Eda Özerkan ”İçimde Zeyna Var”

676

 ’Firar’ dizisine sonradan dahil oldunuz. Uyum sağlamakta zorlandınız mı?  
Oturmuş bir projeye sonradan dâhil olmak kolay bir şey değil. Ama kolay olanın tadı olmaz ki… Çaba sarf edip, emek harcayarak bir şeyler yapmak daha doğru bana göre. Adanalı dizisine de sonradan dâhil olmuştum ama her iki dizide de uyum konusunda zorlanmadım. 

 ’Firar’ın konusunda adı gibi firar öğesi işleniyor. Sizin de firar etmeye yakın dönemleriniz oldu mu?
Hayat yeterince acımasız ve meşakkatli. Dolayısıyla insanı yoran, yüreğine ağırlıklar bindiren bir aşk uzun soluklu olamaz. İnsan o zaman firar etmek isteyebilir.(Gülüyor) Çok şükür hiçbir konu da firar etmeme neden olacak bir şey yaşamadım. Bir şeylerden kaçmak bana göre değil ama asıl önemli olan kaçmak zorunda kalmamak, kendini bu duruma sokmamak! Neyse ki benim içimde mantığını kılıç yapmış bir Zeyna var. O beni her savaştan galip çıkarıyor. Ama onun da bir kalbi var; elbette benim de bir süre sessiz kalmak istediğim yorgun zamanlarım oldu. 1-2 yıl önceydi…Böyle bir ruh haline bürünmüşken, çok sevdiğim arkadaşım Aysuda Ülkü Zeren bana bir şarkı yazıp bestelemişti.. Kıraç da muhteşem yorumlamıştı. ‘İstanbul saklasın bizi’. ‘Edası ömrüme ömür, gözleri kömür dilber’di aslı. Şarkı, Aşk ve Ceza dizisinde kullanılmış, Nurgül Yeşilçay’ın gözlerine uysun diye ‘Gözleri deniz dilber’ olarak değiştirilmişti. Firar etmeye en yakın olduğum ruh halimdi belki de o zamanlar. Sevgili Aysu da yaşadıklarımın en büyük şahidi olmuş ve o harika şarkıyı yazmıştı. Ama gördüğünüz gibi İstanbul saklayıp,boğazında düğümlemedi beni. 

 Bu diziye kadar genellikle canlandırdığınız karakterler birbiriyle benzerlik taşıyordu. Benzerlikler, üzerinize yapışan bir elbise oluyor denir. Ne dersiniz buna? 
Aksine. Benim oynadığım karakterlerin hepsi birbirinden farklıydı. Bu benim mesleki anlamda en büyük mutluluk sebebimdir. ‘Aşk-ı Memnu’daki Elif, ‘Adanalı’daki Nazlı ve şimdi oynadığım komiser Elif karakter olarak birbirinden çok ama çok uzak. Sadece önceki rollerimde daha kadınsıydım. ‘Firar’da gözü pek bir polisi canlan-dırıyorum. Dolayısıyla daha maskülen bir tarzım var. 

Sinema filmi, tiyatro oyunu, yeni proje teklifleri var mı?
İçime sinen bir şey yok açıkçası. İyi bir sinema filminde oynamak istiyorum aslında. Çok fazla romantik komedi film teklifleri geliyor. Ama izlerken patlamış mısır yenmeyecek projelerde olmak istiyorum. Tiyatroya aşığım. Seyirciyle göz göze olacağınız bir sahne. İnanılmaz bir heyecan olmalı. Ama zamanı var. Ülkemizde çok uzun zamandır iyi bir müzikal sergilenemiyor. Tiyatroyu, müziği ve dansı çok seven biri olarak Moulin Rouge gibi bir müzikal yapılabilmesini çok isterdim. Böyle bir projede yer alabilmek en büyük hayalim. 

Oyunculuğun eğitim gerektirdiğini düşünenlere ne demek istersiniz?
Öncelikle bu işe aşkla bağlanıp kendini eğitmeli insan. Şundan oyuncu olmaz, yok alaylı, yok konservatuarlı… Bunlara katılmıyorum. Gerçekten yeteneği olan, kendini bozmadan, hırsla, aşkla, disiplinle, özveriyle çalışırsa hak ettiği yere gelir. Elbette akademik anlamda eğitim almış oyuncularımıza saygım sonsuz ama aslolan yetenektir. Kendini doğru şekillendiren bir yetenek her daim alkışlanır!

Evlilik ve anne olmak denince aklınıza neler geliyor?
Aile yaşantısına çok önem veren, örf ve adetlerine bağlı yaşayan biri olarak bu konular benim için çok hassas. Çocukları çok seviyorum. Hatta yakında bir kez daha teyze olacağım için çok heyecanlanıyorum. Kimbilir kendi çocuğum olduğunda neler hissederim? Aile kurmak çok önemli. Bir yastıkta kocamak artık kolay değil. İnsanlar iki gün içinde evlenip boşanır hale geldi. Doğru insanı bulmuş olabilirsiniz ama doğru zamanda çok önemli. Her şey birbiriyle örtüşmeli. Eliniz bir yere çarptığında, hayatınızdaki insanın yüzünde daha fazla acı görebilmelisiniz. İyi günde, kötü günde, hastalıkta, sağlıkta yanınızda olacağınıza yürekten inanmalısınız. Hakkımda hayırlısı, doğru zaman geldiğinde bende aile kurup, anne olmak isterim elbet.

 İşinizden arta kalan zamanları nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Sevdiklerimle vakit geçirmenin dışında spor benim için çok önemli. Su içmek, yemek yemek gibi, gerekli ve keyifli. Kız arkadaşlarla film geceleri yapıyoruz. Film izleyerek sabahladığımız oluyor. Yemek yapmak benim için terapi. Fırsat buldukça mutfağa giriyorum. Eee baba tarafı Malatya, anne tarafı Adana. Yemeyi de, pişirmeyi de çok seviyorum.

İlişkilerinizde nasıl birisinizdir?
Öncelikle sakin ve sabırlı bir yapım var. Merhametliyim de. Kuyruğuma birkaç kez bastığınızda hoş görebilirim ama sabrım taştığında pek etrafımda olmanızı tavsiye etmem (Gülüyor). Onun haricinde sorun çıkaran değil, sorun çözen tarafımdır genelde.

Seyircinin sizi hangi özelliklerinizle tanımasını dilersiniz? 
Ben klasik bir Türk kızıyım aslında. İnsanlar beni pazarda kıvırcık alırken görünce şaşırmasınlar.  Toz almayı ve ütü yapmayı herkes gibi sevmeyen, ailesiyle yaşayan biriyim. Bir de nerde lunapark  var ben oradayım! Adrenalin kesinlikle benim  ömrümü uzatıyor!

Aile ilişkileriniz nasıldır. Onların desteği ve yönlendirmesine önem verir misiniz?
Klasik bir Türk ailesiyiz biz. Bir polis kızıyım. Babamı 1.5 yıl önce kaybettik. Dört kız kardeşiz. Ben en küçüğüm. Aynı masa etrafında toplanıp yemek yemenin önemiyle büyüdük. Hayatı bölüştük. Herkes üzerine düşeni yapar. Bayram, seyran, kandil atlanmaz, unutulmaz. Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpülür anlayacağınız. Herkes birbirine destek olur. Eleştiriye açığızdır. Neticede bir aileyiz, birbirimizin iyiliğini isteriz. Her zaman büyük sözü dinleyen bir kız oldum. Böyle yetişmekten çok mutluyum. Kendi çocuklarımı da bu şekilde yetiştirmek isterim.

Kariyerinizde, bundan sonra canlandırmayı hedeflediğiniz bir karakter var mı?
Elbette var. ‘İyi, Kötü, Çirkin’! Bu filmi hatırlar mısınız? Ben hepsini canlandırmadan ölmek istemiyorum. Sanırım bu yeterli bir cevap.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.