Cemal Hünal: “Kadınlar İçin Deri Kıyafet ve Aksesuar Tasarlayacağım”

519

 

 
 
“Cemal Hünal, senarist olmak için yola çıktı ancak dublör olarak gittiği 'Ulak' filminin setinde Çağan Irmak tarafından keşfedildi… Şimdilerde, filmlerin ve dizilerin aranan yüzü. Bu sezon 'Kaos' ve 'Ayaz' isimli iki filmde rol aldı. Ancak dün vizyona girecek olan 'Ayaz', yapımcının isteğiyle vizyondan geri çekildi. Bu kararın nedeni, filmin gösterileceği salon sayısının az olması. Söyleşi için buluştuğumuz Cemal Hünal'la sohbetimize onun dillere destan yaramazlıklarından, film setlerinde yaptığı 'eşek' şakalarından başladık. Neden 'serseri' kadınları sevdiğini, evlilik hayatını, çocukluğunu konuştuk. Laf lafı açınca Hünal'ın kadınlar için çanta, kemer ve kıyafet tasarlamak istediğini de öğrendik.  
 
-Hala yaramazlık yapıyor musunuz?
Yapıyorum tabii yapmaz mıyım? Gerçi bu aralar yaramazlık yapmaya fazla vakit bulamıyorum. Şu anda çalıştığım 'Bir Zamanlar Osmanlı-Kıyam' seti çok yoğun. Ama geçenlerde prodüksiyon amirinin üzerine at sürdüm… O kaçıyor, ben de kovalıyordum. 
 
– Size böyle şakalar yapılmasına izin verir misiniz?
Tabii canım. Hatta hoşuma gider. Özellikle tufaya geldiğimde gülüp alkışladığım olmuştur. Allah'ın sopası yoktur. Sırayla olur bu işler. 
 
– Hem kendinizi hem de başkalarını sıkıştırmayı seviyorsunuz galiba…
Buna uyanmak ve uyandırmak diyelim. Şakacı biriyimdir ve pozitif motivasyona oynarım. Karşımdakini tetikleyip bir şey yapmaya teşvik etmek, uyandırmak isterim. 
 
– Şakanın dozu artıp da 'eşek şakası' boyutuna varıyor mu?
Fırsat bulunca müstahak olan arkadaşlara 'eşek şakası' yapıyorum. 
 
– En unutulmaz 'eşek şakanız' hangisiydi?
'Asi' dizisindeyken Antakya'da doğum hastanesinde çekim yapıyorduk. Yönetmenin doğum günü için bütün ekip bekleme odasına doluşmuştu. Hepsini içeri kilitlemiştim; Çetin Tekindor, Murat Yıldırım, Tuba Büyüküstün… Nur Sürer orada olmasaydı, o kapıyı açmazdım. Çetin Tekindor çok kızmıştı. Sete yemek getiren firmanın kamyonunu çalıp bir sokak çocuğuna hediye etmiştim.  
 
– Size serseri desek abartmayız herhalde…
Hoşuma gidebilir (gülüyor)… 
 
– Serseri kadınları sever misiniz?
Serseri kadınları severim tabii; eşim de çok serserilik yapar.
 
– Eşiniz hangi serseriliğiyle sizin gönlünüzü çaldı?
Lale giyimi, tavırları, dünya görüşüyle şahsına münhasır biri. İnsanın yaptığı hatalara çok sert bakar ve çok büyük tepkiler verir. Aslında evrensel bir bakış açısı var. Ara bölgeler, gri renklerin hiçbiri yok. Beyanda mı bulunuyor, pankart mı çıkarıyor; tepkisinin ölçüsü belli olmaz. 
 
– Eşiniz hataları affetmiyorsa siz de sürekli kendinizi tetikte mi hissediyorsunuz?
Kimseyi bilerek kıracak bir şey yapmam. Kendinizi bildiğinizde temkinli davranmanıza gerek kalmaz. Genel olarak insanların duygularını anlamaya çalışırım. 
 
– İki çılgın bir arada ne oluyor? 
İkimiz de çomağımızı saklayıp paşa paşa geçiniyoruz (gülüyor)… 
 
BEN DAHA KISKANCIM
– Bir yıl önce evlendiniz, evlilik nasıl gidiyor? Evlilik aşkı öldürüyor mu?
Zaten dört, beş senedir beraberdik. Belli şeyler oturduktan sonra evlenince bir şey değişmiyor. Bu beraberlikle ilgili sorumlulukları çok önceden kabul etmiştim. O da öyle yapmıştı. Lale'yi sahiplenmiştim. Gereken özveriyi ve güveni sunmuştuk birbirimize. 
 
– Kavga çıktığında kim alttan alır?
Yerine göre ikimiz de alttan alıyoruz. İlişkinin kavgalı kısımlarını zaten çoktan atlatmıştık. Ben bir sürü vejetaryen yemek yapmayı öğrendim; o, et pişirmeye alıştı. Gayet, güzel, keyifli gidiyor. 
 
– Evlendikten sonra kadın hayranlarınız azaldı mı?
Çok haberim olmadı açıkçası. Öncesinde de haberim yoktu. Şehirde çok fazla sosyal yaşam sürmüyorum; set, ev ve bir de çiftlik… Geriye pek bir şey kalmıyor. 
 
– Kim kimi daha çok kıskanıyor?
Ben daha kıskancım. Akrep burcuyum, bir de Arnavut damarı var. 
 
– Peki, ne yapıyorsunuz, kıskançlıkla eşinizi boğuyor musunuz?
Yok canım, benden çok geziyor. Gece çıkar, arkadaşlarıyla sabahlar. Ben barlarda, kulüplerde olmayı çok sevmiyorum. Hayatımda öyle çok meşgale var ki. Ya bir şey yazıyor ya da bir şey dikiyor olmam lazım. 
 
YAZARIM, DİKERİM
– Ne ilginç! Ne dikiyorsunuz?
Eyer tamirinden deri çantaya, para kesesinden ok kılıflarına kadar bir sürü şey dikiyorum. Atmaca için ayak kayışları da yapıyorum. 
 
– Etek de diker misiniz bu gidişle?
Kadınlar için çanta, kemer ve kıyafet koleksiyonu çıkarmayı düşünüyorum. Hepsi el dikişi olacak. 
 
– Eşinize de yapıyor musunuz el işi hediyeler?
Tabii alyansını deriden yapılma püsküllü ve boncuklu bir kesenin içinde vermiştim. 
 
– Sizin kız isteme hikayeniz de kesinlikle ilginç olmuştur…
Ben kızı aldıktan sonra istedim (kahkahalar)… Aileyle de epeydir tanışıyorduk. Zaten sanatçı bir aile ve çok açık görüşlüler. Cangal Ailesi'yle aramız zaten uzun süredir çok iyi.
 
Atlardan ders alıyorum
– Atlarla bir arada olmak size ne öğretti bu hayatta?
Çok fazla şey… İnsanla ve evrenle ilişkilerimi çok olumlu bir şekilde etkiledi. İnsan olarak var oluş hakkında doğru yaptığımı zannettiğim bir sürü şeyi düzeltti. Maddi ve manevi zorluklar karşısında nasıl bir duruş sergilemen gerektiği konusunda hayat dersi alıyorsun. 
 
– At üstünde olup ona yön vermek hayatın dizginlerini elde tutmak gibi mi?
Ata yüzde yüz hakimiyet kurarak binilmesine karşıyım. Bu yarı yarıya yaptığın bir ortaklık. Hayattaki gibi; at binerken de her şeyi sen kontrol edemezsin. Verilen şarta göre bir sonuç üretip çıkan soruya göre bir cevap bulman lazım.
 
Hayatıma istediğim şekli vermek için çok debelendim
– Çocukluğunuz astım yüzünden zor geçmiş… 
Çocukluğum çok fazla yalnız dolayısıyla hayal dünyamla geçti. Top oynamam, koşturmam söz konusu değildi. İskoçya'ya gittiğimde rugby oynamak için inat ettim, çok zorlandım ama bir baktım ki nefesim zorlanmıyor! 
 
– Peki, bu durumdan üzüntü duyar, mutsuz olur muydunuz?
Hiçbir şeyin eksikliğini hissetmedim çünkü mutlaka bir şekilde kendime yetebiliyordum. Yapılacak, araştırılacak, uygulayacak çok fazla şey vardı. Oturup da bir şeye üzülmeye hiçbir zaman vaktim olmadı. 
 
– Hayatın zorluklarını hafifletmek için yollarınız var mı?
Hayatın zorlukları hafiflemez. Onlar mevcuttur, zorlukları kabul ettiğiniz zaman hayat kolaylaşır. Başa gelen zorlukları nasıl karşıladığınız önemli. Ben daha çok yapmak istemediğim şeyleri yapmamak için acı çektim. Bir yerde yine ödedik faturayı. Ama yapmak istediğim şeylere ulaştım sonunda. Özellikle yirmili yaşlarımda çok farklı işler için koşturdum. Geleceğe belli bir yön veremediğim zamanlar oldu. Hayatıma istediğim şekli vermek için çok debelendim. 
 
– Peki, neleri dert edersiniz kendinize?
Bir şeyi dert edeceksem öncelikle ailemin derdi derdim olur. Başka bir şeyi de pek dert etmem.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.