“Umutsuz Ev Kadınları”: “Çocuklar bizi seviyor”

508

 

 

 

* “Umutsuz Ev Kadınları” eğlenceli olmasına rağmen dramatik öğeler de içeriyor. Siz çekimler sırasında neler yaşıyorsunuz?

– Bennu Yıldırımlar: Evet, mesela bugün Zeliş karakterinin çocuğunu düşürdüğü bir sahne çektik. Doktor bir daha çocuğu olmayacağını söyledi. ınsan böyle bir durumdan ister istemez etkileniyor tabii.

– Ceyda Düvenci: Bence bu hassasiyetimizin anne olmamızla da alakası yok. Her kadının içinde annelik duygusu var diye düşünüyorum. Dolayısıyla anne olmadan da bir çocuğun kaybına aynı hassasiyet gösterilebilir. Biz de çekimler sırasında bu kadınların başına gelenleri içimizde hissediyoruz. 

* İzleyicilerden sokakta ne tarz tepkiler alıyorsunuz?          

– Songül Öden: Kız çocuklarının tepkileri çok enteresan genelde. Çok refleksif tepkileri var. “Bakar mısınız, beni de oynatır mısınız dizide? Size bayılıyorum” deyiveriyorlar. 

– Ceyda Düvenci: Evet, Songül’e katılıyorum. 

– Bennu Yıldırımlar: Ben daha çok annelerden tepki alıyorum. Güzel şeyler duyuyor, mutlu oluyorum. 

– Evrim Solmaz: Benim canlandırdığım Zeliş gayet bakımlı, süslü, kız çocuklarının bayılacağı bir karakter. Bazen “Ne kadar hoş giyiniyorsun” diyorlar. 

Arkadaşlarımın çocukları geliyor, hemen ayakkabılarımı giyiyorlar. ıtiraf edeyim, küçükken de bende böyle bir süslülük hâli vardı. 

– Ceyda Düvenci: Benim oynadığım karakterin dört çocuklu olması, evin içinde çocukların bir oraya bir buraya durmadan koşturması, ama benim onlara hiçbir şey yapmıyor olmam, insanlara eğlenceli geliyor. Çocuklar da, anneler de bu karakteri seviyor. 

* Songül Hanım, sizi ilk kez bir komedide görme fırsatımız oldu. Bu türü sevdiniz mi?

– Songül Öden: Sevdim tabii… Zaten oyunculuk salt drama ya da komedi oynamak değil. Ayrıca yakın çevrem gayet iyi bilir ne kadar komik, eğlenceli biri olduğumu. Ama dediğim gibi sadece yakınlarım… Çünkü biraz çekingenimdir. Bir de Türkiye’de bir rolü uzun süre oynadığınız zaman sadece o tipten ibaretmişsiniz gibi algılanıyor. Başka bir kompozisyon gösterdiğinizde “Böyle bir yeteneğin de var mıydı” diyenler çıkıyor. Evet, bu rolü oynamaktan çok sevk alıyorum ama daha oynayacağımız neler neler var. Bu konuda çok açgözlüyüm.

* Bennu Hanım, sizin canlandırdığınız karakterinse yüzü bir türlü gülmüyor. Hep böyle mi olacak?

– Bennu Yıldırımlar: Haklısınız, artık ben de Nermin’in yüzü gülsün istiyorum. Normalde kendi kendime komiklik yaparım, gayet eğlenceliyimdir ama bana düşen rol bu oldu. Tabii üstlendiğimiz rolleri gerçek yaşama taşımadığımız için kendi hayatımıza kıkırdayarak devam ediyoruz. 

– Songül Öden: Bennu’nun dişleri çok güzel, artık dişlerini görmek istiyoruz (gülüyor). Bence komik bir karakteri başarıyla oynar çünkü normalde de çok komik bir kadın. 

* Bu arada 13 yaşındaki kızınız da sanatla ilgiliymiş Bennu Hanım. Sizin yolunuzdan ilerleyecek gibi görünüyor. Ne düşünüyorsunuz?

– Bennu Yıldırımlar: Ben onu daha 2 yaşını doldurmadan tiyatroya götürmeye başladım. Ama şimdi tiyatrodan ziyade müzikal bir eğitim alıyor. Konservatuvara gidiyordu, şimdi ara verdi. Bir grupları var, beraber müzik yapıyorlar. Oyuncu olmayı da kendisi istiyor, ben yönlendirmedim. Sahnede olmaktan keyif alan bir çocuk.

ŞÖHRETİ YILLAR ÖNCE TECRÜBE ETMİŞTİM

* Evrim Hanım, izleyici sizi “Hanım’ın Çifliği”nde keşfetti, “Umutsuz Ev Kadınları” ile daha yakından tanır hale geldi. şöhret konusunda ne düşünüyorsunuz? 

– Evrim Solmaz: Bunu ilk 1996 yılında, “ılişkiler” dizisini çektiğimiz zamanlar tecrübe etmiştim. Bir restorana gittiğimde “Aaa Evrim Solmaz, bir fotoğraf çekilebilir miyiz” diyorlardı. Eğer bahsettiğiniz şey buysa, yıllar önce yaşamıştım zaten. Ama sonra oyunculuğa üç yıl ara verdim. O ivme biçim değiştirdi. Oyunculuğa döndüğümde ikinci üçüncü derece rollerle başlayıp zamanla tekrar yükselişe geçtim. “Hanım’ın Çiftliği” de beni buraya taşıdı. Halkın ilgisinden ve sevgisinden çok memnunum. Magazin basınının ilgisinden de memnunum ama genelde heyecanlanıyorum. Bazen soruları yanıtlamak konusunda sıkıntıya düşüyorum. Sonuç olarak, ilgi sevilmeyecek bir şey değil. 

* Ceyda Hanım, siz dizinin belki de en enerjik ismisiniz. Dört çocuğa birden yetişmeye çalışıyorsunuz. Gerçek hayatta da dört çocuğunuz olsa, aynı enerjiyi koruyabilir misiniz?

– Ceyda Düvenci: Yok canım, bu kadar fazlasını istemezdim. ıki çocuk olursa olur. Ama dört çocuk hem maddi hem de manevi anlamda zorlar. Yetişebileceğimi, o kadar enerjik olabileceğimi sanmıyorum. 

– Songül Öden: Yanılıyor. Bence o daha fazlasını bile büyütebilir. Ceyda her işe yetişebilen tanıdığım ender insanlardan çünkü…

UMUTSUZ KADINLAR VE ESTETİK

* Yaz sezonu iyice yaklaştı. Burada hazır dört kadını yakalamışken sormak istiyorum, estetik ve zayıflama operasyonlarına nasıl bakıyorsunuz?

– Songül Öden: Benim şimdiye kadar kilo problemim hiç olmadı. Her şeyi yerim, hem de fazlasıyla… Ve kilo almam. O yüzden zayıflamak adına özel hiçbir şey yapmam. Sadece spor yapmaktan hoşlanırım. Ona da vakitsizlikten ötürü bu yıl zaman ayıramadım. 

– Bennu Yıldırımlar: Ben her şeyin doğal yollardan halledilmesi taraftarıyım. Ama sağlık adına ya da kendini ruhen daha iyi hissetmek açısından yapılan estetiğe de kim hayır diyebilir ki? Psikolojisi yerinde olmayan insanların bu işlere kendini fazla kaptırması, gereksiz operasyonlar yaptırması tehlikesi dışında bir sorun yok diye düşünüyorum. 

– Evrim Solmaz: Diyet olmasa da niyet hep var (gülüyor). Ama özellikle yüz estetiğine sıcak bakmıyorum. Bizler aktristiz, mimiklerimiz çok önemli. Onları dondurmak, hissizleştirmek bana doğru gelmiyor. Hatta mesleki anlamda çok büyük bir hata olarak görüyorum. Bu hataya Hollywood yıldızları da düşüyor; yanlış operasyonlar dolayısıyla mimiklerini kaybediyorlar. Kaş yapayım derken göz çıkarmak budur işte! 

– Ceyda Düvenci: Ben geçen yıl doğum yapmış bir kadın olarak aylardır diyetteyim. Sadece üç haftadır yapmıyorum. O da bahar geçişi yüzünden. Birkaç kilo fazlam kaldı sadece, onları da yakında vereceğim. Estetik konusuna gelirsek, bugüne kadar hiç estetik yaptırmadım. Ama karşı da değilim. Kadının kendini güzel hissetmesinin ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Ve şu bir gerçek ki hayat, kadınları daha fazla yıpratıyor. Eve yetiş, kocaya yetiş, işe yetiş; bu arada bir de kendine iyi bakma zorunda olma gerekliliği insanı fazlasıyla strese sokuyor. Dolayısıyla kadın belli bir yaştan sonra kendini iyi hissetmek için estetik yaptıracaksa da yaptırır diye düşünüyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.