Cem Kılıç: “Aşk Ügenini Geçtik Beşgene Doğru Gidiyoruz”

650

 

 

“Dinle Sevgili”de Hande, Mehmet ve Ceren arasında bir aşk üçgeni var. Bu aşk üçgeninde son durum nedir?          

– Cem: Biz aşk üçgenini geçtik, beşgene doğru gidiyoruz! Heyecanı artırmak adına diziye yeni karakterler girdi. Üçgen ise bıraktığınız gibi devam ediyor. Hande-Mehmet aşkı bir türlü sonuçlanmıyor. Ceren’in de bizi bir araya getirmemek adına yaptığı oyunlar malûm. Zaten Hande’nin de Mehmet’in de sevgilisi var. Bütün korku çocuk korkusu. Mehmet, çocuğunun olduğunu Hande öğrenmesin diye onu terk etti. 

 Siz gerçek hayatta aşkınızın peşinden koşar mısınız yoksa hemen pes mi edersiniz? 

– Zeynep: Bir yere kadar koşarım. Gelmeyeceğini ya da olmayacağını ise vazgeçerim. Hayatımı onun peşinde koşarak geçiremem sonuçta, kendime bir dur derim. 

– Cem: Zor olan güzel nedense. O yüzden ne kadar zorlarsa aşk, o kadar büyüyor sanki. Fazla naz aşık usandırır, bunu da unutmamak gerek tabii. Fazla koşup, kendimi yollarda helak edip treni kaçırmak da istemem.

 Diziniz günlük yayınlanıyor. Bunun dezavantajlaını yaşıyor musunuz? Her gün insanlar ekran başında olamayabilir mesela…

– Zeynep: Ben dezavantaj yaşadığımızı düşünmüyorum. Bizim izleyici kitlemiz ev kadınları ve gençler. Onların sürekli olan ve kendilerini oyalayacak şeyleri izlemekten hoşlandıklarını düşünüyorum. 

– Cem: Aksine, ben avantajı olduğunu düşünüyorum. Bizim diziyi üç gün seyretmeyip tekrar açtığınız zaman konuya vakıf olabiliyorsunuz çünkü çok hızlı ilerlemiyor olaylar. Yavaş yavaş, sindire sindire gidiyor. Dolayısıyla kimse birkaç bölüm izlememekle bir şey kaçırmaz. Tek dezavantajı; biraz kıymetsiz gibi görünüyor olabilir. “Her gün var nasıl olsa, bugün şunu izleyeyim de onu sonra izleyeyim” gibi bir algı oluşması riski var. Neyse ki reytingler öyle demiyor. 

VARLIĞININ ALTINDA EZİLİYORUM CEM! 

Dizinin başarısını neye bağlıyorsunuz?

– Cem: Ben kendime bağlıyorum. Ben olmasaydım sanmıyorum ki bu dizi Zeynep’le bir yerlere gelsin. Muhteşem oyunculuğum, harika şarkılarım diziye çok şey kattı.

– Zeynep: Varlığının altında eziliyorum Cem! 

– Cem: şaka bir yana, dizinin başarısını günlük oluşuna, yayın saatine, senaryosunun entrika kuvvetine ve içinde radyo konseptinin işlenmesine bağlıyorum. Bir dizide ilk kez yapılıyor bu. Herkes gün içerisinde müzik dinliyor. Bu bizim dizide de böyle. Her sahnenin altında özenli müzikler çalınıyor. Bizi izlerken aynı zamanda müzik de dinliyor seyirci. Tabii genç ve tecrübeli kadrosunun da rolü büyük. Kadronun enerjisi ekrana yansıyor. 

– Zeynep: Ben de Cem ile aynı düşüncedeyim. 

Uzun süredir bu projedesiniz. Zaman zaman rollerinizden sıkılıp başka işlerde var olmak istemiyor musunuz? 

– Zeynep: şu an değil ama bu projeden sonra farklı rolleri canlandırmak tercihim. Sonuçta mesleğim oyunculuk ve farklı lezzetleri tatmayı her oyuncu gibi ben de isterim.

Bundan sonraki proje nasıl olmalı mesela?

– Zeynep: Ben komedi oynamayı çok istiyorum. Olur ya da olmaz, bilemem ama istiyorum. Dram çok daha fazla yapılıyor ama benim içimden niyeyse hep komedi geçiyor. 

– Cem: Ben de komediyi özledim. Komedi dizisi çekerken çok eğleniyor insan. Diğer yandan ben zaten bugüne kadar çok farklı roller oynadım. Bir gay’i ve kadın rollerini oynamadım. Ama bunları da oynamak istediğimi çok sanmıyorum. şu an keyfim yerinde.

Gay rolü teklif edilse kabul eder misin peki?

– Cem: Sinema filmiyse ve ses getirecek bir projeyse rolün ne olduğunu sorgulamam. Bir de ben genellikle gişe filmlerinde oynadığım için artık festival filminde rol almak istiyorum. Küçük dağların denizlere karıştığı, aksiyonun olduğu işlerden çok küçük hikayeler ilgimi çekiyor sinemada. Nuri Bilge Ceylan’ın, Zeki Demirkubuz’un filmlerini beğeniyorum. Ama gişe filmlerinde ve TV’de suratını fazla eskitmiş kişilerle çalışmıyor o yönetmenler. Yine de farklı bir kulvarda kendimi görmek güzel olur. Zaten maddi bir getirisi yok. Tatmin için yapılıyor o işler. Galiba kendimi tatmine ihtiyacım var.

VAMPİR OLDUĞUMU RÖPORTAJLARDA SÖYLEME!

Sette en çok hangi zamanlar eğleniyorsunuz?

– Zeynep: Çok eğlendiğimiz zamanlar oluyor ama biz komedi dizisi çekmediğimiz için doğaçlama gelişiyor o durum. Kayıt sırasında birinin dilinin sürçmesi bizi güldürebiliyor mesela. 

– Cem: Ben Ceyda Tepeliler’le oynarken çok gülüyorum. Çünkü o sürekli gülme krizine giriyor. 

– Zeynep: Ben hava karardıktan sonra Cem’le çok eğleniyorum. Çünkü Cem, gündüz vakitlerinde son derece sakin, durgun; ama hava karardığında inanılmaz bir enerji geliyor.

– Cem: Vampir olduğumu neden röportajlarda söylüyorsun!

Peki sizi en çok zorlayan sahneler desem?

– Cem: Öpüşme ve sevişme sahneleri zorluyor.

– Zeynep: Biz Cem’le çok iyi arkadaşız, ona rağmen çok geriliyoruz o sahnelerde. Ama mecburen yapmak zorundayız. 

– Cem: ınsanın arkadaşıyla bu sahneleri çekmesi daha da zor bir şey. 

BAKABİLECEĞİME İNANSAM BEŞ TANE ÇOCUK YAPARIM

Zeynep; sen 30 yaşından önce anne olmak istiyormuşsun. Neden 30 yaş?

– Zeynep: Annemle benim aramda 21 yaş fark var. Bizim annemle aramızdaki diyalog, anne kızdan öte arkadaş gibi. Hayattaki en özel ya da en kötü şeyimi her zaman koşa koşa gidip önce anneme anlatmışımdır. Babama da aynı şekilde. Dolayısıyla insan her ne kadar kızıyla arkadaş gibi olacağını düşünse de arada yaş farklı çok olunca bu mümkün olmuyor. Ve hâlâ çocuk olabileceğim, çocuk gibi düşünebileceğim yaşta çocuk sahibi olmak istiyorum. Annelik bana göre dünyanın en büyük mucizesi. Ve ben o mucizeyi ne kadar erken yaşarsam o kadar iyi diye düşünüyorum. Eğer bakabileceğime inanırsam, o maddi gücü görürsem beş tane bile çocuk yapabilirim. Çok seviyorum çocukları. Tabii bu işler kısmet işi, hiç belli olmaz.

Ufukta evlilik var mı?

– Zeynep: Hayatımda biri var ama evlilik gibi bir planım yok. 30 yaş, aklımdan geçen bir plan sadece. Belki de 33 yaşında anne olurum. 

Cem, senin evlilik ve çocuk sahibi olma planların var mı?

– Cem: Kız kardeşim yeni evlendi, hamile.7-8 ay sonra dayı oluyorum. Annem “torun istiyorum” diye hep bana baskı yapardı, artık ben de çocuk istiyorum. Özellikle dizi ekibine katılan Ege gibi bir oğlum olacağını bilsem hemen çocuk yaparım. 

Bir aday var mı?

– Cem: Sanki olacak gibi. Bir flörtüm var, çok da mutluyum şu anda.

ÇALIŞMA ŞARTLARI BİZE BU İŞİ BIRAKTIRACAK 

Cem, senin müzik çalışmaların nasıl gidiyor?

Cem: Çok iyi. Beyoğlu’nda bir mekanda cumartesi günleri sahne alıyorum. Single hazırladım bir tane, müzik şirketiyle paylaştım. Yakında radyolarda, internette duymaya başlayacağız iki şarkımızı. Albüm olarak çıkar mı bilmiyorum, dizi o kadar yoğun ki. Onun haricinde modayla da ilgilenmeye başladım. www.yenigardrobum.com adlı siteyi yürütüyorum.

Dizinin müzik hayatının önünde olması seni rahatsız ediyor mu?

– Cem: Öyle bir hırsım yok. Ben müziği kendim zevk aldığım için yapıyorum. Haftada bir çıkıp şarkılarımı dinleyicilerimle paylaştığım için de sıkıntı yaşamıyorum. Aslında ben oyuncuyum ve aktörlükten zevk alıyorum. Oyunculuk artık yaşam biçimim haline geldi. Ama çalışma saatleri inanılmaz. Bu durum düzelmezse korkarım oyunculuğa son vereceğim. Bir kere geldiğim dünyada hayatıma sette başlayıp sette bitirmek istemiyorum.

– Zeynep: Her ne kadar keyif aldığın işi yapsan da insan hayatta daha birçok farklı şeyden keyif alabiliyor. Yüzmekten de, dil öğrenmekten de keyif alabilirim yani. Ama bu çalışma şartlarında, oyunculuktan başka hiçbir şey yapamıyorum. Dolayısıyla hayatımı sığlaştırmış oluyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.