Cansu Dere: “Babam ‘asık suratlı kızım’ diye severdi”

391

 

Elle dergisine röportaj veren ünlü oyuncu Cansu Dere, rol aldığı “El Yazısı” filmini ve gelecekteki projelerini anlattı. Röpotajda özel hayatından bahsetmeyi saçma bulduğunu söyleyen güzel oyuncu, asık suratlı olduğu yönündeki eleştirilere de bakın nasıl yanıt veriyor:

“…Sinemayı çok seven iki insan bir araya gelince ne olur? Tabii ki sinema konuşulur: 23 Mart’ta vizyona giren “El Yazısı”nda Zeynep karakterini canlandıran Cansu Dere, senaryoyu çok beğendiği için bu rolü hemen kabul ettiğini söylüyor. (Bu arada, Dere’nin senaryo okumaktan çok hoşlandığını da belirtelim!) 
Filmdeki Zeynep, ilişkisini başka insanlar yüzünden bitirmiş ve kaçmak için büyük şehirden küçük kasabaya gelmiş bir kadın. Kaçan, sorunlarıyla yüzleşmeyen bir karakter. Acaba böyle bir kadını canlandırmak kendisini zorladı mı? Oyunculukta içgüdülerine çok inandığını, bazen bunun bile yeterli olduğunu söylüyor

Dere. Hemen bir iş sırrını daha paylaşıyor: Sinema filmi için “kapalı devre” yani şehir dışında çalışmayı, tüm ekiple birlikte olmayı çok seviyor. 
Peki bu durum, kendisine gelecek iş tekliflerine olumsuz yansımıyor mudur? Örneğin bir yönetmenin Cansu’ya yapacak bir rol önerisini engellemiyor mudur?

Cansu Dere, “Hiç öyle kaygılarım yok. Bir yönetmenin ‘Bu kız soğuk’ diye bana uygun bir rolü teklif etmekten vazgeçeceğini düşünmüyorum” diyor.
Peki ya şu asık suratlılık hali… Güzel oyuncunun buna da yanıtı hazır: “Sempatik miyim, bilmiyorum. Herhalde sevdiğim ve kendimi iyi hissettiğim insanlarla birlikteyken öyleyim. Babam da beni zaman zaman ‘Asık suratlı kızım’ diye severdi. Yani bu söylenenler tamamen uydurulmuş şeyler değil. Galiba küçük yaştan beri kendimi korumakla ilgili bazı duvarlarım var. Bunlar, insanlar beni görmesin diye değil, kendimi korumak için var. Ancak bunun böyle bilinmesiyle ilgili bir sıkıntım yok. Kendimi ya da ne kadar tatlı olduğumu kanıtlamak için bir çabam yok. Nasıl hissediyorsam öyle davranıyorum.” 

ÖZELİMİ ANLATMAK BANA SAÇMA VE AYIP GELİYOR

Özellikle son haftalarda ondan bir ses çıkmasa da, çok eskide kalan ve biten ilişkisi yüzünden ismi sık sık medyada yer aldı; ne düşündüğü, nasıl hissettiği merak edildi. Muammer Brav, “Bu kadar suskun kalmak iyi fikir mi? Hani bazen ‘Yeter artık, ben de bir şeyler açıklayayım da kurtulayım bu durumdan’ diye düşünmüyor musun?” diye sorduğunda Cansu Dere gülerek yanıt veriyor:
“Yok, kime ne açıklayacağım ki! Açıklamak, gazetelere/herkese açıklamaksa, o insanlar benim hayatımda yok ki… Bir şey açıklayacaksam bunu birebir karşımdaki insana; hayatımdaki insanlara yaparım. Onun dışında birisine, üçüncü kişilere açıklamalar yapacak bir insan değilim. Özelimi anlatmak bana çok saçma hatta ayıp geliyor.” 
Sohbet ilerlerken aslında bir güven problemi olduğunu saklamıyor. Ancak bunun sadece şöhretin getirdiği bir sonuç olmadığını da vurguluyor: “Rahat konuştuğum, özelimi paylaştığım çok az insan var ve bunun böyle olmasını istiyorum. Annemin veya babamın bile bana sormadığı soruları, ilk defa gördüğüm insanlardan duymaktan rahatsız oluyorum. Çünkü ben de onlara bunu yapmam.” 

ŞU AN MUTLUYUM VE SEBEBİNİN BİR KISMI ÖZEL

Bugüne kadar hiç pişman olduğu, hayal kırıklığı yaşadığı bir şey oldu mu? “Bir tek ‘Ezel’deki rolümü reddetseydim çok üzülürdüm. Onun dışında yaşadığım her şey tahmin ettiğim gibi oldu” diyor.

Gerçekçi bir kadın.“Gerçekçi miyim? Çok emin değilim, bazen çok saçmaladığım zamanlar da oluyor” diyor yüksek sesle gülerek. 
Peki Cansu Dere’yi neler mutlu ediyor? “İşte bu çok zor bir soru, bunu bir cevaplayabilsem… Aslında biri benim için cevaplarsa daha kolay olur çünkü cevabını bilmiyorum. Ancak şu anda hayatımda keyifli olduğum bir dönemdeyim. İnsanlar her zaman çok mutlu değildir. Bazen mutsuz olursun, işler yolunda gitmez… Bazen de iyi gider. Hayatta inişler ve çıkışlar vardır. Şu anı soruyorsan, mutluyum. Sebebinin bir kısmı özel. Ve ilk defa, çok yoğun bir çalışma temposunun ardından, kendime vakit ayırabildiğim bir dönemdeyim. Bunun için şükretmenin önemli olduğunu düşünüyorum.”

BEN DE ESKİDEN AŞK MEKTUBU YAZDIM

Sohbetin sonunda “El Yazısı”yla ilgili bir detayı açıklıyor: Filmin hikayesinde, insanların söyleyemediklerini yazmakla, aşk mektupları yazmakla ilgili bölümler var. Yazıp da bazen alıcısına verdikleri, bazen de ulaştıramadıkları aşk mektupları; muhtemelen hepimizin yazdığı mektuplar… Cansu Dere hiç aşk mektubu yazdı mı? “Yazdım. Ama benimki de çok eskiydi” diyor gülerek.

BU YIL CANNES’DA BEN DE OLACAĞIM

Beyonce, Jennifer Lopez, Laetitia Casta ve Eva Longoria gibi pek çok ünlü kadının kampanya yüzü olduğu L’Oreal Paris için Türkiye’den ilk defa siz seçildiniz.

– Bu benim için çok heyecan verici bir proje… L’Oreal Paris, Türkiye’de bu kadar kapsamlı bir kampanyayı ilk defa yapıyor ve benimle çalışmayı istemeleri beni çok mutlu ediyor. 

Bu proje kapsamında neler yapacaksınız? 

– İlk önce fotoğraf çekimleri yaptık, ardından üç reklam filmi çektik. Bu arada bu kampanya için ilk defa saç rengimi değiştirdim. Çok sıcak bir renk oldu. Bir reklam projesinde yer almak gerçekten çok ince bir çizgi, savunduğun şeylerin arkasında durman lazım.

L’Oréal Paris, Cannes Film Festivali’nin resmi sponsoru. Sizi festivalin kırmızı halısında görecek miyiz? 
– Galiba göreceksiniz. Şu anda bununla ilgili tarihler konuşuluyor.”

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.