Müge Boz’u Rolü Çok Zorladı

662
İşte o röportaj;
 
Yeni diziniz “Gurbette Aşk”la  başlayalım…
 
Canlandırdığım Nina, üniversitede okuyor. Alman bir kızı oynamak beni çok zorladı açıkçası. Sonuçta ekstra çalışma gerektiriyor. Onun dışında hikayenin daha önce işlenmemiş bir konu olması, 
yönetmen Hamdi Alkan’la güzel   iletişimimiz, karar verme sürecimi  kolaylaştırdı. Pozitif taraflar daha 
ağır bastı ki, kabul ettim. 
 
Oynadığınız Nina karakteri için  nasıl bir çalışma yaptınız? 
 
Rolün aksanı için ekstra bir çalışma yaptım. O yüzden beynim bu aralar biraz yoruluyor. Konuşmam da ufaktan bozulmaya başladı. Hep öbür tarafa kayıyormuş gibi… Hem oyun yapmak, hem Türkçe’yi bozuk konuşmak, aynı zamanda kamera açılarına kafa yormak… 
Düşünmem gereken çok şey olduğu 
için zorlanıyorum. Beynim daha 
çok yoruluyor bu işte. 
 
İlk projeniz “Şüphe” zamanında oyunculuk anlamında sizi zorlayan şeyler neydi, şimdi nelere daha çok kafa yoruyorsunuz?
 
Kamera önünde pratik yapmak başka bir şey tabii… “Şüphe”deyken kamera karşısında neler yapacağımı unutuyordum. Lafımı söyleyip, yürüyüp gideceğim diye düşünüyordum. Şimdi sahneye baktığımda nasıl olacağını görebiliyorum, o anlamda daha rahatım. Ama daha önceden düşünmediğim çok daha başka detaylar var kafa yorduğum: Duygu, bakış, kameranın açıları, yaptığım oyunlar… Bir yandan ezberi düşünüyorum, bir yandan da bahsettiğim şeylere kafa yoruyorum.
 
Oyuncu koçunuz var mı?
 
Bahar Kerimoğlu’yla çalıştım bir  süre. Ümit Çırak’la çalıştım. Ondan  önce Hakan Pişkin’le çalışıyordum.  Bir ara Craf Tiyatro’daydım. Merve 
Taşkan’dan bir süre ders aldım. Kimlerle çalıştığım değişiyor aslında. 
 
Zamanla hayalleriniz değişti mi?
 
Çok belirgin hayallerim olmadı hiç. Tabii ki para kazanmanın getirmiş olduğu bir şey vardı ama arabam olsun, evim olsun gibi hayaller değil. Ben hep bir iş kurmayı hayal ettim. Hâlâ da düşünüyorum. 
 
Nasıl bir iş?
 
Mobilya tasarımı yapabilirim. Restoran açmak olabilir… Oyunculukla alakalı da hep biraz daha farklı şeyler yapmayı istemiştim. Seçtiğim işlere bakılırsa da öyle gibi görünebilir. Belli bir yoldan gitmiyorum. 
 
Restoran açmayı düşündüğünüze  göre yemek yapmayı seviyorsunuz… 
 
Evet ama diğer konularda olduğu gibi yemek konusunda da stabil bir durumum yok. Tamamen o anki ilgi alanımla ve ne istediğimle ilgili yaptığım yemekler. Kafama ne eserse onu yapıyorum. 
 
Buluşmak için Belgrad Ormanı’nı seçtiniz. Spora çok vakit ayırır mısınız?    
 
Setten kalan zamanların büyük bir kısmını spor yaparak geçiyorum zaten. Ormanda yürüyüş yapıyorum, yoga yapıyorum, ata biniyorum… Onun dışında boyalarım var, bir şeyler boyuyorum. Öyle şeylerle vakit geçiriyorum. Aslında canım ne isterse onu yapıyorum.  
 
Rutininiz, alışkanlıklarınız yok yani.
 
Öyle gibi. 4-5 sene piyano çaldım, sonra canım çalmak istemedi ve çalmadım. Şimdi tekrar çalmaya başlamak istiyorum. Bale de öyleydi benim için. Konservatuvarı kazandım ama “Ben balerin olmak istemiyorum” diye düşündüm ve konservatuvara gitmedim.  
 
Hayatı akışına bırakıp yaşamak hali var sizde anlaşılan…
 
Biraz öyle. “Ben illa şunu yapmak istiyorum” deyip şartları zorlamak veya olayı daha kötü bir hırsa çevirmektense biraz daha esnek olmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Bazı şeyleri zamana bırakmak daha iyi. Ama bu, ben çalışmayayım, her şey olacağına varır gibi bir şey değil. O hırsın tatlı bir hırs olarak kalması gerekiyor. 
 
Aile kurma fikri planlarınız arasında var mı?
 
Şu anda gündemde öyle bir konu yok ama sonradan ne olur bilemeyiz. Çünkü 
insanın hayatında her şey çok çabuk 
değişebiliyor.
 
BEN DEĞiL,  CARA BANA  BENZiYOR
 
Seda Bakan, hayatınızın çok eğlenceli olduğunu söylemişti. Arkadaş grubunuzla nasıl eğleniyorsunuz genelde?
 
Seda’yla ev arkadaşıyız zaten. Onun dışında sizin tanıdığınız Özge (Özpirinçci), Ekin (Türkmen) ve Hande’yle (Soral) çok sık olmasa da görüşürüz. ‘Ben dışarı çıkayım’ insanı olmadığım için genelde evde buluşuyoruz. Doğum günü partilerinde çok eğleniyorum. 
Ya da “Hadi bir yerde mangal yapalım”, “Tiyatroya ya da sinemaya gidelim”, “Ormanda koşalım” etrafında dönüyor planlar. 
 
Sizi model Cara Delevingne’ye benzetmişler…
 
Birkaç kişiden duydum. Ben değil, o bana benziyor. Yaşça büyüğüm ondan.
 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.