“Perran’ı Korumam Lazım!”

344

 

 

“1980’li yılların efsane dizisiydi ‘Cosby Ailesi.’ Bill Cosby çocuklarına düşkün, harika bir babaydı. Yıllarca hepimizin en sevecen babası oldu. Aradan yıllar geçti. Bu defa Adam Film ve Akbel Film ortaklığıyla ‘Cosby Ailesi’ Türkiye’ye uyarlanacaktı. Ancak hepimizin babası Bill Cosby’yi bu kez bir kadın canlandıracaktı. Madem bu defa Türkiye’nin annesi olmaya aday biri olacaktı, öyleyse bu Perran Kutman’dan başkası olamazdı. O nedenle Tarkan Karlıdağ, Kutman’ın kapısını çaldı ve onu ikna etti. ‘Yerli Cosby Ailesi’ ‘Canımın İçi’ 23 Nisan’da start aldı. Perran Kutman’ın eşi karakterine ise usta tiyatro sanatçısı Levent Öktem hayat verdi. HT Magazin, ‘Canımın İçi’ dizisinin setine girdi ve Türkiye’nin en sevimli ailesiyle keyifli bir gün geçirdi. Bizi kapıda dizinin Damla’sı 6 yaşındaki Nisa Meriç karşıladı. İnanın hayatımda onun kadar kendini sevdirmesini bilen başka bir çocukla karşılaşmadım. Hemen judu kıyafetlerini giyip sahneye hazırlanmaya başladı. Sette hem teknik ekip hem de oyuncular arasında sessiz bir anlaşma vardı. Herkes işine hâkimdi ve kendinden emindi. Onlar çoktan birbirlerinin canının içi olmuştu.

İki yıl aradan sonra ekranlara ‘Canımın İçi’ dizisiyle dönen Perran Kutman, hayata, insanlara ve işine âşık olduğunu söyledi ve kendisini nasıl koruduğunu açıkladı: “Benim sırrım hep çocuk kalmak ama kurnaz olmayan, sevgi dolu, bozulmamış bir çocuk olmak. Bugüne kadar Perran’ı kimse bozamadı.”

PERRAN Kutman’ı 5 yaşında tanımıştım. Tek kanallı dönemde, tek eğlencem olan televizyondaki kıvırcık saçlı ‘Perihan Abla’mdı benim. Onunla tanıştığımda da beni kucaklayacağından adım kadar emindim. Tam 24 yıl sonra tanıştığımızda tüm görkemiyle karşımda duruyordu ve bana ilk sözü “Hoşgeldin güzel yavrum” olmuştu. Aradan iki yıl geçti. Bu defa “Canımın İçi” dizisinin setinde buluştuk. Artık cimcimeliğe terfi etmiştim. Birbirimize sarılıp kucaklaştıktan sonra başladık koyu sohbete. Biraz canı sıkkındı. Çünkü çok sevdiği arkadaşı Cüneyt Türel’ i kaybetmişti. İnsanın en verimli olduğu zamanda çekip gitmesinin kabul edilmesi zor bir şey olduğunu düşünüyordu ama ne yazıkki yapacak bir şey yoktu. Perran Kutman, sevgisini göstermeyi bilen, insana insanlığını hissettiren çok önemli bir sanatçı. Ben ona yıllar sonra kavuştum, umarım bu kavuşmamız uzun sürer ve ben her seferinde yepyeni bir hikâyesini bu sayfalara taşırım. 

Perran Kutman seçicidir. Onu bir projede oynatmak için epey çaba sarf etmeleri gerekir. ‘Canımın İçi ’ için ne kadar direndiniz?

Bu defa hemen “Peki ” dedim. Ben bile bu kadar çabuk kabul ettiğime şaşırıyorum. Tarkan Karlıdağ’la daha önce ‘Hayat Bilgisi’n de çalışmıştık. Tarkan, “Cosby Ailesi’ni yapacağız. Hem çok güzel bir iş ortaya çıkacak hem de Türkiye’de ilk kez yeni bir iş denenmiş olacak. Haftada beş gün, haber sonrası yayınlanacak ve 25 dakikalık bir dizi yapacağız. Siz bana güvenin” dedi. Benim ağzımdan “Peki” çıktı. Ama hiç pişman değilim. 

Peki, size nesi cazip geldi?

Anne olmayı çok seviyorum. Dizimiz de oynayan çocuklarıda anne gibi seviyorum. Sercan, Hare, Nisa, Cansu hoş, terbiyeli ve bu mesleğin alfabesinden gitmek isteyen çocuklar. Birbirlerini de çok seviyorlar. Ama bazen aralarında kıskançlık oluyor. Mesela Hare’ye “Çok güzel oynamışsın” dediğimde Sercan kıskanıyor. Ama o kıskançmış, öyle dedi.

Galiba bu sette mutlusunuz…

Mutluyum evladım. Benim için seviye çok önemli ve bu sette beni mutlu eden şey seviyeli olması. Açıkçası endişeye kapılıp değişmesinden korkuyorum. Çünkü bir diziyi reyting endişesiyle başka yerlere çevirebiliyorlar.

Daha önce rol aldığınız ‘Deli Saraylı’ dizisinde bunu yaşadınız mı?

Evet ve en büyük hayal kırıklığım o dizidir. Çünkü, bir dizi başlar ve ben gitmem gereken yeri bilirim. ‘Deli Saraylı’da öyle olmadı. ‘Canımın İçi’nde de yola benimle çıkıldı. İzleyici de dizimizden memnun. Mesela beni yolda üç hanımefendi çevirdi bugün ve “Ne olur bırakmayın” dedi. Neden?

HAYATA VE İNSANLARA ÂŞIĞIM

Çünkü herşey istediğiniz gibi gitmediğinde siz uzun süre ekrandan uzak kalmayı seçiyorsunuz…

Evet ama onların söylediği “Bırakmayın” lafında endişe var. Televizyon kanallarında öyle bir şey yaşanıyor ki, seyirci size “Bırakmayın” demek zorunda kalıyor. Mesela ‘Koyu Kırmızı’ benim için çok güzel bir diziydi ama bitti. Zaten hangi projeye “Güzel” dediysem bitiyor. O nedenle bu reyting işini hiç anlamayacağım. 

Artık eskisine göre çok daha kaliteli projeler ortaya çıkmıyor mu?

Evet ve bu çok olumlu bir gelişme. Seyirci bağışlarsa bir şey söylemek istiyorum. Kanallar ve yapımcılar seyirciyi rahata alıştırdılar. Ne yazık ki, izleyici hafif işleri benimsedi. Eğer kalite geliyorsa ‘Koyu Kırmızı’ neden bitti? İsim vermeyeceğim ama bir sürü iş uzun süredir devam ediyor. Tekrar eski güzel günleri göreceğimize inanıyorum ama artık dizi sürelerininde kısalması lazım. Başka türlü olabilir mi? İnsan beyni nasıl üretebilir. Dizi 45 dakika yapılabilen bir şeydir. 

Sizi biraz dertli gördüm…

Kendi adıma mutluyum, sete heyecanla geliyorum. Her gün ezber yapmak tempo gerektiriyor ama herşey çok güzel gidiyor.

Tüm sıkıntılara rağmen işinize de âşık bi risiniz…

Hayata, insanlara ve işime âşığım. 

PERRAN’I KORUMAM LAZIM

46 yıllık sanatçısınız. Ama sizi hiç tanımayan birisi bile yüzünüze baktığında içini bir sıcaklık kaplı yor. Bunu nasıl başarıyorsunuz?

Hesapsız olmak. Mesela ben çocuklarla çok iyi anlaşırım. Çocuklar hesap kitap öğrenmemiştir. O nedenle onlarda, bende hesapsızım. Benim sırrım hep çocuk kalmak ama kurnaz olmayan, sevgi dolu, bozulmamış bir çocuk olmak. Bugüne kadar Perran’ı kimse bozamadı. Hayata, insanlara, olaylara hep iyi tarafından bakıyorum. Bana bunu yaptıysa mutlaka geçerli bir sebebi vardır diye düşünüyorum ve siliyorum.

Oyuncu empati kurmayı bilen kişidir. O zaman hep empati kuruyorsunuz ve hayatta da oynuyorsunuz…

Hayat kapanmayan bir perde. Kapanana kadar da ben mutlu yaşamış olacağım. Kimseye kendimi hırpalatmıyorum. Yapılanlara da güzel bir perde çekiyorum. Sevgimi güzel gösteririm ama yüzümde kimsenin göremediği bir tül perdem de vardır. O benim kalkanım, beni korur. Çünkü Perran’ı korumam lazım. Sevgiye dönüşen kalp hiç susmaz, hep çarpar.

Peki ya aşk… Siz insanları çok seviyorsunuz ama aşkla aranız nasıl? Aşka âşık biri misiniz?

Benim aslında aşkla çok işim yok. Çünkü ben aşkın sevgiye dönüşmüş haline âşığım. Aşk geçicidir, heyecan verir ve kalbin çarpmaya başlar. Kalbin çarpar, çarpar ve daha sonra düşüş başlar. Bu çok rutin bir şeydir. Ama sevgiye dönüşmüş bir kalp hiç susmaz. Hep o heyecanla çarpar. Sevgilim, işte ben o heyecanı seviyorum.

Tek pişmanlığım  sigarayı geç bırakmak

PERRAN Kutman hayatta sadece bir pişmanlığı olduğunu söylüyor: “Yaşadığım hayattan, oynadığım oyunlardan ve kararlarımdan hiç bir pişmanlık duymadım. Tek pişmanlığım sigarayı daha erken yaşta bırakmamak. Ben 8 sene önce bıraktım. Çevreme ve gençlere söylüyorum. Bu hayattaki tek keşkem odur ”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.