi geliyor sana... Neyse ki tam "Artık kaldırımayacağım," dediğin noktada tatile giriyorsun. Şimdi iki ay tatilimiz var. Tabii bu kadar severek ve eğlenerek yapmadığı bir iş olsa, asla 40 hafta aralıksız çalışamaz insan.
- Genelde uykusuzluğa, böyle ağır tempolara alışık mıdır bünyeniz?
- Doğrusunu söylemek gerekirse, hayatımda tempo düştüğü zaman depresyona yakın bir durum oluyor bende. Hafif depresif bir ruh haline bürünüyorum çünkü 19 yaşımdan beri çalışıyorum. Ben üniversite birinci sınıfta bile sıkıldım, çok rahat geldi üniversite bana. O yüzden de işe girdim ve gazeteciliğe öyle başladım. Ben tembellik yapmayı, evde oturup keyif yapmayı bilmiyorum gerçekten. Ama hiç bu yılki kadar çok çalışmamıştım hayatımda. 90 dakika dizi çekmek delice bir şey gerçekten... Dünyada 40 dakikalık bir sitcom bile yok!
'BİZDEN İYİ KOMEDİ DİZİSİ YOK'
- Peki bu delice işi nasıl beceriyorsunuz? Açıkçası bir ara dizinin temposu düşüyor gibiydi ama sonra tekrar müthiş keyiflendi...
- Doğru, geçen senenin sonlarında oldu öyle bir şey ama bu kadar süre içersinde bunun olması çok normal. Genele bakacaksın, son dört yıldır bizden daha iyi komedi dizisi olmadığı gibi bize yakın iyilikte bir komedi dizisi de yok. Yani, bizim en kötü bölümümüz bile piyasadaki bütün komedi dizilerinden daha iyi.
- İnsanları hep iyiye alıştırdığınız için, her bölüm müthiş eğlendirsin isteniyor sanırım...
- Tabii bizi bizle karşılaştırıyor insanlar. Ama bizim de kendimize göre daha düşük veya yorgun olduğumuz haftalar olabiliyor. Geçen senenin sonunda benim yorulmamın sebebi ise ekip içindeki anlaşmazlıklar, devam edecek miyiz, etmeyecek miyiz kaygıları ve bunların getirdiği bıkkınlıktı. Komedi moralle yapılan bir iş, bir de annem ve babam bir hafta arayla trafik kazası geçirmişti. Kısacası zor bir yıldı benim için. Ama ben belli bir standartı tutturmak için elimden geleni yapıyor, bunu tutturduğuma da inanıyorum.
'ZOR OLAN HİKÂYEYİ KURMAK!'
- Bu yılki ekibin uyumu nasıl? Diziye yansıyan herkesin inanılmaz eğlendiği...
- Biz bu yıl, yepyeni bir diziye başlıyor gibi olduk. Ekip çok uyumlu, herkes birbirini çok seviyor, kulis her zamankinden daha neşeli... Bu reytinglere de yansıdı. Ama en önemlisi ben artık daha tecrübeli bir senarist oldum ve dizi 90 dakikaya uzayınca da iyi kıvırabildim.
- Tek başına mı yazıyorsunuz tüm senaryoyu gerçekten?
- Tek başıma yazıyorum ve birkaç kişi birden nasıl yazılır, hiç canlandıramıyorum kafamda. Birçok dizide öyle yapılıyor aslında. Ama ben yapamam çünkü hikâyeyi ben oluşturuyorum, karakterleri ben biliyor, ben konuşturuyorum... Birinin başladığı bir işi, bir başkası nasıl aynı şekilde devam ettirebilir anlamış değilim. Benim asla tercih etmeyeceğim bir şey ekiple yazma işi.
- Size fikir veren de mi yok hiç?
- Yok. Bir de epey tecrübelendim herhalde, 130 bölüm oldu... Bu işin en zor tarafı hikâyeyi kurmak, gerisi benim için çok kolay. Yazarken espriler geliyor zaten, her karakterin sesini duyuyorum sanki. Size garip gelebilir ama kiminle ilgili bir replik yazacaksam, o karakter sanki repliği kulağıma fısıldıyor. Önemli olan şu benim için; bu hafta ne olacak? Aslı Cem'le küsecek, o yüzden Fatoş'la Tanrıverdi kavga edecek vs. Onu hallettikten sonra, gerisi gerçekten eğlence benim için.
- Tıkandığınızda ne yapıyorsunuz? Ne bileyim dışarı çıkıp bir tur atmak, evde bir aşağı bir yukarı yürümek ya da çok güvendiğiniz birini arayıp "Sence şöyle mi olsa?" demek...
- Konsantrasyonum daha çok akşamları yükseliyor, o yüzden de gece yazıyorum. Bol bol kahve ve çay içiyorum. Düzenli olarak fikrini aldığım kimse yok. Bilgisayarın başına oturduğun zaman, dizi için çalışan o kadar insanın sorumluluğunu aldığını ve milyonların televizyon karşısında bu diziyi beklediğini düşününce, yazacaksın zaten, başka çaren yok. Kendine zarar vermek istemiyorsan da yazabileceğinin en iyisini yazacaksın!
- Elinizi bu kadar büyük bir taşın altına koyduğunuz için zaman zaman, "Ben kendime iyilik mi ediyorum, kötülük mü?" diye düşünüyor musunuz?
- Aslında düşünmüyorum çünkü her şeye rağmen, bu iş benim çok zorlandığım bir iş değil. Hatta itiraf edeyim, bu, hayatımda yaptığım en kolay iş! Ben 19 yaşımdan beri yazarak para kazanıyorum zaten... Gazetecilik sayesinde bu işi başarıyorum.
'Komedi oynayan kadınlara baktığımda, iyi bir yerdeyim'
- Dışarıdan çok yabancı ve uzak gibi duruyorsunuz ama Avrupa Yakası'na bakınca, bir kapıcı ailesinde yaşananları da en az Nişantaşı'nda oturan elit bir ailede olup bitenler kadar iyi bildiğiniz çıkıyor ortaya. Bu hayat bilgisi nereden geliyor?
- Gazeteci olup da çok steril olan bir insan tanımadım ben. Moda dergisinde çalışan üç-beş hanım kız olabilir ama... Zaten İstanbul'da yaşıyorsan, ne kadar steril kalabilirsin ki? Bir de benim avantajım şu oldu; gazeteciyken yüzlerce eve girip çıkıyor, her kesimden farklı insanlarla tanışıyordum. Bu müthiş bir bilgi kaynağı. Mesela bana, "Bu erkek muhabbetlerini nasıl bu kadar iyi yazıyorsun?" diye soruyorlar. Ben iki yıl da erkek dergisi çıkardım. Tamamı erkek bir kadroyla çalışarak erkek kafasına hitap etmeye çalıştım. Erkeklerle bu kadar iç içe yaşayınca neye önem verdiklerini, kadınların neresini beğenip beğenmediklerini, aralarında nasıl muhabbet ettiklerini çok iyi biliyorsun. Bu bir de gözle, bakışla, hayatta nelere önem verdiğinle alakalı bir şey tabii. Ben bir kafede içtiğim kahvenin tadını fark etmem ama karşı köşede oturan adamı fark ederim. Hem görmediği şeyleri de hayal edebilir insan...
- Etrafındakilerle çok sohbet eden, girişken biri olduğunuz söylenebilir mi?
- Yok, pek girişken biri değilimdir, daha çok seyrederim.
- Dizideki oyuncular sizin yazdığınız repliklere birebir uyuyor mu, mesela Burhan? Öyle ki izlerken o kendi kendine doğaçlama yapıyormuş gibi bir hisse kapılıyor insan...
- Evet, öyle zannediliyor ama aslında hepsi benim yazdığım replikler. Yalnızca Engin'in (Günaydın) her bölümde doğaçlama yaptığı bir-iki cümle vardır, o da maksimum. Mesela 'Gerri' onun lafıdır, 'Elly Makbile'yi o bulmuştur... Ben 'şiştim' yazmışımdır, o onu 'sistim' diye söyler. Ama çoğu şeyi onun o anda kafasına göre uydurduğunu düşünmenizin nedeni, Engin'in inanılmaz bir oyuncu olması. Ben onun için, 'Türkiye'de bizim jenerasyonun gördüğü en iyi birkaç erkek oyuncudan biri,' derim rahatlıkla. Teksti alıp sanki kendi o anda bulmuş gibi satabiliyor. Karakteri bu kadar iyi giyen bir oyuncu ben çok az gördüm. Bazen ben bile kontrol etme ihtiyacı duyuyorum çekim sırasında, 'Bunu ben mi yazdım, yoksa Engin mi şimdi uydurdu?' diye. İkincisi, ben Burhan'ı o kadar iyi öğrendim ki tamamen Engin'in ağzına göre yazıyorum.
- Sizin en keyifle yazdığınız ve güldüğünüz karakter kim dizide?
- Ben herkese hayranım, favori bir karakterim yok gerçekten. O günkü hikayeye göre değişiyor güldüklerim. Burhan'a da çok gülüyorum, Sertaç'a da... Sertaç'ın da o kadar yersiz, absürd ve komik replikleri oluyor ki, nereden aklıma geliyor ben de bilmiyorum. Bu arada en az Aslı'nın repliklerine önem veriyorum kendim oynadığım için.
- Oyuncu olarak ilerleme kaydettiğinizi düşünüyor musunuz?
- Tabii, artık şunu rahatlıkla söyleyeyim kendimi izlerken içim rahat. Piyasadaki komedi oynayan kadınlara baktığımda da iyi bir yerdeyim. Ama kendime ilk başta nasıl başrol vermişim inanamıyorum. Tamamen cahil cesaretiymiş!
- Niye heves ettiniz peki oyunculuğa bu kadar?
- E, altı yaşımdan beri hayalimdi oyuncu olmak... Bir de Aslı bana yakın bir karakter, herhalde 'kıvırırım' dedim. Aslında çok korkunç bir durum da olmadı. Asıl işimi zorlaştıran şu; senaryoyu, dekoru, kostümü ve aklınıza gelebilecek tüm detayları düşünmekten bazen oyunculuğun kendisine konsantre olacak vakit kalmıyor. Yönetmen "Kayıt," demeden oyuncu olduğumun farkına varamıyorum.
- Her şeyi kontrol etme ve her şeye hâkim olma hali de var sanırım sizde...
- Evet, her şeyi kontrol deliliği var bende maalesef ama biraz da 'Nasıl olsa Gülse hallediyor,' diye bana kalıyor işler...
--------------------------------------------------------------------------------
'Fatoş ile Tanrıverdi ilişkisi aslında kumardı'
- Gaffur için ne söyleyeceksiniz, onu eleştirildiği için mi biraz geri plana çektiniz?
- Gaffur her şeyiyle çok sivri bir karakter. O yüzden çok dozunda kullanılması gerekiyor. Ben onu daha tehlikeli, daha potansiyel katil yönü olan ve girdiği her ortamı geren bir karakter olarak planladım ve Peker de (Açıkalın) bunu müthiş oynadı. Ama maalesef bu işi hiç bilmeyen kişiler, Gaffur karakteri hakkında isabetsiz yorumlar yaptı. Gaffur, fenomen haline gelince herkes yorum yapma ihtiyacı hissetti. Ama o bıçaksırtı karakteri anlayan anladı ve çok sevdi.
- Fatoş ile Tanrıverdi'nin ilişkisi de bizim toplumumuzda sıcak bakılmayacak bir ilişki aslında. Nasıl tepkiler alıyorsunuz?
- O ilişki benim için bir kumardı, yazarken büyük bir riski göze aldım. Ben de tepki gelmesini bekledim, 'olgun kadın-genç erkek' ilişkisi öyle kolay benimsenecek bir şey değildi. Ama bilakis çok sahip çıktı seyirci bu ilişkiye. İmkânsız aşklar çok seviliyor, insanlar bir şekilde sempati duyuyor bu birlikteliğe. Beni de şaşırttı gerçekten.
- Dizide çok romantik görünüyor da, sonu var mı bu ilişkinin?
- Neden olmasın? Orta yaşlı güzel bir kadınla genç bir adam evlenemez mi?
- Evlilikten söz açılmışken, dizide Rutkay Aziz'in canlanlandırdığı Bülent Bey'in evliliğe bakışı da çok hoş gerçekten. "Evlilik olmazsa, aşk olur mu?" diyor ya, siz evli biri olarak buna katılır mısınız?
- (Gülüyor) Bülent Bey çok hoş gerçekten, ama tabii ki ben onun gibi düşünmüyorum. O, "Eve dönmeyecek olduktan sonra özgürlüğün ne tadı var?" diyor ve evlilik dışı ilişkilerin tadını çıkarmak için evliliği tercih ediyor! Evliliklerde belli konularda özgürlük elbette olmalı ama bu, ne tür bir özgürlükten bahsettiğimize bağlı. Mesela sevdiğin mesleği yapabilmekle keyiflerinle, mutlu olmakla ilgili özgürlükler elbette olmalı. Ben içerisinde esaret olan bir evliliğe tahammül edemem. Sonuçta hepimiz mutlu olmak için yaşıyoruz, başka bir derdimiz yok ki...
'Dizi ekibiyle müzikal-komedi yapmayı hayal ediyoruz'
- Siz neler izliyorsunuz televizyonda?
- Avrupa Yakası'nı ve bir-iki bölümüne rastladığım Hatırla Sevgili ve Binbir Gece. İkisi de gayet temiz ve özenli işlerdi bence.
- Siz de sıkı bir melodram yazmak ister misiniz?
- Komedi yapabilen bir insan, niye başka bir tür yapsın ki? Çok ukalalık gibi olacak ama onu yapmak kolay, komedi yapmak zor. Hem kendi içinde bir draması olacak, hem gerçekçi olacak, hem insanlar gülecek... Ama dramada durumların insanları etkilemesi daha kolay. Bir tane aile koyarsın; kız hasta olur, ötekisinin karısı onu aldatır, ortada bir çocuk kaçırılır, falan filan... Yani bir şekilde insanları bağlarsın hikâyeye. Komediyi seçmemin sebebi biraz da hayata bakışla ilgili.
- Avrupa Yakası daha ne kadar devam eder sizce?
- Dizi önümüzdeki sezon da devam edecek ama gerisini gerçekten bilmiyorum. Ama şunu söyleyeyim; ben sıkıldığım anda biter.
- Kafanızda yeni projeler var mı?
- Tabii, kesinlikle bir film yapacağım. İki yıldır oturup yazmak istiyorum zaten.
- Onda da rolünüz olacak mı?
- Bu sefer oynar mıyım, bilmiyorum. Öyle bir ihtiras içinde değilim... Esas olarak yazmak istiyorum ama bana 'cuk' oturan bir rolse, neden olmasın? Ben öncelikle işin iyi olmasını isterim, benim olup olmamam önemli değil. Ama bu büyük ihtimalle bir şehir hikâyesi olacağı için, bana da kıyısından köşesinden bir şey düşer, diye düşünüyorum (gülüyor)... Aslına bakarsanız, asıl yapmak istediğim tiyatro...
- Yakında böyle bir şey olacak mı yoksa?..
- Henüz bir şey yok. Daha doğrusu kafamda bir hikâye var ama henüz oturmuş değil. Avrupa Yakası ekibi olarak bir müzikal- komedi yapmayı hayal ediyoruz. Beni şu anda en çok heyecanlandıran şey bu. Öyle bir şey olsun ki, insanlar üç dört kere izlesin. Gülmekten nefessiz kalacakları bir tiyatro oyunu olsun.
'Ekibe bomba bir isim katılıyor'
- Merak ediyorum, geçen yıl diziden ayrılanlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Ben bir izleyici olarak, açıkçası "Yazık ettiler kendilerine," diyorum...
- Üçü de kendi istekleriyle ayrıldılar; Ata da (Demirer), Bülent de (Polat), Evrim de (Akın)... Üçüne de kalmaları için çok ısrar edildi. Hepsini de çok seviyorum, arkadaşım onlar. Zaten Ata'yla gerçekten kardeş gibi bir ilişkimiz vardı... Keşke gitmeselerdi ama kendi gelecekleri için öyle bir seçim yaptılar, ne diyebilirim ki? Kendilerine göre haklı oldukları sebepleri vardır herhalde... Ama hiçbiriyle aramda ne bir tartışma oldu ne de kavga. Sadece Bülent'in ayrılması biraz ani oldu ve beni üzdü, o kadar.
- Dizide Volkan'ın askerde olması, bende Ata Demirer'in geri dönmesi için açık bir kapı bırakılmış hissi uyandırıyor... Ne dersiniz?
- Asla! üstelik Ata'nın da öyle bir arzusu olduğunu zannetmiyorum. Olsa da artık birlikte yapamayız. Çok sebepten; senaryodan, bütçeden, genel ekibin duygusuyla ilgili sebeplerden... Kapandı artık o iş, öyle bir şey olamaz. Avrupa Yakası'nın yepyeni bir ekibi var ve bu ekip çok daha yüksek bir enerjiyle çalışıyor.
- Diziyle ilgili biraz ipucu sorayım, Sacit'le Zeynep Amerika'da evlenecekler mi?
- Onu biraz sabredip eylülde görün diyeceğim ama her an bir sürpriz yapabilirler!
- Peki yeni isimler katılacak mı kadroya?
- Evet, büyük bomba var!
- Kim?
- Söylesem mi, hadi söyleyeyim... Binnur Kaya!
- Sizin ekibe çok yakışır...
- Bence de. Çok iyi bir oyuncu ve müthiş bir insan gerçekten.
- Hangi rolde olacak peki, Burhan'ın kız kardeşi mi yoksa?
- Hayır. Bambaşka, çok ters köşe bir rolde olacak. Bu kadarını söyleyeyim yeter.
http://img174.imageshack.us/img174/7936/ap2007070801lf2.th.jpg (http://img174.imageshack.us/my.php?image=ap2007070801lf2.jpg) http://img260.imageshack.us/img260/8931/ap2007070810bu3.th.jpg (http://img260.imageshack.us/my.php?image=ap2007070810bu3.jpg) http://img260.imageshack.us/img260/8834/ed3f2d31d96e134fae8423ezp9.th.jpg (http://img260.imageshack.us/my.php?image=ed3f2d31d96e134fae8423ezp9.jpg) http://img524.imageshack.us/img524/2448/027d919a51baeb4faa5dd8ahr2.jpg (http://imageshack.us)
Çok taktir ettiğim müthiş bir insan Gülse Birsel. Bildiğim kadarıyla senaryoyu tek başına yazıyormuş, hemde dizide oynuyor. Bravo vallaha ne diyeyim!
dizidekinden çok daha güzel bir kadın bence gecenlerde nişantaşında bir magazada gördüm bian tanıyamadım bi baktım o acayip uzun boyu bukadar beklemıyodum açıkcası çok basarılı bir kadın seviyorum kendisini :)
gecesacli1983 25-07-07, 14:27 [B]Gülse Birsel müthiş bir insan,her zaman farklı,her zaman başarılı,senaryo olsun oyunculuğu olsun harika biri ki mimiklerine bayılıyorum:img-yes: Gülse Birsel Bambaşkasın...
Hem oyuncu olarak hemde senarist olarak cok basarili buluyorum kendilerini.
Yazdigi replikler hertür sahnede güldürüyor insani :)
Oyunculugu zaten harikaa, o yazdigi replikleride cook gercekci oynuyor, repliklerin yani sira birde oyunculuk yetegi ve mimikleri kullanmasi felan eklenince tabi basarisi iki kat daha artiyor. ;)
oyunculuğu da senaristliği de harika tek başına dizinin senaryosunu yazmak her babayiğidin harcı değil
aile imzasına beni de ekleyebilir misiniz
buyrun millet gülse birsel imzanız umarım begenirsiniz:img-wink::img-wink:yorumlarınızı bekliorum
http://img224.imageshack.us/img224/8082/glsecikkv6.gif
inanılmaz başarılı... her daim böyle büyük başarılara imza atması dileğiyle...
özel çalışma yapan arkadaşlara da teşekkürler, ellerinize sağlık...:img-yes:
Gülse Birsel'i çok seviyorum ama Avrupa Yakası'ndan deil G.A.G'dan seviyorum orda yorumlarına bayılmıştım ve ordaki yorumlarıda Avrupa Yakasın'da da konuşturdu:)
Gülse bnce ender bulunan bi yazar:img-wink:
Benide alır mısınız aileye ama imza için geç aklmışım sanırım:icon_sorr
Adım Naz:good:
http://img231.imageshack.us/img231/3579/gulse1np9.jpg
Ev herkes için farklı bir anlam taşır. Sizin için ne ifade ediyor?
- Gülse Birsel: Galiba ev benim için gevşeme demek. Onun için evin rahat olması önemli. Normalde evde çok vakit geçiren biri değilim, hasta olduğumda bile birkaç gün üst üste evde otursam sıkılırım. Ama evin başka fonksiyonları da var benim için. Örneğin, son bir-iki yıldır yazı yazmaya yüklenmem ile birlikte evim çalışma mekânım oldu. "G.A.G." metinlerini, gazete yazılarını evden yazmaya başladım. Bu nedenle, çalışma odasını evden ayrı, çok fazla kahve içilen, çok fazla volta atılan, çok fazla gergin olunabilen ve çok yoğun çalışılan özerk bir bölge olarak görüyorum. Oranın kapısını kapattığım zaman, soru sormak için bile giren biri benden çok ters cevaplar alabiliyor. Ama evin diğer bölümleri gevşeme mekânları. Mesela salon... Burada dünya ile bağlantımızı kuruyoruz. Uydu sistemi, televizyon, DVD, sinema perdesi hep burada... Terasta şezlonga yatıp müzik dinliyorum. Orası ayrı bir gevşeme yeri. Yatak odasında da çok vakit geçiririm. Sadece uyumak için değil, kitap okumak ve tv seyretmek için de! Kapıdan içeri girdiğim zaman kontağı kapatıyorum.
Peki çalışma odasında ne kadar vakit geçiriyorsunuz?
-Girdiğim zaman 2-3 saatten önce çıkmam. Ancak kahve, su ya da yiyecek bir şeyler almak için saat başı mutfağa gidip gelirim. O zaman da zaten burnumun ucunu bile görmem. Koridorda bir arkadaşıma falan rastlasam tanımayabilirim. Yani mesela eve hırsız girse "merhaba" deyip geçebilirim. O durumda oluyorum.
Kimi insan masa başına zor oturup konsantre olur.
-Bana kalsa ben hiç çalışmam. Dünyanın en tembel insanıyım ama yazıyı yazdıktan sonraki ödüller hoşuma gidiyor. Özellikle de manevi ödüller. Onları önüme havuç gibi koyup ancak öyle oturuyorum. Genelde yumurta kapıya dayandığı zaman bitiririm işleri.
http://img516.imageshack.us/img516/1573/gulse2an3.jpg
Bu dergicilikten kalma bir alışkanlık, bir yaşam biçimi olsa gerek...
-Olabilir. Ya da o yüzden dergici oldum, bilmiyorum. Mesela "G.A.G."ın çekimlerinde, hep bir gece önce akşam 8-9 gibi otururum gece 2’de falan bitiririm metinleri. Ertesi sabah çekime girerim.
G.A.G.’la birlikte Türkiye mizah yazan ve yazdığını anlatıp oynayan Gülse Birsel’i tanıdı. Sanırım teksiniz.
- Mizah yazan kadın var aslında. Oynayan, anlatan kadın da var. Garip bir şekilde ikisini birlikte yapan yokmuş meğer. Aslında kendi yazdığım bir şeyi çıkıp anlatmam daha kolay. Kendim için yazıyorum, kendim yapabileceğim şeyi yazıyorum. Yapabileceğim şiveyi, taklidi koyuyorum. İnanmadığın bir espriyi sahnede veya kamera önünde satamazsın.
Sizi Cem Yılmaz’ın dişi versiyonu olarak yorumlayanlar var.
-Olabilir. Bunlar gözlemsel şeyler. Onu için "bir tür Cem Yılmaz" diyorlar. Geçen gün sokakta biri, "Sizin için Cem Yılmaz’ın dişisi diyorlar. Bunda doğruluk payı var mı?", diye sordu. Ne diyebilirim ki: "Evet, ben dişisiyim. Beni sonradan yaptıkları için biraz daha fazla özendiler" mi? Gözlemsel komedi yaptığım için Cem Yılmaz’a benzitiyorlar. Hikaye anlatmıyorum, tespitleri sıralıyorum. Bir konuda köpürte köpürte ahkam kesmek gibi bir şey. Yoksa bir tane ortak esprimiz yok. Çok da farklı tarzlarımız var.
Peki yazarken birdenbire arka arkaya mı akıyor, yoksa hani buraya neler koysam gibi kurgular yapıyor musunuz?
-Galiba rahat çıkıyor. Ben hızlı yazarım. Aktüel’e ilk girdiğim zaman da "aa sen çok hızlı yazıyorsun" diyorlardı. O da vakit açısından iyi bir özellik. Çok zorlanmam. Zaten zorlansam bu işi yapamam. Bu kadar tembel bir insanın 60 program x 10 espri, 600 küçük hikaye anlatması çok zor olur. Zaten etrafta o kadar çok malzeme var ki.
Gazete yazılarına devam edecek misiniz?
-Gazete yazıları çoğalıyor. Haftada 4 güne çıkıyor. Haftada 3 gün Günaydın’da yazacağım; pazar yazıları da devam edecek. Reklam yazılarını cuma gününe alıp biraz daha laubali hale getirmek, ne görmek istiyorsam onu yazmak istiyorum. Cuma günü ekonomi sayfası dışında bir yerde daha laubali bir sayfada, kendi köşemde yazarsam "delidir, ne yapsa yeridir" diyebilirler. Daha bağımsız olacağım. Tüm bu işler, hesapladığım zaman haftada 6 günümü dolduruyor. Bir de oyunculuk yapmak istiyordum fakat mümkün değil. Bu işler bitince inşallah! Keşke süper bir yazar bir şey yazsa ve beni istese oyuncu olarak. Ama öyle bir şey yok şu anda. Bu nedenle de kendi yazacağım projeyi en uygun buluyorum. O da vakit açısından şimdilik mümkün değil.
http://img231.imageshack.us/img231/6456/gulse3wt7.jpg
Renklerin hayatınızdaki yeri nedir?
-Benim çeşitli dönemlerim var. Mesela belli bir yaşa kadar evde de, kıyafetlerimde de hiç canlı renk sevmezdim. Siyah olsun, gri olsun, beyaz olsun. Ev zaten minimal olmalı ve çok modern olmalı, ahşap kullanılmamalı, hep metal ve cam olmalı derdim. İnsan yavaş yavaş etrafından da etkileniyor. Mesela Murat’ın bir sanat koleksiyonu var. O koleksiyon içimi ısıttı, 5-6 yıl önce Osmanlı sanatına ilgim başladı. Bunlar modern şeylerle de kullanılabiliyormuş meğerse. Şu anda evde renk seviyorum. Hatta olmasını tercih ediyorum. Artık siyah-beyaz evler gözüme o kadar iyi görünmemeye başladı. Son zamanlarda Osmanlı’nın aksesuarını, kumaşını sevmeye başladım.
Hayalinizdeki ev diye bir tanımlamanız var mı?
-Hayallerin sınırı yok aslında. Şehirde oturmayı seviyorum. Bazı insanlar "bahçem olsun, havuzum olsun" ister. Olabilir tabii ama öyle takıntılarım yok. Apartman hayatını da çok seviyorum. Şehire yakın olayım, denizi göreyim, Nişantaşı gibi yaşamışlığı olan bir semtte oturayım... Büyük bir dairem olsun. Yüksek, özelliği olan. O benim hayal evime çok yakın. Benim lükslerim her yere ulaşabilmek ve vakitle ilgili şeyler. Siteleri pek sevmiyorum, pırıl pırıl sterilize apartmanlar sevmiyorum. Hayalimdeki ev şehir evi, şehrin bütün avantajlarından yararlanacaksın, dokusunu yaşayacaksın ama evin içi de rahat olacak!
bir dahaki aile imzanıza benide eklemenizi isterim
Evet bende çok isterim...En sevdiğim kadın oyunculardan biri çok seviyorum onu işini gerçekten kaliteli yapıyo:img-yes:
love_girl_n 04-09-07, 17:24 Gülse Birseli çok seviorum:img-yes:
Bence işini kaliteli ve düzgün yapıyo:img-yes:
Zaten g.a.g'dada çok ii bi yorumcu ve sunucuydu:good:
Benide aranıza alırsanız ve bir dahaki aile imzsına eklerseniz sevinirim:img-pilot
senay_ablam 10-09-07, 08:26 Uzun zamandır buraya yazmıyorum.Gerçi bir tek sete gittiğim zaman gelmiştim ama takip ediyodum.NEyse geri gödüm:D:D
Resimlerine baktım ve hayran kaldım gerçekten.Gözlerine özellikle:img-in_lo
Gülse Birsel'i çok seviyorum.Çok sıcak,samimi,güleryüzlü,zeki...Daha saymıcağım bir sürü özelliği var ama bir de şu maillere cevap verse biraz bizimle de ilgilense tam süper olacak.:happy0064
survivor341 15-09-07, 17:20 yazdığı senaryolara bayılıyorum
4 sezon boyunca hiç reyting düşürmeden süper senaryolar yazdı ve 5.sezona girilyo avrupa yakasında
gülse birseli tebrik ediyorum,insan nasıl bu kadar güzel senaryo yazabilir,bu hafta yine harika yazmış gülse birsel,başarıların devamını diliyorum.
ayrıca gülse birsele siyah saç çok yakışmış:img-yes:
gecesacli1983 09-11-07, 22:33 Ne denilebilir onun için,nasıl cümleler kurupta anlatılabilir....
Bambaşka biri,her zaman dalında bir numara...
Kalemine,zekasına sağlık.
İyiki varsın Gülse Birsel:img-yes:
barışist_eylul 29-12-07, 20:42 Ya çok seviyorum Gülse Birseli. Onun olduğu bir proje hayatta kötü olamaz. Zaten Avrupa Yakasıyla şaheser yarattı. Süpersin Gülsecim. Başarıların böyle devame tsin inşallah. Oyunculuğunla herşeyinle 10 numarasın.
gülse birsel çok iyi bir senarist çok başarılı.kadınlar mizah yapamazmışmışmış öyle derlerdi hep yıllarca ama gülse birsel en başarılı komedi dizisini yazan kadın senarist olarak bu laflaro çok güzel çürüttü:):happy0064
ayrıca bazıları onun için çok soğuk diyorlar ama ben onu çok sempatk buluyorum.çok hoşuma gidiyor çok seviyorum:)
evet ya neden soğuk derler gülse birsele anlamam.hatta kendi bile öyle söyledi:)bence hiç alakası yok çok sempatik çok tatlı.aslı rolüne de çok gidiyor:img-in_lo
bir kadın senarist olarak ben de onu çok takdir ediyorum çok başarılı buluyorum.normal alanlarda kadınların bir hakimiyeti var zaten hani şu kadın dizilerinin senaryoları ağırlıklı olarak kadın senaristlerden oluşuyor ama komedi alanında bir kadının bu derece başarılı olması beni de çok mutlu ediyor:P
_yorumsuz_ 02-02-08, 08:35 Çoook seviyorum onu ;) Mesleğini çok iyi yapıyor bence. Süper bir senarist =) Onu hem gazeteci Gülse olarak, senarist Gülse olarak, eski sunucu Gülse olarak ve Avrupa Yakası'ndaki Aslı olarak çok seviyorum =)
htrla sevgili 01-03-08, 20:23 kitaplarını okudunus mu bilmiorm ama onlar da çok gzller bnce
böyle hepimizin bildiği olayları başka bir şekilde NLATMIŞ
htrla sevgili 02-03-08, 11:23 http://img216.imageshack.us/img216/791/skdostdn8.jpg (http://imageshack.us)
!! Elyf !! 08-03-08, 01:14 Gülse çarşafa dolanmadı
Avrupa Yakası'nın 150. özel bölümünü gecikmeyle de olsa izledim. Ve tek kelime ile bayıldım! Daha önce yazmıştım. Tolga Çevik, "forvette" oynarsa çok gol atar diye... Geçen hafta kadın kılığında enfes bir performans gösterdi. Ama beni asıl keyiflendiren, Gülse Birsel'in müthiş "vücut çalımı" oldu. Osman Bey, kapıda bekleyen mafya üyelerine görünmemek için kara çarşaf giymek zorunda kaldı. Ben tam, "Yahu Nişantaşı'nın göbeğindeki evde kara çarşaf ne arar?" diye kaleme sarılmaya hazırlanırken, Aslı'dan oyun içinde Şahika'ya açıklama geldi: "Benim eski sözlüm bizim eve gizlice girmek için çarşafçı kadın kılığına bürünmüştü ya, o günlerden kalma bu çarşaf. Şimdi anlatmak uzun hikaye... Hangi sezonda olduğunu bile unuttum..." İşte bir taşla iki kuş vurmak diye buna derim. Hem, izleyenin kafasındaki soru işaretini gidereceksin, hem de kendi dizini "kibarca" onurlandıracaksın. Bu zeka pırıltısı da sadece Gülse Birsel'in parlak gri hücrelerinin ürünü olabilirdi zaten...
Kaynak : Sabah Gazetesi - Yüksel Aytuğ
Elif'cim haber için sagol.Gercekten müthis bi yetenek.Kaleme döktükleriylee gülme krizine sokabilir insanı ki yapıyordaa :)
verycool91 09-03-08, 14:46 bu hafta içi nete giremeyeceğim için şimdiden kutlamak istiyorum gülse abla nın doğum gününü..(D.G. 11 Mart)
sevgili gülse abla doğum günü kutlu olsun...daha nicelerine sevdiklerinle,başta sağlık ve mutlulukla yetişmen dileğiyle... dilerim bu yıl sonunda geriye baktığında "harika bir yıldı" dersin.. Geleceğini oluşturacak her yeni gün, bir önceki günden daha güzel, isteklerine uygun ve seni mutlu edecek şekilde olsun!Nice yıllara..Seni ço..ok seviyorum..:img-wink:
Gülse Birsel ne yer ne içer?
Tolga Çevik ve Salih Kalyon'un 'Komedi Dükkanı' yapmaktan vazgeçip 'Polemik Dükkanı' yapmaya karar vermesi ile aklıma geldi. Son beş yıldır 'Avrupa Yakası'nı yazan, başrollerin birinde oynayan, olaylı Ata Demirer-Peker Açıkalın ayrılıkları sonrası gemisini yüzdürmeyi başarmış, tıkır tıkır işini yapmaya devam eden Gülse Birsel ne yer ne içer bilmiyoruz. Gece hayatına pek takılmaz, paparazzi ile işi olmaz, yaptığı iş ile asla hava atmaz. Sadece işinin en iyisi olmasına adamıştır kendini. Üstelik Gülse asosyal da değildir. Dizi öncesi hayatını bilirim, Beyoğlu onun mekanıydı. Aynı örnek Binnur Kaya için de verilebilir. O da çok komiktir, başarılıdır ama hayatını kendi kendine yaşar. Başarıları onu şımartmaz.
ÇAY İÇELİM DEMİYOR
Bir de uzun zamandır çok çalışan, çok emek veren Tolga Çevik'e bakalım. Salih Kalyon'un söylediklerine göre artık "Salih Abi gel bir çay içelim" bile demez olmuş. Bunun yalan olduğunu zannetmiyorum. Çünkü insan 'çay içelim' kelimesine yüklenen vurguyu bile duyabiliyor. Kalbi kırılmış Salih Kalyon'un. "Birlikte yarattık, adını konsept sahibi olarak yazdı" demiş Cengiz Semercioğlu'na.
HAKKI YOK MU?
Sinan Çetin ise, "Anlaşma yapmaya avukatını gönderdi, son dakikada pazarlık yapmaya kalktı" diyor. Sinan Çetin, yatırımını korumaya çalışıyor. Bir insanın anlaşma yapmaya avukatını göndermesine içerlemesi de ilginç. İnsan oyuncu da olsa yasal hakları vardır herhalde. Pazarlık yapmaya da, hak ettiğini düşündüğü parayı istemeye de hakkı vardır. Zaten Çetin de, Tolga Çevik de Salih Kalyon'u yalanlayacak bir açıklama yapmadılar. Böylece de son dönem televizyonların yüz akı bir program, 'transfer olup paramıza para katalım' düşüncesiyle polemik kurbanı oldu ve ekip dağıldı. İşte bu yüzden şımarmamak çok önemli. Galiba komedi dalında üretim yapan Gülse'nin erkeklerden farkı biraz da bu...
Kaynak : Sabah Gazetesi
Gülse Birsel isyanda
Avrupa Yakası’nın oyuncusu ve senaristi Gülse Birsel neden isyan etme noktasına geldi?
Birsel şöyle konuştu; "Dizilerin sürelerini rekabet adı altında 90 dakikalara çıkarttılar. İnanın artık kendime dahi vakit ayırmakta zorlanıyorum. Bu kadar uzun senaryoyu yetiştirmek hem de her oyuncuya her hafta bir şeyler yazmak üstelik bunu bir sinema filmi gibi yazmak beni çok zorluyor. Haziran ayını dört gözle bekler oldum. Çünkü o ay dizi sezonu kapanıyor. Ben de sonunda kendime vakit ayırıp tatil yapabileceğim."
kaynak:BUGÜN
KADIN SENARİST OLARAK TANIDIIM EN İİYİ KİŞİ HEM OYNUYO HEM YAZIO BASKA NE OLSUN FİZİĞİDE COK GÜSEL BASARILARININ DEVAMINI DİLERİM COK YETENKLİ MASALLAH:img-yes::img-yes::img-yes:
her dediginize katiliyorum arkadaslar.
süper bir insan! Hani demisya eve hirsiz girse, merhaba diyip gecerim... ne cok gülüm onu okurken:img-hyste:img-hyste
sirf senarist olarak degil, gercektede cok komik biri.
Ben cok sevdim onu ve ileride eger gercekten bir senarist olabilirsem, onunla tanismayi cok isterim :)
Haziran 2009 a bir senaryo hazirliyorum, Insaallah istegim olur ve birgün gercekten Gülse abla ile tanisabilirim...
|
|