Neslihan Atagül: “Hedefim adamakıllı oyuncu olmak”

269

 

 
 
 
Kürtaj tartışmalarının gündemi meşgul ettiği günleri hatırlayın; çoğu kez erkekler konuşuyordu. Nedendir bilinmez, kimse kadınlara söz vermiyordu. Daha bu tartışmalar başlamadan çekilen Yeşim Ustaoğlu'nun Araf'ı ise, o dönemde konuşan erkeklere sözlerini geri aldırabilir. Çünkü, istenmeyen bir hamileliğin etrafında yaşanan trajediyi anlatması, kadının yaşadığı sancılı süreci hissettirmesi bakımından önemli bir yapım. Ama film sadece bu konuyla ilgilenmiyor, gerçekçi bir Türkiye kesiti sunuyor bize. Önce Venedik Film Festivali'nde dünya prömiyerini yapan, hafta içi de 19. Altın Koza Film Festivali'nde Türkiye'de ilk defa görücüye çıkan film, dün vizyona girdi. Ustaoğlu, Karabük'te, şehirlerarası dinlenme tesislerinde çalışan insanların yaşadığı çıkışsızlığı bir aşk öyküsü ekseninde ele alırken; televizyona bağlanmış umutları, genç kızların yaşadığı istem dışı hamilelikleri, kadının çaresizliğini başarılı bir şekilde işliyor. Altın Koza'nın favorilerinden kabul edilen Araf'ın, bu akşam a Haber'den canlı yayınlanacak ödül töreninde nasıl performans sergileyeceğine jüri karar verecek. Ama filmi izleyenlerin büyük kısmı, başroldeki Neslihan Atagül'ü merak ediyor. atv'de yayınlanan Hayat Devam Ediyor dizisinde rol alan Atagül, ilgililerinin tanıdığı bir oyuncu aslında. Ama Araf'la birlikte yıldızının iyice parlayacağı da kesin. Biz de hem Atagül'le hem de yönetmen Ustaoğlu ile konuştuk. 
– Ustaoğlu ile yollarınız nasıl kesişti?
– Beni aradılar, Araf'tan bahsedip 'Yeşim Ustaoğlu seninle görüşmek istiyor,' dediler. Zaten Yeşim Abla, çalışmak istediğim yönetmenlerden biriydi. Pandora'nın Kutusu, Bulutları Beklerken ve Güneşe Yolculuk filmlerini izlemiştim. Çok sevindim çağırdığında. Senaryoyu hemen birkaç kez okudum.
– Karabük'te yaşayan ve oradan gidip, başka bir yerde hayatını kurmak isteyen Zehra'yı canlandırıyorsunuz. Zehra gibi kızlara aşinalığınız var mıydı? 
– Küçüklüğümden beri sürekli gözlem yaparım. Çok göz önünde olmayan insanlar vardır hani, dikkatle bakarım onlara. Mesela otobüs yolculuklarında, o mola yerlerinde çalışan insanlar… Ne yaparlar, nerede yaşarlar, nasıl hayatları vardır? Bunları merak eder ve üzerine düşünürdüm. Bu yüzden Zehra gibi insanların hayatlarına aşinayım. 
– Ne kattı size Ustaoğlu ile çalışmak?
– Adamakıllı bir oyuncu olmak istiyorum. Bütün çabam bu. Bunun için Yeşim Ustaoğlu'nun seti çok önemliydi benim için. Verimli ve öğretici oldu.
– Hayat Devam Ediyor'da Şirin, Araf'ta Zehra. Sizce ortak noktaları var mı? 
– Ortak noktaları, gitmek istemeleri. Hayatlardan memnun değiller. Zehra o çalıştığı dinlenme tesisinde bir gelecek göremiyor kendine. Şirin de öyle, yaşadığı hayat onu tatmin etmiyor.
– Sizde de gitme isteği var mı?
– Zehra ve Şirin gibi değil. Bazen çok kalabalık geliyor İstanbul bana. O zamanlar, nefes almak adına bir yerlere kısa süreli seyahatlere çıkmak istiyorum. 
 
MİSKET BORCUNDAN EVDEN ÇIKAMADIM 
– Tiyatro okumaya başlamadan önce, edebiyat okumayı düşünmüşünüz. Kimleri okursunuz?
– Bukowski ve Kafka favori yazarlarımdır. Oruç Aruoba'yı okurum. Ayrıca tiyatro oyunu kitaplarını okuyorum. 
– Sinemada hangi yönetmenleri takip edersiniz?
– Zeki Demirkubuz, Ümit Ünal, Tim Burton, Luis Bunuel'in filmlerini seviyorum. Bunuel favori yönetmenlerimden biridir. Filmlerini alıp, üç-beş aya yayarak izledim.
– Uçarı bir insan değilsiniz galiba. Zaten bir söyleşinizde 'Çabuk olgunlaştım,' demişsiniz. 
– Hem okuyup hem de sürekli çalışınca, hayatla erken yaşta tanışıyorsunuz. 
– Erken yaşta çalışmaktan dolayı çocukluğunuzu yaşayamadığınız duygusu oluştu mu sizde?
– Normal nedir bilmiyorum. Ama ben de çocukluğumda seksek de oynadım, misket de. Hatta misket borcumdan evden çıkamadığımı bile hatırlıyorum. Site çocuğu olmadım. Okmeydanı'nda mahallede büyüdüm. Yani öyle çocukluğumu yaşayamadım duygusu hissetmiyorum. 
– Araf, Altın Koza'nın güçlü adaylarından. Ödül alabilirsiniz. Neler hissediyorsunuz?
– Büyük bir heyecan yaşıyorum.
YEŞİM USTAOĞLU :
 
Rolünü yaşayarak oynuyor
– Araf filmi, nasıl filiz verdi?
-Pandora'nın Kutusu'nu yaparken, Karabük yolunu çok kullandım. Dinlenme tesislerinde çok konakladık. Ben sohbet etmeyi seven bir insanım. Bu tesislerde çalışan insanlarla da konuştum. Biraz bunların sonucudur Araf filmi. Çünkü bir çıkışsızlık yaşıyor bu insanlar. 
– Bu çıkışsızlıktan kurtulmanın yollarından biri de televizyona çıkmak mı? 
– Sanki umudu televizyondan devşirmek istiyor gibi bir halimiz var. Her kesimden insan, adeta 10-15 dakika da olsa görünür olma, ünlü olma, ünlünün yanında olmaya ihtiyaç duyuyor. Para kazanma yolunun buradan geçtiğine inanılıyor. Bu perspektifsizlikten kaynaklanıyor. Buna vurgu yapmak istedim.
– Neslihan Atagül'ü nasıl keşfettiniz?
– Neslihan'ı İlk Aşk filminde fark etmiştim. Oynadığı dizilere de baktım. Ama karşınıza gelince oturup konuşunca tam olarak kim olduğunu görüyorsunuz. Senaryoyu okuyup yaptığı yorumlar, karakteri kavrayışı etkileyiciydi. Çekimlerde de fark ettirdi kendini. Teknik bir oyuncu değil. Çabuk içselleştiriyor, yaşayarak oynuyor rolünü. 
– Sizin Özcan Deniz ile çalışmanız da şaşırtıcı geldi insanlara. Hani 'Ayrı dünyaların insanları bir araya nasıl gelir,' türünde bir şaşkınlıktı bu? 
– Aslında yanlış bir algı bu. Kamyoncu dünyasını iyi biliyorum. Ekip arkadaşımız Altın Bal'ın babası kamyoncuydu. Şimdi kimi oyuncular, o kamyoncu imajını yaratarak karakteri oluşturmaya çalışırlar. Onu istemedim. Ben Anadolulu birini arıyordum. Özcan'ın hayat tecrübesinde Mahmur'u gördüm. 'Özcan Deniz gibi birini istiyorum,' deyince; 'O zaman arayalım,' dediler. Özcan da büyük bir hevesle geldi, oynadı.
– Venedik Film Festivali'nde nasıl karşılandı film? 
– Ezber bozan bir film, hem bizim için hem de yurtdışı için. Yorgun ve umutsuz bir dünyada yaşıyoruz. Biraz da bunun için, son yıllarda yurtdışında sıkıntıdan uzak, metafizik temaları olan filmlere daha fazla prim veriliyor. Böyle bir eğilim varken Araf sert geldi insanlara. Çünkü özellikle erkek dünyasında ciddi bir yüzleşme istiyor film. Bunu iyi anlattığınız zaman, size mesafe koymak yerine yanınıza geliyor seyirci. Bu tepkiyi de Venedik'te gördüm. Yoğun ilgi oldu. Sanırım filmin iyi bir seyircisi olacak.
– Siz, filmi çektikten sonra kürtaj tartışmaları ortaya çıktı. Ne düşündünüz?
– Zehra'nın yaşadığına benzer olaylar ortalıkta dolaşıyordu. Kenarda köşede bu küçük haberlere baktığınız zaman beni rahatsız eden, olayın mağduru olan kıza yönelik suçlayıcı tavrın sürdürülmesi. Hukukta da var bu algı. Biraz 'hak ediş' perspektifinden bakılıyor. Ahlaki olarak çürümüş bir algı bu. Kızların, kadınların yaşadıklarının nasıl bir çaresizlik olduğu, sürecin ne kadar korku dolu ve sancılı olduğu düşünülmüyor. Biraz da kadınlara, kızlara bakışımızdaki bu çürümüş yargıları düşünerek girdim Araf'a.
 

><!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.