Foxtrot

Michael, askerde olan oğlu Jonathan’ın ölüm haberini alarak sarsılır. Çevresindeki insanların yoğun ilgisi ve sözlerinden bunalan baba, öfke nöbetleri geçirerek yas sürecine girer. Michael’ın eşi haberi aldıktan sonra bir baygınlık yaşar ve uyuyup sakinleşmesi için ilaç verilir.  Bu sürecin başlangıcında her saat başı su içmesi için Michael’ın telefonuna alarm kurarlar. İnanılmaz bir teknikle çekilen bu sahnede Michael sakinleştikten sonra yavaşça oturduğu yerden kalkmaktadır. Kamera açısı tavanda duran bir pervane misali Michael’ın tepesinden işler. Sanki karakterin içinde bulunduğu psikolojik baskı ve üzüntünün bir temsili niteliğindedir. Ve karakter ilerledikçe görüntü omuz hizasına gelir. Gerçekten incelikle işlenmiş bir sinematografi!

Foxtrot

Film içinde Michael’ın oyunculuğunun zirve yaptığı anlar oğlunun ölüm haberi ile aslında haberin doğru olmadığını öğrendiği zaman aralığında yaşadığı acının üzerindeki etkisini gördüğümüz anlardır. Evindeki köpeği Max’e olan tavırları bile nasıl bir halde olduğunu anlamamıza yeterlidir . Kendini dizginlemesi, bir şeylerin üstesinden gelme çabası izleyici için en büyük moraldir. Beklenmedik sürprizlerle bezenmiş bu film insanı ilk sahneden içine çeker durumda. Ölüm haberinin yanlış olduğu ve isim benzerliğinden bir karışıklık yaşanması buna örnektir. İşte asıl film gerçeğin öğrenilmesiyle başlar. Haberi alan Michael’ın o an yaşadığı duygu geçişi bünyesini sersemletir. Hal ve hareketlerine mani olamaz. Oğlunu en kısa zamanda eve getirme çabasına girer. Foxtrot’un aslında bir dans olduğunu birçok kişi gibi ben de o an öğrendim. Bir anda kendimizi Jonathan’ın görev yaptığı askeri bölgede buluruz. Film, orada yaşanan olaylara bizleri hazırlamak için komik diyebileceğimiz birkaç sahneyle devam eder. Olayların geçtiği mekanda, fotografik bir dille sunulan görüntüler izleyeni adeta bir görüntü şölenine davet eder. Filmin başlarında Michael’ın Jonathan’ın odasından kimliğini aldığı sahnede çekmecede bir dergi göze çarpar. Kapağında bir kadının çıplak fotoğrafı vardır ve kadının göğüslerinde çarpılar bulunmaktadır. Bu derginin hikayesi askerlerin yaşadığı yavaş yavaş batmakta olan konteynırda izleyiciye aktarılır. Jonathan çizimini yaptığı bu fotoğrafın hikayesini arkadaşlarına anlatmaya başlar ve iki sahne birbirini tamamlar. Kontrol noktasında bulunan bu askerlerin gün içindeki durağan hayatlarına dikkat çekilir. Olaysız geçen sahneler insanda merak uyandırır.  Bir akşam bir araba yanaşır. İçinde bir grup genç sarhoş bir haldedir. Kontroller yapılırken Jonathan arabanın ön koltuğunda oturan kızdan gözünü alamaz. Temiz olduğu anlaşılan gençlerin gitme zamanı geldiğinde arabanın kapı kısmına ön koltuktaki kızın kıyafetinin sıkıştığı anlaşılır. Kızın kapıyı açmasıyla bir bira şişesi yere düşer. Askerlerin bulunduğu psikolojik durum şişenin el bombası sanılmasına yol açar ve araba ağır silahlarla kurşun yağmuruna tutulur. Bu sahne bizlere yorum bırakmaz. Helikopterle askerlerden sorumlu olan bir adam kontrol noktasına gelir. Yaşanan bu yanlış anlaşılmanın sonucunun üzerinin örtüleceğini söyler. Bu sırada bir telefon gelir ve Jonathan eve dönecektir. Bir araçla eve dönüyor olduğunu görürüz ve burada beklemediğimiz bir şeye şahit oluruz. Bir çizgi roman mantığıyla filme destek sahne konulur. İlk başta çözmeye çalıştığımız bu anın Michael ve eşinin yas dönemine bağlanması yalnızca hayran duyulacak bir durumdu. Gerçek anlamda Foxtrot, yaşanan acıları mizahi anlatışlarla seyirciye sunmakta. Filmin başlangıç sahnesinin son sahneyle  bağdaştırılması kafalardaki karışıklığı çözer. Jonathan eve dönerken arabanın önüne çıkan bir deve yüzünden aracın şarampole yuvarlanmasıyla yaşamını yitirir.

  Epik "Direniş Karatay"a Yener Çevik'ten Rap Şarkısı

Foxtrot

Zekice tasarlanmış bu film senaryosu dışında oyunculuklarıyla izleyenleri filmin içine alarak görüntü tekniklerinin de ne kadar mükemmel olduğunu bizlere sunuyor. Sekanslar arası ince akış sert bir filmi yumuşak bir bedene büründürüyor. Sahne geçişleri ustalıkla sağlanmış ve başarılı bir kurgu örneğine imza atılmış. Filmin durağan yönü seyirciyi sıkar gibi olsa da izleyeni filmden koparmamayı da başarıyor. Sinema dili açısından bakıldığında her konuda cesur olduğunu söylemek gerek. Foxtrot’un, İsrailli yönetmen Samuel Maoz’un savaş karşıtı ‘’Lebanon’’ filminden  beri çektiği ilk film olduğunu düşünürsek sadece takdir etmek gerek. Filmin başrol oyuncusu Lior Ashkenazi, gerçekleştirdiği performansı ile kendini  gerçek oyunculuğun örnekleri arasında gösteriyor. Yaşanan acılar ancak bu denli iyi anlatılabilirdi.

Öne Çıkan Benzer İçerikler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.