“Yeter ki Gel Bana Senede Bir Gün” Dedirten Dizi: Sherlock

821

Beklemeyi İsmail Abi’den öğrenenlerin güzide dizisi Sherlock… Ne zaman başlayacağı bir türlü belirlenemeyen, yayınlandığı zaman soluk kesen ve oldukça özlenen dizilerde bir numaradır kendisi. 4 sezonunu izlemekten bıkmazsınız ama yeni sezonla ilgili hayaller kurmaktan da kendinizi geri alamazsınız. Alınan haberlere göre 5. sezon gelirse(gelmeme ihtimali de mevcut) 2020’den önce gelmeyecek. Benedict Cumberbatch ve Martin Freeman’ın çekim takvimleri uyum göstermediği için 5. sezon için epey bekleyeceğiz anlaşılan. Bu uzun bekleme süresinde diziyi unutmamak adına gelin diziyi masaya yatıralım: (Dikkat bu içerik eser miktarda spoiler içerebilir!)

Zekasına ve Aurasına Hayran Kalınası Sherlock:

İzlediğimiz her Benedict Cumberbatch filminde/dizisinde kendisinden bir parça arar hale geldiğimiz Sherlock… Tasarlanabilecek en güzel karakterlerden birini “daha iyisi olamaz” dedirtecek kadar iyi uyarlamak herkesin harcı değildir. Bu konuda Mark Gatiss ve Steven Moffat’a ne kadar teşekkür etsek azdır. İlk sezondan son sezona kadar her bölümde çözümleyeceğiniz bir özelliği oluyor Sherlock’un. Bir sosyopatın daha doğrusu yüksek işlevli bir sosyopatın empati kurma aşamasına geldiğini dahi gördük.

Kaşını yukarı kaldırdığı anda birbirinden farklı düşüncelerin beyninde hızlıca döndüğünü hepimiz hissederdik. Bölüm boyunca tahmin edemeyeceğimiz birden fazla şeyi olasılıklarla tek tek hesaplayarak gözümüzün önüne sermesiyle de hayranlığımızı kat kat artırırdı. Kendisini hiç kimsenin alt edemeyeceğine inanırdık ta ki o gelene kadar.

Fazla söze gerek yok “The Woman” 

Sherlock’u manipüle edebilecek kadar güçlü bir zekaya sahip olan kaç kişi daha vardır? Bunların en güzeli kesinlikle Irene Adler. O güzel gözleriyle gördüğümüz ilk andan itibaren bizi etkisi altına alarak en güçlü silahıyla düşünce sistemimizi çökertti. Kısa sürede büyük etki yaratabilen nadir karakterlerden biri olan bu kadını Lara Pulver şahane canlandırmamış mı?

Sherlock’a Olan Aşkına Hayran Kaldığımız Tatlı Kadın: Molly Hooper

Sherlock, ruj rengini fark ettiği zaman dünyalara sahip olmuşçasına sevinen ve her koşulda yardımına koşan bir kadın Molly Hooper. Sherlock’a gerekli kadavra teminini bile sağlayarak ölüm morlukları hakkında bilgi sahibi olmasını sağlayacak kadar muazzam bir insan. Sherlock’un en büyük sırrını paylaştığı tek insan. Her ne kadar bu aşk onu yıpratsa da başkasına gönül de verse bir türlü kopamıyor Sherlock’tan. 4. sezonun finali sonrası neler olur bilinmez ama en az Irine Adler kadar hayran sahibi olduğunu söylememiz lazım.

Sherlock’un tek dostu: John Watson

Sherlock’a tahammül edebilen ve tehlikeden kopamayan bir adam John Watson. Muazzam gülüşüyle Sherlock Holmes kadar hayran toplamasına şaşırmamalı. İyi kalpli, temiz, zeki ama derin düşünme yeteneğine sahip olmayan bir adam. Başına gelen onca işten sonra hala Sherlock’u affetmesi bile mükemmel bir insan olduğunun kanıtı. Başkası olsaydı Sherlock’u boğardı diye tahmin ediyorum. Birçok vakanın çözülmesinde doğrudan etkisi var ve Sherlock’un hayatını kurtardı. Ee daha ne olsun? Bir insanın sahip olmak isteyeceği en iyi arkadaşlardan birisi. Gönlünü kaptırdığı insanın da Sherlock’tan farklı olmaması tehlikeyi ne kadar sevdiğinin göstergesi.

Sır Küpü Gelin: Mary Morstan

  Yılmaz Erdoğan ve Belçim Bilgin Hangi Filmi İzledi?

Kısacık serüveniyle hem John’un hem bizim kalbimizi çalan; ama sakladığı sırlarla güvenilmeyen bir kadın Mary. Hakkındaki sırlar çözülürken hepimiz nefesimizi tuttuk. Sırların çözülmesi pek iyi olmasa da hakkında birçok bilgiye sonunda sahip olabildik. John tarafından affedilmesi de bizim affetmemiz için yeterli oldu tabii. Keşke sonsuza kadar mutlu mesut yaşayabileceği bir evrende tekrar izlesek kendisini…

Herkesin Sahip Olmak İsteyeceği Bir Ev Sahibi Bayan Hudson:

Tam olarak çatlak, sevecen ve meraklı bir ev sahibi Bayan Hudson. Mükemmel geçmişiyle size oldukça farklı hikayeler anlatabilir ve kesinlikle hizmetçiymiş gibi davranılmaması gereken bir kadındır. Spor arabayla hız yaptığı sahne hepimizin favori sahneleri arasına girmiştir ama şaşırtmamıştır. Çünkü Bayan Hudson her şeyi yapabilir!

Dahi Bir Abi: Mycroft Holmes

Kim böyle bir abisi olsun istemez ki? Cevap vereyim: Hiç kimse istemez. Yüksek zekanın getirdiği kibirle ve sürekli birkaç hamle önde olmasıyla insanın sinirini bozuyor. Sherlock’u çok sevdiği konusunda ise hiçbir şüphemiz yok. Sherlock’un etrafına koruma kalkanı kurma ihtimali bile var kendisinin ama kardeşi Sherlock olunca onu durdurmanın pek de mümkün olmadığını biliyor. Dizinin başlangıcında Sherlock’un düşmanı olduğu konusunda çoğu kişi bir tahmin yürütse de abisi olduğunu öğrenmek dizinin ilk ters köşesi oluyor. Dizinin son bölümlerine doğru kendisine duyduğunuz sempati de artıyor. İyi bir insan gibisin be Mycroft Holmes!

Sherlock’tan Çok Çeken Adam Müfettiş Lestrade:

Keşke bizim de içinden çıkamadığımız meselelerde danışacağımız bir Sherlock’umuz olsa! Çözemediği vakıaları Sherlock’a yönlendirerek hiçbir yardımdan kaçınmayan Müfettiş Lestrade, oldukça iyi bir adam. Sherlock da kendisiyle uğraşmayı pek bir sevdiğinden çoğu zaman umursamıyormuş gibi gözükür. Güzel adamdır, severiz kendisini.

Holmes Ailesinin En Küçüğü: Eurus Holmes

Keskin zekasıyla hepimizi dumura uğratan bir kadın. Diziye dahil olup etkisini hemen hissettirmeden birçok şeyi yapması ve muhteşem final bölümüyle neden bunları yaptığını bize göstermesi oldukça etkileyiciydi. Zekasını neden bu yollarda kullandığını anlamak da zorlamadı bizi. Dahi bir ailenin çocuğu olmak da oldukça zormuş. Hele ki Eurus gibi ilgiye aç bir çocuksanız ve aynı zamanda muazzam bir zekaya sahipseniz yapabileceklerinizin pek bir sınırı olmuyor. Finalden sonra neler yaşadığını görmeyi de diliyoruz sevgili Mark Gatiss!

Ve Sherlock’un En Az Onun Kadar Zeki Düşmanı: James/Jim Moriarty

Bir kötü karakter ne kadar fazla sevilebilirse o kadar sevildi kendisi. Zekası, mimikleri ve etkileyici konuşma tarzıyla hepimizi etkisi altına aldı. Sherlock’a rakip olabilecek birinin de böyle olması gerekirdi. Gerek müzik tarzıyla gerek o eşsiz dans figürleriyle krallığını ispat etti. Umarım 5. sezonda şöyle bir 10 dakikalığına da olsa flashbacklerle de olsa görürüz kendisini. Çünkü Sherlock deyince akla Moriarty de geliyor.

Bir dizide birden fazla karakter sevilebiliyorsa ve hatta kötü karakterine bile derin bir hayranlık beslenebiliyorsa o dizi muazzam bir dizidir. Bu kıstasa en uygun dizilerden biri de Sherlock’tur. 2020 yılına kadar tüm Sherlock hayranlarına sabırlar dilerim!

Öne Çıkan Benzer İçerikler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.