Tolga Karel Gladyatör Eğitimi Almış

587

 

 
 “‘Yaprak Dökümü’nden sonra uzun bir süre bir dizi ya da filmde göremedik sizi. Taa ki ‘Bir Zamanlar Osmanlı – Kıyam’ dizisine kadar. Bu projeye nasıl dahil oldunuz diyerek başlamak istiyorum röportajımıza
 
Yaprak Dökümü bitmeden bu projeyle anlaşmıştım ve ön çalışması bir buçuk sene sürdü. Dolayısıyla ben iyi bir iş yapmak istediğim için bana gelen her projeyi kabul etmedim. Bir de Yaprak Dökümü’ndeki canlandırdığım ‘Oğuz’ karakteri salon adamıydı. Ama bu dizide hayranlarım beni çok başka cengaver bir karakter olarak görecek.
 
 
Peki bu dizide olmanıza en önemli etkenler neydi, size cazip gelen?   
 
Cazip gelen şey Türkiye’de Hollywood ayarında bir dizi çekilebileceğine rüyamda görsem inanmazdım ve hala her şey rüya gibi. 20 bin dönüm araziye bir şehir kuruldu. Kapalıçarşı, Topkapı Sarayı, Galata Kulesi, hepsi var. Ortadoğu'nun hemen hemen tamamına satılacak. Başbakanlık da ciddi destek veriyor. Böyle bir proje içinde baş aktör olarak yer almak benim için büyük gurur.
 
 
Dizide ‘Kasım’ olarak karşımıza çıkacaksınız. Rolünüze hazırlanma ve araştırma sürecinde Osmanlılarla ilgili öğrendiğiniz, şaşırdığınız ve sizi etkileyen neler oldu?
 
Altı ay ata binme ve dövüş eğitimleri aldım. 3.5 ay gladyatör eğitimi, 1700'lü yıllara özel diyalekt dersleri aldık. O dönemle alakalı sanırım bir Meydan Larousse serisi okumuşumdur. Çok hassas bir dönem olduğu için, Patrona Halil İsyanı’nın başlamasıyla birlikte geleceğe büyük bir miras bırakacaktır.
 
TÜRKAN ŞORAY’IN ZERAFETİNİ GÖRMEK BÜYÜK DENEYİM!
 
 
Proje tasarımını Ezel Akay’ın, yönetmenliğini Altan Dönmez’in yaptığı dizide, Türkan Şoray’la aynı projede yer almanın hissettirdikleri?
 
Türk Sineması’na adını altın harflerle yazdıran aktristle aynı projede yer almak tabii ki muhteşem bir şey. Ama asıl önemli olan şey, set aralarında insani taraflarını, yardımseverliğini, zarafetini görmek çok daha büyük bir deneyim oldu benim için. 
 
 
TARİHİMİZİ YABANCILARA DA SEVDİREBİLECEĞİMİ DÜŞÜNDÜKÇE UYKULARIM KAÇIYOR!
 
 
‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisi ve ‘Fetih 1453’ filminden sonra ‘Osmanlı’yla ilgili dizilere ve filmlere ağırlık verildi’ söylemleri için neler söyleyeceksiniz?
 
Benim için bu projenin Türkiye yayınından çok, yabancı ülkelerde yayınlanıp büyük ilgi görmesi çok daha kıymetli ve gurur verici.Yaprak Dökümü’nde bu duyguyu bir kez yaşadım. 49 ülkede 200 milyondan fazla seyirciyle buluştum. Bu diziyle de dünyada çok daha büyük kitlelere ulaşacağımı ve şanlı tarihimizi yabancı insanlara da sevdirebileceğimi düşündükçe uykularım kaçıyor
 
OYUNCU HER YERDE OYUNCUDUR. ÖNEMLİ OLAN YAPTIĞINIZ İŞE VERDİĞİNİZ DEĞER!
 
 
Aydoğan Temel’in yazıp yönettiği Fırıldakzade oyununda rol aldınız. Paris Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun biri olarak tiyatroda oynamanız normal. Hatta kaliteli daha birçok oyunda da rol almalısınız. Tiyatroyla dizi oyunculuğunu karşılaştırın demeyeceğim tabii ama şunu sormak istiyorum. Tiyatrodaki oyunculuğunun ve dizi oyunculuğunun sizde yansımaları ne şekilde oluyor? Neleri gözlemliyorsunuz sahnedeki ve ekranlardaki oyunculuğunuza baktığınızda?
 
Ben tiyatro, dizi ya da sinema diye bir ayırım yapmıyorum kendi içimde. Oyuncu her yerde oyuncudur. Ama tabi ki tiyatro ve dizi hiç fark etmez, önemli olan yaptığınız işe verdiğiniz değer ve kıymettir. O yüzden tabi ki her bir proje bebektir. O bebeğin doğması için bile en az dokuz ay gerekir. Anlatabildiğimi düşünüyorum. 
 
 
‘Taşkınlık yaparken de, ağlarken de… İnsanız’ diyorsunuz. Çok doğru ve gayet doğal. Buradan yola çıkarsak… İnsanların sizinle ilgili anlayamadıkları konuların neler olduğunu düşünüyorsunuz?
 
Sorduğun sorudaki bu özellikler zaten insana dair insan olmaya dahil özellikler değil mi Melike? Yani neyi, kimden kaçırıyoruz. Ben Tolga’yım ve ağlamak isteğim zaman her insan gibi ben de ağlıyorum. Sonuçta insanız hepimiz. Ben kimsenin hayatını yaşamıyorum. Sadece ailem, sevenlerim ve kendim için yaşıyorum.
 
 
FAZLA DOĞAL OLDUĞUM İÇİN MAGAZİN BENİM RENKLİ TARAFIMI SEVİYOR!
 
 
45 sayfalık tiyatro oyunu senaryosunu iki günde ezberleyip yönetmenin karşısına çıkmanız, Paris Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun olmanız, gitar çalabilmeniz, şarkılar yapabilmeniz gibi özellikleriniz varken bunlarla ön plana çıkmanız yerine magazinsel haberlerde yer almanızla ilgili olarak neler söylemek istersiniz?
 
Ben açıkçası kimseye benzemeye çalışmıyorum. Farklı olmak için de bir şey yapmıyorum. Herkes gibi yemek yiyorum, geziyorum ve işimi yapıyorum. Bazen filtreyi kaçırdığım oluyor. Ama belki de fazla doğal olduğum için magazin benim renkli tarafımı seviyor.
 
 
‘Yaprak Dökümü’ dizisi bittikten sonra dizideki birçok oyuncu hemen yeni dizilere başlarken sizin, gelen birçok senaryoya rağmen bu zamana kadar bir projede yer almamanız bilinçli bir tercih miydi? Ne gibi sebepler sizi bugüne bu diziye kadar bekletti?
 
Çünkü dediğim gibi gebelik döneminde olduğum için sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek adına çektiğim sancılardır o dönem. 
 
 
 
FAHRİYE EVCEN’İN BİRAZ DAHA YOLU VAR!
 
 
Bennu Yıldırımlar ve Deniz Çakır dışında Yaprak Dökümü oyuncularının dizilerinin tutmaması hangi sebeplerden dolayı…
 
 
Acele edip, yanlış tercih yaptılar. Büyüleri bozuldu. O efsaneden sonra Halil abinin (Ergün), Güven ablanın (Hokna) aynı tipte karakterleri oynamaları olmadı. Gökçe (Bahadır) mesela, koskoca Leyla karakterinden sonra yan rolü kabul etti. Fahriye'nin (Evcen) biraz daha yolu olduğunu düşünüyorum. Değişen tek kişi Deniz (Çakır). Fettan bir gelinken sevimli ve masum bir kız olması seyirciyi çekti. Bennu da ‘Umutsuz Ev Kadınları’ ile başarılı bir tercih yaptı. Tam Turkish. Tutacağı belliydi.
 
 
İMKANLAR İYİ OLDUĞUNDA ZATEN İYİ BİR AKTÖRE PEK FAZLA SÖZ KALMAZ!
 
 
Paris Devlet Konservatuarı’ndan mezun olduktan sonra sinema ve tiyatro eleştirmenliği üzerine yaptığınız yüksek ihtisası göz önüne alarak sormak isterim; yurtdışındaki tiyatro ve oyunculukla bizim oyunculuğa bakışımızla ilgili en bariz farklar nedir?
 
Olanaklar açarsak, imkanlar iyi olduğunda zaten iyi bir aktöre pek fazla söz kalmaz. Bir fark olduğunu düşünmüyorum. İyi oyuncuysanız dünyanın her yerinde iş yaparsınız. 
 
 
KENDİNE BAKTIRMAYI BİLECEKSİN!
 
 
Oyunculuğun matematiğini çözmüşsünüz.
 
Tercihlerini iyi yapacaksın. Seyirci seni izlemeyi sevecek. Kendine baktırmayı bileceksin!
 
Oyuncu olmak istemenizin en önemli nedenini soracak olursam… Neydi size ‘Oyuncu olmalıyım’ dedirten?
 
(Gülüyor) Başka bir yeteneğe sahip olmadığım için herhalde.
 
İrlandalı şair – yazar Samuel Beckett’in ‘Başka bir halta yaramadığım için yazıyorum’ dediği gibi siz de ‘Başka bir yeteneğe sahip olmadığım için oyunculuk yapıyorum’ diyorsunuz yani.
 
Aynen…
 
 
Var mı oynamayı istediğiniz bir eser ya da ‘Şu rolü oynasam başarıyla canlandırırım’ dediğiniz bir karakter?
 
İki senedir bir senaryo yazıyorum. Kısmetse yaz aylarında çekeceğim filmdeki bir karakteri… Şimdilik bu filmim hakkında konuşmak istemiyorum.
 
ÖZEL HAYATIMI BANA BIRAKMIYORLAR!
 
Oyunculuğun avantajlarının ve dezavantajlarının nelerin olduğunu düşünüyorsunuz?
 
Faturalarımı ödüyorum ve aileme bakıyorum en önemlisi. Bu ikisini düşünürsek özel hayatımı bana bırakmadıkları için tabii ki zaman zaman rahatsızlık duyuyorum.
 
RUHUMU RÜZGARA BIRAKIYORUM!
 
Sahne ve oyunculukla ilgili öğrendiğiniz en önemli konular nedir?
 
Ruhunu zaman zaman rüzgara bırakmak ve kimsenin hayatını değil kendi hayatımı yaşamak, var oluşumu anlamaktır.
 
 
Hayat planları değil, hisleri ve duyguları kabul ediyor. Sizce de böyle mi?
 
Kesinlikle katılıyorum. Plan yaparsınız bir saniye sonra kafanıza bir saksı düşebilir. Asıl önemli olan her anı dolu dolu yaşamaktır.
 
İKİ AY SONRA OĞLUMLA TANIŞACAĞIM!
 
Peki ya hayata dair en önemli tecrübeleriniz?
 
Hayata dair en önemli tecrübemi iki ay sonra yaşayacağım. Allah nasip kısmet ederse, oğlumla tanışacağım. Bundan daha büyük tecrübe mi olur?
 
Oğlunuzla tanışmanıza az kaldı. Peki ya aşkla karşılaştığınız anda?
 
Benim için aşk, eşime sarıldığım anlar!
 
Cinsel tercihinizle ilgili söylemlere cevap olarak…
 
Gay'sem çocuğum nasıl oldu?
 
CİDDİ ANLAMADA IŞIK VE MUM TAKINTIM VAR!
 
Duyunca şaşıracağımız ya da bilmediğimiz bir özelliğiniz vardır. Bir tanesini paylaşmanızı rica etsem…
 
Işık ve mum takıntım var. Hem de ciddi anlamda… Gittiğim otel odasında bile ışık sistemlerini değiştiriyorum.
 
Gelelim müziğe… Gitar çalıyorsunuz. Bundan başka Hande Yener, Ebru Gündeş, Özcan Deniz, Hülya Avşar, Nalan, Ebru Yaşar, Petek Dinçöz, Zeynep Mansur gibi isimlerin albümlerinde şarkı sözü yazarı ve besteci olarak imzanız var. Müziğin hayatınıza kanınıza girmesi ve bu isimlere şarkı yapmanız nasıl oldu?
 
Müzik hayatımda hep vardı zaten. Bundan sonrada olacak tabii ki. Bu isimlerin benim yapmış olduğum eserleri söylemeleri bana her daim gurur verdi.
 
BAŞKA DİNDEN VE DİLDEN İNSANLARIN SİZİ ANLAMADAN, KARŞILIKSIZ SEVMESİ İNANILMAZ BİR ŞEY!
 
Bundan sonra yapmak istedikleriniz arasında neler var?
Bu sene birçok ülkeye seyahat etmek istiyorum. Çünkü tarihimizde ilk defa Ortadoğu ve Balkanlar starlığımın önü açıldı. Ve bu şansım benim jenerasyonumda olması Allah’ın bir takdiridir diye düşünüyorum. Başka dinden ve dilden olan insanların sizi anlamadan bile karşılıksız sevmesi inanılmaz bir şey benim için. “
 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.