Ekranların Kabadayıları

881

 

 
“NEJAT İŞLER 
Nihayet ‘kucaklaşma’ gerçekleşti 
Nejat İşler zaman zaman Batı usulü asiliklerle birlikte anılsa da, buraların mahalle ve sokak kültürünü (ve Fenerbahçe’yi) de iyi bildiği için, kitlelerin duygularını ‘limitin üstünde’ rencide eden bir figür olmadı. Sinemada/ TV’de envai çeşit adamı oynadı. Ama gerçek ‘kucaklaşma’ya talip olan rolü, elbette ‘Keşanlı Ali’. Bu destan, mahallelinin Ali’ye güvenerek sadece bir zorbadan diğerine geçiş yapmış olduğuna uyanması hakkında. Bakalım dizi bir uyandırma alarmı olarak da gündeme gelecek mi?
 
 
KIVANÇ TATLITUĞ 
Şimdi toy bir kabadayı 
Kıvanç Tatlıtuğ da Kenan İmirzalıoğlu gibi girdi hayatımıza: Best Model of Turkey, Best Model of the World. Ama o Osman Sınav’ın değil, Erkan Özerman’ın eline düştü. Çünkü ‘yağız Türk delikanlısı’ndan ziyade ‘Balkanlar’dan gelen güzel çocuk’ gibi görünüyordu. Kariyerini ateşleyen rol de bir pembe diziyle, ‘Aşk-ı Memnu’yla geldi. Ama yiğitliğin hüküm sürdüğü bu topraklarda, Behlül’le nereye kadar? Hemcinslerinin ‘eyvallah’ını almak için testosteronu seksten başka bir yere, insani hislerin delikanlılık adına bastırılıp ‘gazap’ şeklinde geri döndüğü yere aktarması gerekiyordu. Şimdi toy kabadayı Kuzey. En ufak gerginlikte, hemen “Tutmayın beni!..”
 
 
UĞUR YÜCEL 
Artık ağabeyler dünyasında 
‘Tanıştığımız’ Uğur Yücel, popüler kültürün içinde kendine özel, pek çok yöne açık bir alan yaratmış gibiydi. ‘Eşkıya’da mahallenin bitirimi oldu; sonra ‘Hırsız Polis’teki ‘Baba Marlon Brando’ performansına ulaştı. Yönettiği filmlerden ‘Yazı Tura’ ile ‘Ejder Kapanı’, kabadayılarla birlikte memleket için de daima birinci sırada olan bir ‘sorun’un etrafında şekilleniyordu: Namus. ‘Hayatımın Kadınısın’da ise ‘efendi kabadayılık’ın romantik bir tezahürünü ortaya koydu. Yücel’i bazen farklı rol ve hikâyeler içinde de izlemeye devam ediyoruz. Nihayetinde ise bir sanatçı ve popüler bir figür olarak ağabeyler dünyasında konumlanmış görünüyor.
 
 
ERDAL BEŞİKÇİOĞLU 
Dönüşüm için ‘… la’ yetti 
Erdal Beşikçioğlu ‘Behzat Ç.’den önce de hem popüler hem alternatif mecralardaki işleriyle gözümüzün önündeydi aslında. Ama ne ‘art-house’ ya da ticari ortamların ne de ‘kadınların gözdeleri’ gibisinden listelerin öne çıkarılan ismiydi. Halbuki bir rolden diğerine geçtiğinde onun aynı oyuncu olduğunu kendinize hatırlatmanızı gerektirecek kadar iyi işler çıkarmıştı. ‘Vali’, ‘Barda’, ‘Hayat Var’, ‘Bal’, ‘Es Es’… Bilenin takdir ettiği entelektüel oyuncu konumundan zirvedeki yıldıza dönüşmesi için tek bir notaya ihtiyacı varmış meğer: “…la”.
 
 
KENAN İMİRZALIOĞLU 
Zirveden giriş yaptı 
Onun kaderi bu. Fiziksel açıdan, doğanın tasarımı böyle: ‘Son Osmanlı Yandım Ali.’ Model olarak tanınır tanınmaz, başta Osman Sınav, yapımcılar onu bu yöne çektiler. Kenan İmirzalıoğlu’nun mayolu geçişini yeni izlemiştik ki, Yusuf Miroğlu (Deli Yürek) gelip partiyi dağıttı ve yeni yasaları okudu: “1- Sizin âlem dediğiniz bu bitirim dünyasının…” Tabii böyle olunca, zirveden giriş yapmış oldu. Geçen sene yine öyle bir yerden el sallıyordu: “Benim adım Ezel. İntikam almak için buraya geldim.”
 
 
NECATİ ŞAŞMAZ 
Artık karıştırıyor olmalı 
‘Kurtlar Vadisi’ ekibini film galası vs. gibi bir ortamda ‘canlı’ gördünüz mü hiç? Görseniz şöyle dersiniz: “Aynı televizyondaki gibisiniz…” Filmdeki hiyerarşi ve ruh halinin epey benzeri, gerçek hayatta da varmış gibi görünüyor. Zaten artık Şaşmaz’ın kendisi de şaşırıyor olmalı, “Ben Polat Alemdar mıyım yoksa?” diye. Karışık bir konu. O mu Polat Alemdar, ben mi Kill Bill’deki Uma Thurman’ım? O zaman Oktay Kaynarca kim?”
 
 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.