Arama 
ÜYE OL  |  Kayıp Şifre  |  Aktivasyon   
Ana Sayfa  |  Forum  |  Haberler  |  Video  |  Diziler  |  Sinema  |  Fotoğraf Galerisi  |  Biyografi  |  Dizi Özetleri  |  Gruplar  |  Ratingler

Geri Git   DiziFilm.com Forum > Kültür - Sanat > Yerli Oyuncular


Yanıtla

Yerli Oyuncular kategorisinde Şerif Sezer konusunu görüntülemektesiniz.

 
Konu Araçları Mod Seç
Eski 28-04-06, 00:52   #1
ÇAKIL85
Süper Moderatör
 
ÇAKIL85 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 04.06.2005
Konum: "Harper's Island"
Mesajlar: 5,473
ÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond repute
Thumbs up


ankara devlet konservatuarı tiyatro bölümden mezun oldu.istanbul devlet tiyatrosunda oyuncusu.
şerif sezer beyaz gelincik dizisinde zehra hala rolünde.
benim çok sevdiğim oyunculardan biridir.
şerif sezerin herhangi bir dizi ya da filmde rol alması benim o diziyi ya da filmi izlememin nedenidir.
onun oyunculuğunu tarif etmek gerçekten çok zor.
kelimelere sığmaz diye düşünüyorum...
repliği olmasa da sadece baksa bile yeter....

filmleri

babam ve oğlum
yol
mustafa hakkında herşey
kayıp aşklar
asmalı konak (hayat)
güvercin
dedelerimi evlendiriken
hamam
hoşçakal umut
camdan kalp
kurşun adres sormaz
av zamanı
herşeye rağmen
hakkaride bir mevsim
bir günün hikayesi


dizileri
beyaz gelincik
asmalı konak
vasiyet
kampüsistan
çemberimde gül oya
__________________
ÇAKIL85 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-04-06, 01:04   #2
ÇAKIL85
Süper Moderatör
 
ÇAKIL85 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 04.06.2005
Konum: "Harper's Island"
Mesajlar: 5,473
ÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond repute
Varsayılan

Zorlu bir hayatın başrolünde

İstanbul Film Festivali'nin "En İyi Kadın Oyuncu"su Şerif Sezer, hayatı film gibi olan kadınlardan... Öyle bir film ki, yasak, engelleme ve gecikmelerle dolu. Ancak bir o kadar doğal, başarılı ve güzel...

İstanbul Film Festivali'nin açılış gecesi... Alkışlar dinmiyor... Sahnedeki uzun boylu, "şahane" kadının heyecanı tüm salona bulaşmış sanki. Pırıltılı konuşmalar yapmaya kalkışmıyor. Sesi titreyerek "Allahım, ne kadar heyecanlıyım" diyor, bir alkış daha kopuyor. Ve Türk sinemasının en özel yüzlerinden Şerif Sezer, kendisine en çok yakışan ödülü, "Onur Ödülü"nü alıyor. İki hafta geçmeden aynı sahneye bu kez "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü almak üzere çıkacağından haberi yok tabii...
Şerif Sezer'in hayatı başlı başına engellemelerle, yasaklamalarla, gecikmelerle dolu zorlu bir film... Az sayıda film, bol ödülle dolu "onurlu" bir yaşam onunki.
Mudanya'da başlar hikâye. Yaşsız kadınlardan Şerif Sezer, şöyle diyelim: Catherine Deneuve'le yaşıt. Üç kız kardeşin en büyüğü. Dedesinin koyduğu isminden, kendisiyle 'Kasabanın şerifi' diye dalga geçtikleri için yıllarca nefret eder. 20'sinde Paris'e gidip de 'Şeri' diye çağrıldığında barışır ismiyle.
İkiz kız kardeşlerinden birinin ölümüyle hayatı alabora olur. O 8 yaşındayken anne babası ayrılır ve annesi Ankara'ya gider. Babasının ailesi engellediği için 6 yıl göremez annesini. Uzun boylu, gösterişli bir kızdır. Küçük kasabada başa beladır bu. Bir an önce evlensin isteyen amcası dikiş kursuna gönderir onu.

İlk kaçış, ilk heves...
Bu arada annesi bir arkadaşı vasıtasıyla kızına ulaşır. 14 yaşındaki Şerif, bütün cesaretini toplar, nüfus kâğıdını ve ilkokul diplomasını alıp annesinin yanına kaçar. "Annemin yanındayım, dönmeyeceğim" diye bir telgraf gönderir babasına da.
Ortaokul yaşı geçmiştir tabii. Küçüklerle okumaya çekindiği için kız enstitüsüne yazılır. Çok akıllı ve çalışkandır. Sonunda bir öğretmeninin teşvikiyle yandaki ortaokula gider, müdürün karşısına çıkar ve "Ben burada okumak istiyorum" der. Deli gibi çalışıp sınavlara girer ve orta üçe gitmeye hak kazanır.
Oyunculuk gibi bir hayali hiç yoktur o yıllarda. Bir gün konservatuvarda sahnelenen "Anne Frank'ın Hatıra Defteri"ne davetiye geçer eline. Oynayan Işık Yenersu. Hem oyun hem okul büyüler onu. Cebeci'den her geçişinde binaya bakmaktan boynu tutulur neredeyse... Lise ikiye geçtiğinde kazanır sınavı ve hemen yatılı olarak konservatuvara başlar.

Paris'te geçen 6 yıldan sonra
Konservatuvar yılları rüya gibidir... Efsane hocalar, gece gezmeleri... Okul çevresinde Siyasal'da okuyan bir gençle tanışıp evlenir. Mezun olunca Paris'e giderler. Kocası doktora yaparken Şerif Sezer de Fransızca öğrenir. Bir yandan evin geçimini sağlamak için otellerde çalışır, temizlik yapar, çocuk bakar, diktiği elbiseleri yazları Saint Tropez'de pazarda satar.
6 yıl sonra tatil için İstanbul'a gelir ve bir daha boşanmak için döner Paris'e... Ama onu Türkiye'de de dikensiz gül bahçesi beklemez. Devlet Tiyatrosu'nda kadro yoktur, Sheraton'da garsonluk yapar 4 yıl.
Bu arada Paris'teyken tanıştığı Azmi Arna ile ikinci evliliğini yapmıştır. Sahneye çıkamadığı için çok mutsuzdur. İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda kadro çıkar çıkmaz otelde kazandığının dörtte birine güle oynaya razı olur. Sene 1979'dur ve epey zaman kaybetmiştir sahnelerden uzakta... Kamera cazip gelmez o günlerde. Arkadaşı Sinan Çetin'den gelen ilk rol teklifini kabul etmez. Derken "Bir Günün Hikâyesi"ni önerir Çetin ve bu kez razı eder Şerif Sezer'i. Ve tiyatroya vurulduğu gibi sinemaya tutulur bu kez.

'Sevincim kursağımda kaldı'
Bir ödüller, bir de yasaklar damga vurur sinema kariyerine. İlk filmi, 12 Eylül yüzünden uzun süre gün ışığına çıkamaz. Ama Zeki Ökten montaj stüdyosunda filmi görür ve Şerif Sezer'in fotoğraflarını Isparta Cezaevi'nde yatan Yılmaz Güney'e götürür. Böylece Sezer'in sinema macerası belki de başlamadan bitecekken efsane "Yol" çıkar ortaya.
Film Cannes'da ödül alır, ama oyuncuların hiçbiri yurtdışına çıkamaz, uzun süre izleyemezler filmi. Türk izleyicisi ise 17 yıl sonra görebilecektir "Yol"u sinemalarda. Hemen ardından "Hakkari'de Bir Mevsim" gelir. Sezer, Berlin'de Gümüş Ayı alan filminin galasına yetişmeye çalışırken Emek Sineması'ndan kendisine doğru yürüyen insanları gördüğü anı hiç unutmaz. Albaylar durdurmuştur galayı. "Sevincim kursağımda kaldı. Onlar benim en güzel filmlerim. O keyfi yaşatmadılar bize" diye anlatır o dönemi.

Çağan Irmak'ın 'divası'
Bu arada kızı Deniz dünyaya gelir ve sinemaya uzun bir ara verir. 1988'de ona Ankara Film Festivali'nden hayatının ilk 'En İyi Kadın Oyuncu' ödülünü kazandıracak "Herşeye Rağmen"de, ardından da "Camdan Kalp", "Av Zamanı" gibi iz bırakanların da olduğu 10 kadar filmde daha oynar. Ancak onun asıl 'yeniden doğuşu' "Asmalı Konak"la olur.
Dizi ona hem çoktan hak ettiği şöhreti, hem de kendisinden 'divam' diye söz eden Çağan Irmak'ı kazandırır. "Mustafa Hakkında Herşey"i, "Çemberimde Gül Oya" ve ona "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü kazandıracak "Babam ve Oğlum" izler.
Dizi ve filmleri popüler olurken, o gizlenmeyi, öne çıkmamayı tercih ediyor. Heyecanlı, hatta utangaç biri. İsteği, göze batmadan hayatın içine karışmak. Her zamanki gibi pazara, sinemaya gidiyor. "Doğal olmayan hiçbir şeyi sevmez" diyor dostları onun için. Kilo almaktan korkar, sağlıklı beslenir, sahilde yürümeyi severmiş. Baharda Sapanca'da ağaçtan meyve toplarken, yazları Gümüşlük'te kanasta oynarken karşılaşabilirsiniz onunla. Olanca samimiyeti, sadeliği ve "gerçek"liğiyle. Filmlerindeki gibi tıpkı... Çünkü "kamera aynadan daha şeffaf" ona göre.

Milliyet Gazetesi - 26.04.2006
ÇAKIL85 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-04-06, 01:06   #3
ÇAKIL85
Süper Moderatör
 
ÇAKIL85 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 04.06.2005
Konum: "Harper's Island"
Mesajlar: 5,473
ÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond repute
Varsayılan


O kadın sen miydin

Film Festivali’nin kapanış töreninde Gerard Depardieu, Şerif Sezer’in Yol filminde oynadığını öğrenince boynuna sarıldı.

Bu yıl 25’incisi düzenlenen İstanbul Film Festivali’nde onur ödülü alan Gerard Depardieu, Fransız Sarayı’nda verilen davette Şerif Sezer’le yan yana geldi. Festivalde "Babam ve Oğlum" filmindeki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan Sezer’in, Yılmaz Güney’in "Yol" filminde oynadığını öğrenen Depardieu, Sezer’in boynuna sarılarak "O kadın sen miydin" dedi.

Uzun zaman oldu

Davete katılan Erkan Özerman, Şerif Sezer’i, "Cannes’da ödül alan ’Yol’ filmindeki karlı havada donarak ölen kadın oyuncu" diye tanıttı. Bunu duyan Depardieu, Sezer’e büyük yakınlık gösterdi. Ünlü oyuncu, yıllar sonra tebrik ettiği Sezer’e "Yol filmini beğenmiştim. Çok uzun zaman oldu" diyerek duygularını dile getirdi.

Hürriyet Gazetesi - 17.04.2006
ÇAKIL85 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-04-06, 01:06   #4
GeLiNcIk88
Asistan
 
GeLiNcIk88 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 29.11.2005
Konum: İstanbul
Mesajlar: 200
GeLiNcIk88 has a reputation beyond reputeGeLiNcIk88 has a reputation beyond reputeGeLiNcIk88 has a reputation beyond reputeGeLiNcIk88 has a reputation beyond reputeGeLiNcIk88 has a reputation beyond reputeGeLiNcIk88 has a reputation beyond reputeGeLiNcIk88 has a reputation beyond reputeGeLiNcIk88 has a reputation beyond reputeGeLiNcIk88 has a reputation beyond reputeGeLiNcIk88 has a reputation beyond reputeGeLiNcIk88 has a reputation beyond repute
Varsayılan bu resimler buldum



__________________
GeLiNcIk88 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-04-06, 01:13   #5
ÇAKIL85
Süper Moderatör
 
ÇAKIL85 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 04.06.2005
Konum: "Harper's Island"
Mesajlar: 5,473
ÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond repute
Arrow


aldığı ödüller


1.ankara film festivali
en iyi kadın oyuncu(herşeye rağmen)

11.adana altın koza film festivali
en iyi yardımcı kadın oyuncu(hamam)

10.ankara film festivali
en iyi yardımcı kadın oyuncu(hamam)

2004 siyad ödülleri
en iyi yardımcı kadın oyuncu(mustafa hakkında herşey)

10.sadri alışık ödülleri
en iyi yardımcı kadın oyuncu(mustafa hakkında herşey)
ÇAKIL85 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-04-06, 01:20   #6
ÇAKIL85
Süper Moderatör
 
ÇAKIL85 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 04.06.2005
Konum: "Harper's Island"
Mesajlar: 5,473
ÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond reputeÇAKIL85 has a reputation beyond repute
Varsayılan

Zamansız bir kadın Şerif Sezer

"Yol", "Camdan Kalp", "Hakkâri'de Bir Mevsim", "Hamam", "Babam ve Oğlum"... Yıllar geçiyor, Şerif Sezer yardımcı kadın oyuncu rollerini oynamaya devam ediyor. Serzeniş değil bu, o oynamak için hem heyecanlı hem de hâlâ genç.

Özlem Altunok

Dergi 19.03.2006
KAMERA BANA DİYOR Kİ...

Kamera aynadan daha şeffaf ŞERİF SEZER' e göre. "Beğenilme arzunuzu, kuşkunuzu, gözünüzdeki ışıltıyı derinlemesine çekiyor." diyor. Bu yüzden nasıl göründüğünü değil, nasıl oynadığını önemsiyor. İddiasızlık değil bu, "Yol"u uzun, devam ediyor...



Özlem Altunok



Şerif Sezer gibi güzel ve zamansız bir kadının yaşını belirtmeye ne gerek var acaba? Aklımdan geçen cümle bu. Elbette bu gizli bir bilgi değil, ayrıca zaten Şerif Sezer de yaşıyla ve nasıl göründüğüyle çok da ilgilenmiyor. Benimkisi, onu kendisi üzerine kurulu bir hikâyede değil, hep anne, teyze rollerinde görmek, hep en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü alırken izlemekten şikâyetçi olmakla ilgili bir kafa karışıklığı. Seyirci onu daha çok, "Asmalı Konak", "Çemberimde Gül Oya" dizileri ve "Babam ve Oğlum" filmiyle tanıdı. Bu röportajın gerekçesi de SİYAD'dan aldığı yeni bir "yardımcı kadın oyuncu" ödülü. En iyisi siz bu yazının girişini unutun ve Şerif Sezer'i biraz daha yakından tanıyın. Belki siz de benim gibi onu bir başrolde görmek istediğinize karar verirsiniz...

-"Asmalı Konak", "Çemberimde Gül Oya", "Babam ve Oğlum". Üç yapım da çok ilgi gördü ama siz bu üç yapımda rol alıp da en iyi gizlenenlerdensiniz sanırım...

Ben işimi yapayım ve sonrasında da rahat edebileyim istiyorum. İnsanın bir tane hayatı var, yaptıkları ettikleri de belli. Bunları her seferinde ayrı kişilere anlatmak sıkıcı geliyor. Öyle evde oturup saklanmaktan da hoşlanmam. Göze batmadan herkes gibi hayatın içinde olayım, sinemaya, alışverişe gideyim istiyorum.

-"Bir tane hayatım var" dediniz. Geçmişinize bakınca da önce yaşamayı sonra oyunculuğu tercih ettiğiniz söylenebilir mi? Mesela konservatuvarı bitirdikten sonra Fransa'ya gitmiş, uzun süre oyunculuk yapmamışsınız...

İşimi çok seviyorum ve bu konuda hırslıyım, ama pek yansıtmıyorum sanırım. Daha doğrusu bir şeyleri elde etmek için tırmalamıyorum, kendiliğinden fark edilmek istiyorum.

- Okula geç başlamışsınız, oyunculuğa ve sinemaya da. Bir geç kalmışlık hissi veriyor mu bunlar size?

Doğru. Mutsuz bir çocukluğum oldu. Annemle babam ben küçükken ayrılınca biz babamın yanında, Mudanya'da kaldık. İlkokulu bitirdikten sonra okumama izin vermediler. Ben de 14 yaşında annemin yanına, Ankara'ya kaçtım. Ortaokula da 14 yaşında başladım. Sinemaya başladığım zaman da sinemada bir gerileme dönemi vardı zaten, sonradan da oynamak istediğim roller benim için genç kalmaya başladı. Yaptığım işlerle ilgili de başımıza çok şanssızlık geldi. "Yol" ve "Hakkâri'de Bir Mevsim" filmleri uluslararası başarı kazandığı halde, biz burada o sevinci yaşayamadık. Filmler Cannes'da, Berlin'de ödül aldığı halde burada kimse seyredemiyordu. Biliyorsunuz, "Yol" ancak on yedi sene sonra Türkiye'de gösterildi. Hiç unutmuyorum, 80 sonrasıydı, oyundan çıkmış Emek Sineması'nda "Hakkâri'de Bir Mevsim"in galasına yetişmeye çalışırken, sinemada olması gereken insanların bana doğru yürüdüğünü gördüm, meğer galayı iptal etmişler. Bunları emeğim, sevincim kursağımda kaldığı için affedemiyorum.

- Peki, oyunculuğa nasıl ve ne zaman bulaştınız?

Ortaokuldayken elime bir oyun davetiyesi geçti. Oyun "Anne Frank'ın Hatıra Defteri"ydi ve Işık Yenersu oynuyordu. Işık'ı gördüm, kadroyu, okulu, öğrencileri gördüm ve "Ben burada okumalıyım, başka bir şey istemiyorum." dedim. O ana kadar, öyle bir yeteneğim olduğunun farkında değildim.


DİKİŞ DİKERİM, ELBİSE SATARIM...


- Konservatuvarı bitirdikten sonra da hemen Fransa'ya gitmişsiniz. Oyunculuktan bir şekilde uzak düşmüşsünüz yine...

Evlendim ve Fransa'ya yerleştik. Orada tiyatro okuluna gittim, ama profesyonel anlamda hiçbir şey yapmadım. Fransa gibi bir ülkede yaşamak, geçinmek gerçekten çok zor. Altı sene yaşadım ve çocuk bakıcılığından garsonluğa, temizlikçilikten dikişçiliğe pek çok işte çalıştım. Bir İstanbul ziyaretimde dönmek istemediğime karar verdim, ama Devlet Tiyatroları'nda yerleşik kadro olmadığı için bir süre yine tiyatro yapamadım.

- Ve yine başka işlerde mi çalıştınız?

Evet, dört yıl boyunca Sheraton Oteli'nde garsonluk yaptım. Elimden her iş gelir yani... Dikiş dikerim, elbise satarım, garsonluk yaparım...

-Sonra DT'ye giriyorsunuz ve 80'de Sinan Çetin'in "Bir Günün Hikâyesi" filmiyle sinemaya başlıyorsunuz...

Evet, Fransa'dan yeni dönmüştüm. Sinan'ın ilk eşi yakın arkadaşımdı, o vesileyle tanıştık ve ilk filminde rol aldım. Çekimler bitti ve 12 Eylül oldu, film bir süre ortaya çıkmadı. Zeki Ökten montajda beni görünce Yol için düşünmüş, Sinan'ın çektiği siyah-beyaz fotoğraflarımı o sırada Isparta Cezaevi'nde yatan Yılmaz Güney'e götürmüş...

- "Yol"un çekim süreci nasıldı?

Yılmaz Güney'le hiç karşılaşmadım, iletişim halinde bile değildik o zamanın koşullarında, ama elimizde kapsamlı ve çok iyi bir senaryo vardı. Filmin montajı Fransa'da yapıldı, ne ben, ne Tarık, ne de Halil, hiçbirimiz dışarıya çıkamadık. Filmin Cannes'a gideceğini duyduk, sonra bir anda ödül, sevinç, ama ne yaptık, nasıl bir film çıkardık, biz burada kalanlar bunu uzun zaman bilemedik.

- Pek çok önemli filmde rol aldınız. Yol, Hamam, Camdan Kalp... Pek çoğu da ödüllü, ama genelde hep yardımcı kadın rolleri bunlar. Neden Serra Yılmaz, Füsun Demirel gibi siz de hep önemli ama gerideki rollere uygun görülüyorsunuz?

Aslında bu, her zaman böyleydi. Sizin yaşınızda biri için pek başrol yazmıyorlar. Yapımcılar, reyting ya da gişe için daha bildik ve çekici isimleri öne çıkarıyorlar. Onlara göre iyi film güzel, genç kadınla, yakışıklı erkekle oluyor. Burada oyuncuya düşense "Ben nasıl görünüyorum"u atlatabilmek. Kamera öyle bir şey ki, her şeyinizi sandığınızdan çok daha net ve derinlemesine alıyor, gözünüzdeki o pırıltıyı, beğenilme arzunuzu, kuşkunuzu... Siz samimi olmazsanız onun bin kat fazlasını gösteriyor.

- Erkekler, sizce bu konuda daha şanslı değiller mi?

Evet ya, Halil Ergün'e baksanıza hâlâ jön oynuyor, çok kıskanıyorum.

- Evet, bir dizide. Dizi açısından sizin de şansınız açık ama...

Evet, birçok dizide oynadım, ama içinde olduğum işler beni utandırmasın istiyorum. Artık herkes akşamları televizyonun başında ve pek çok şey diziler aracılığıyla konuşuluyor. Bizler için de iyi, çünkü para kazanıyoruz.


KÜS TEYZE'NİN KARİZMASI...


-Şu sıralarda "Beyaz Gelincik"te kötü kalpli bir halayı oynuyorsunuz?

Evet, kötü ama kendince insaflı bir kadın. Doğru dürüst hikâyeler ve projeler olduğu sürece dizilerde oynamaya devam edeceğim.

- Yine de sinema son dönemde sizi daha çok heyecanlandırıyor galiba?

Kesinlikle. Daha iyi filmler, daha iyi rollerde oynayacağımı düşünüyorum. Çağan yeni bir film çekecek, onu bekliyorum. Yine değişik bir rol. Zaten "Babam ve Oğlum"da Küs Teyze'yle karizmayı çizdirdim, oysa "Çemberimde Gül Oya"daki Sultan karakteri ne hoştu...

- Çağan Irmak size "O benim divam" diyor ama...

E, biraz abartıyor. Birlikte güzel çalışıyoruz ve birbirimizden ne alacağımızı iyi biliyoruz.

- Farklı kuşaklardan pek çok yönetmenle çalıştınız, 12 Mart'ı, 12 Eylül'ü gördünüz. Dışardan bakınca "Babam ve Oğlum"u nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Çemberimde Gül Oya"da 12 Eylül'ü yoğun biçimde işlemiştik. Filmde darbe daha geri plandaydı. Ben Çağan'ın süreci insanın gözüne sokmadan, incelikli bir şekilde anlattığını düşünüyorum. Bir film ilk defa hem eleştirmenler hem de seyirci tarafından çok beğenildi. Bu da önemli bir kriterdi. l
ÇAKIL85 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-04-06, 02:06   #7
Melal
Banned
 
Melal kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 16.08.2005
Konum: Na-Refte
Mesajlar: 24,344
Melal has a reputation beyond reputeMelal has a reputation beyond reputeMelal has a reputation beyond reputeMelal has a reputation beyond reputeMelal has a reputation beyond reputeMelal has a reputation beyond reputeMelal has a reputation beyond reputeMelal has a reputation beyond reputeMelal has a reputation beyond reputeMelal has a reputation beyond reputeMelal has a reputation beyond repute
Varsayılan


benimde en beğendiğim oyunculardan biridir özellikle babam ve oğlumda muhteşemdi tek kelimeyle hatta babam ve oğlumu iki kere sinemaya gidip izleme nedenlerimden biridir ama internette hakkında pek bir bilgi mesela kaç yaşındadır ve fazlada resim yok ama buldukça ekleyeceğim bende
Melal Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-04-06, 22:07   #8
gurbetci
DiziFilm Moderatör
 
gurbetci kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 04.06.2005
Konum: çemberimde gül oya
Mesajlar: 3,852
gurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond repute
Varsayılan

seneler evvel yol filminde izlemistim.hic konusmasa bile istedigini anlatan bir ifadesi vardi ve ben cok etkilenmistim.
seneler sonra cemberimde gül oyada tekrar dikkatimi cekti.sultan karakterini o kadar iyi oynadi ki onunla aglayip onunla güldük.
oynadigi her rolde bambaska kimliklere bürünen serif sezeri cok takdir ediyorum
__________________
gurbetci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-05-06, 14:46   #9
gurbetci
DiziFilm Moderatör
 
gurbetci kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 04.06.2005
Konum: çemberimde gül oya
Mesajlar: 3,852
gurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond repute
Varsayılan


Çağan Irmak'ın gözde kadını


İstanbul Film Festivali Ödülleri'nde "Babam ve Oğlum" filmindeki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü kazanan Şerif Sezer, ilerleyen yaşlarında da başrol oynayabilmek istiyor.




Kötü bir garsondu çok iyi oyuncu oldu

Tiyatro hayalleri suya düşünce evin ekmeğini kazanmak için uzun bir dönem garsonluk yapan başarılı sanatçı Şerif Sezer, 'O işte hep surat asıp durdum. Ama insanları çok iyi tanıdım' diyor.

Şerif Sezer tüm sinema sanatçılarımız arasında en sevdiğim, en yakınlık duyduklarımdan biridir. Onun bir erkek ismi taşımasıyla dalga geçmek için hep "Şerife" diye seslenirim. Çok uzun zamandır tanışırız, olasılıkla ilk filmini çektiği '70 sonlarından beri. Ama bir gazete söyleşisi için ilk kez bir araya geldik. Onu bilmem ama, ben çok mutlu oldum. 1946 doğumlu Şerif, Mudanyalı. Kökenleri Rumeli, Laz ve Gürcü karışımı. Demek ki o upuzun boy ve o bir ressama (elbette bir yönetmene de) sonsuz imkanlar tanıyan (ve bana kimi zaman Nuri İyem kadınlarını hatırlatan) yüz, böylesi bir karışımın sonucu. O kadar çok filmde Doğulu, Kürt kadınları oynadı ki... Ama Kürt kökeni yok. Ancak Doğu ile Batı'nın bir karışımı sanki. Bana vaktiyle rahmetli Onat Kutlar'n şöyle dediğini söylüyor: "Sen hem Kürt'e hem de Fransız'a benziyorsun!" 'YOL'

İLE GELEN ŞANS
Ankara Devlet Konservatuvarı mezunu Şerif'in sınıf arkadaşları arasında Arsen Gürzap, rahmetli Alev Sezer gibi isimler varmış. İlk eşinin kazandığı bir burs nedeniyle çok genç yaşta Fransa'ya gitmiş, Fransızca öğrenmiş ve Vincennes Üniversitesi'nde tiyatro derslerini izlemiş. O aralar, yine artık hayatta olmayan Mehmet Ulusoy'a başvurmuş: Onunla çalışmayı hayal ederek... Ama Ulusoy randevuya gelmeyince, Paris'te tiyatro yapma düşleri suya düşmüş. Ülkeye dönünce öncelikle eş değiştirmiş, yani yeniden evlenmiş (ama o artık sonuncusu olmuş). Onun işi dolayısıyla İstanbul'a gelince, Ankara'da tiyatro hayalleri de suya düşmüş. Ve "evin ekmeği" için çalışmaya başlamış, çeşitli işlerde... En uzunu da Sheraton'da garsonluk: Tam dört yıl sürmüş. "Kötü bir garsondum, mizacıma uygun değildi. Bana 'Hep gülümse, hep nazik ol' diyorlardı ama ben surat asıp duruyordum. Ancak o işte çok şey öğrendim, insanları çok iyi tanıdım." "Seni o hayattan kim çekip aldı?" diyorum. 1978'de, Ergin Orbey'in genel müdürlüğü zamanında devlet tiyatrosu bir tür af çıkarmış; tüm eski mezunlarını çatısı altına çağırarak... Hemen başvurmuş ve kabul edilmiş. Ama, kader ağlarını örüyor elbette ve tam o günlerde, Leyla Özalp aracılığıyla Sinan Çetin'le tanışıyor: İlk filmini yapmaya hazırlanan, projelerle dolup taşan bir yönetmen... Önce "Kum" projesi varmış. O olmamış, ardından "Bir Günün Hikayesi"yle sinemaya adım atmış. Ardından "Yol" filmi gelmiş. Erden Kıral işi bırakıp Şerif Gören aldıktan sonra, yeni oyuncular aranmış. Yine Sinan Çetin'in çektiği resimleri Gören'e ve olasılıkla hapisteki Yılmaz Güney'e ulaşmış. Ama tiyatroda iki oyun birden oynadığı için, önce "Hayır" demiş. Israr etmişler (demek ki kader ağlarını örmeye devam ediyor), o da sonunda izin alıp gitmiş.

FİLMDE DAYAK
O çekimleri unutmuyor. Bingöl- Elazığ arasında bir yerde dağlara çıkmışlar. Adam boyu kar... Ellerini yakın plandan çekerken, morarmış gözüksün diye karla oğmuşlar, o kayışla dövülme sahnesinde gerçekten dayak yemiş. Özellikle ayakları sık sık donma haline gelmiş. Yani Cannes'da Altın Palmiye alacak ve Türk sinemasının dünyada en ünlü filmi olacak yapımda oynamanın bedelini bol bol ödemiş! Sonrası, uzun bir sessizlik... Film ortada yok, Yılmaz kaçıp Fransa'ya sığınmış. Sonra aniden "sürpriz film" olarak çıkıp Cannes'da yarışıyor. Bir sabah kalkıyorlar ki, Altın Palmiye almışlar! Yıl 1982. "Sevinemedik bile... Ne gidebilmiştik ne de filmi görebilmiştik. Sonra kaçak video kasetleri geldi. İzledim, çok fena oldum. Tüm gece sahneleri o korsan kasette kapkaranlıktı." Ama bir yıl sonra Paris'e gitmiş, film hala sinemalarda. Dalmış sinemaya... Ve ilk kez filmin gerçek tadına varmış, çok mutlu olmuş: "Gözyaşları içinde izledim. Arkamda genç bir çift oturuyordu, 'Kadın ne iyi oynuyor' dediler. Bitince ödüm koptu, tanıyacaklar, 'Bir yıl geçmiş, kadın hala gelip filmini izliyor' diye düşünecekler sandım!"...
gurbetci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-05-06, 14:47   #10
gurbetci
DiziFilm Moderatör
 
gurbetci kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 04.06.2005
Konum: çemberimde gül oya
Mesajlar: 3,852
gurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond reputegurbetci has a reputation beyond repute
Varsayılan

Ödül almayı hiç beklemiyordum



Yol'un ardından "Hakkari'de Bir Mevsim" geliyor. O da dışarda ödüllere boğulan ama ülkemizde ancak yıllar sonra gösterilebilen bir film... Sonra beş yıl kadar boş oturma. Arada "Her Şeye Rağmen", "Camdan Kalp" gibi harika filmler.. Az, ama öz film yapmada Şerif kadar şanslısı olmuş mu acaba? "Evet, çok şanslıydım. Rol filan reddetmedim, geleni oynadım. Ama hep iyi şeyler geldi. Kabul etmediği tek proje, Atıf Yılmaz'ın "Mine" siymiş. O sıralarda "İkincil bir rol" istememiş (rolü sonra Hümeyra oynamıştı).

GENÇLERİN KRALİÇESİ
Aslında hep köylü kadını oynamaktan mutlu olmamış: "Örneğin Fehmi Yaşar 'Camdan Kalp'i getirdiğinde, ben kentli kadını oynamak istedim. Deniz Gökçer'in oynadığı rolü... Dans eden, şarkı söyleyen modern bir kadın. Ama Fehmi bastırdı. Ben istemeye istemeye, yine hizmetçi kadın oldum. Ama sonradan en sevdiğim rollerden biri oldu." Şansı hep sürmüş. Ferzan Özpetek de ilk filmi "Hamam" için yine onu seçmiş. Toplam 15 kadar film yaptığını, yarıdan çoğunun ilk filmini yapan yönetmenlere ait olduğunu söylüyor. O sanki genç yönetmenlerin kraliçesi... Üst üste o kadar çok ödül aldı ki... O ilk ödüllerini "Her Şeye Rağmen'" ve "Hamam"la almıştı. Şerif'e son zamanlarda ödülleri nedeniyle hep takılıyorum, "Evde koyacak yer kaldı mı?" diyerek... Ama son dönemde iki filmle tam beş ödül aldı. Biri İstanbul festivalinden aldığı Onur Ödülü olmak üzere, iki Sİ- YAD, bir Antalya, bir de İstanbul ödülleri var. Sonuncusu baş kadın ödülü üstelik... Ve "Babam ve Oğlum"la "En İyi Kadın Oyuncu" ödülü alması eleştirildi, örneğin Hıncal Uluç buna karşı çıktı. Ne diyor?

GÖNLÜ SİNEMADA
"Hıncal'ın yazısını okumadım. Doğrusu ben de bu ödülü hiç beklemiyordum. Ama böyle değerlendirmeler oluyor. Birkaç yıl önce yine İstanbul festivalinde Serra Yılmaz, Ümit Ünal'ın 'Dokuz' filmi için aynı ödülü almıştı, o zaman da eleştirenler olmuştu..." Şerif şu sıralarda atv'de yayınlanan "Beyaz Gelincik" adlı dizide oynuyor. Çok iyi reytingler alan diziyi ve oradaki rolünü de çok seviyor. Ama yine de gönlünün sinemada olduğunu saklamıyor. Peki, 25-26 yıllık bir kariyerden sonra, Şerif Sezer sinemadan ne bekliyor? "Ben sadece çalışmak istiyorum. Oyunculuğu çok seviyorum, çok mutlu oluyorum kamera karşısında ve bunu hep sürdürmek istiyorum. Gerçi bir özlemim yok değil. Keşke bizde de, Batı'daki gibi belli yaştaki oyuncular için de başroller olsa... Ama sorun değil. Rol güzelse, eğlenceli bir şeyse, bana imkan veriyorsa, büyük- küçük önemi yok." "Çok güzel bir kızın var. Senin gençliğine benziyor mu, bilmiyorum?" "Benziyor, yani o kendisi benzetmiyor ama... O da oyunculuk okuyor, Mimar Sinan'da ikinci sınıfta." Ana-kız olarak klasik ters düşmeler dışında, çok iyi anlaştıklarını ve kızının da aynı mesleği seçmesinden son derece mutlu olduğunu söylüyor.

Çağan, oyuncusuyla en iyi ilişki kuran yönetmen



Son dönemde onun fetiş yönetmeni Çağan Irmak. Önce TV dizileri: "Asmalı Konak", sonra "Çemberimde Gül Oya". Çağan'ın ilk filmi sayılabilecek olan "Mustafa Hakkında Herşey". Ve de elbette "Babam ve Oğlum"... "Çağan'la çok iyi anlaşıyoruz. Birbirimizin ne istediğini, ne düşündüğünü hemen anlıyoruz. Onun filmlerinde değişik kadınlar oynadım. Ama hiçbiri bana yabancı değildi. Tüm o kadınları tanıyordum, biliyordum. 'Mukadder' kadar 'Gülbeyaz' da bendim. Ayrıca Çağan çok iyi bir oyuncu yönetmeni. Benim tanıdığım bütün yönetmenler içinde oyuncusuyla en yakın ilişki kuran, işbirliği yapan yönetmen." Tüm filmlerinde hep farklı lehçeler konuştu Şerif. Bir zamanlar filmler sonradan seslendirilirdi. Ama son 10-15 yılda artık sesli çekim yapılıyor. Peki, zorlanmıyor mu? Örneğin "Babam ve Oğlum" un o çok tipik Ege aksanında? "İyi bir kulağım var benim. Ayrıca Mudanyalıyım ve Ege aksanına yakınım. Bizde de 'Gidiyom, gelive, gidive' diye konuşulur, o kadar belirgin olmasa da. Ayrıca Çağan büyük bir titizlikle tüm konuşmaları kağıda döktü." Sezer, filmin o ünlü kollarını açma sahnesinin ilk senaryoda olmadığını, Çağan'ın onu sonradan eklediğini söylüyor. Sonra eşeğe binme sahnelerinde zorlandığını ekliyor: "Çocukken Mudanya'da dağa giderdik, babaannem bile binerdi, ben de binerdim. Ama unutmuşum. Çocukken kolay, şimdi semere bile sığmıyorum. Çağan 'Otur' dedi, onu hiç beceremedim. Sonra düz bindim. Bir de Fikret (Kuşkan) azdırdı eşeği, koşturuyor, o sakin hayvan dıgıdık dıgıdık koşuyor. Çekimler bitince 'Yarabbim, düşmeden bitti' dedim kendi kendime". Sezer, Çağan'ın yeni projelerinde de olacağını ekliyor.




kaynak sabah gazetesi
gurbetci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla

Bookmarks

Etiketler
babam ve oğlum, beyaz gelincik, çemberimde gül oya, hancıların sultan, ulak, yersiz yurtsuz, yol, şerif sezer


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Mesajlara cevap yazamazsınız
Mesajınıza eklenti ekleyemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı

Hızlı Geçiş

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıtlar Son Mesaj
Vodafone-Selim ile Tarife (Şafak Sezer-Begüm Birgören) e.c.e.n.u.r. Reklamlar 19 05-01-10 21:20
Gökçe Sezer krnca_ Yerli Oyuncular 28 22-05-09 13:08

Saat 07:47.


Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.